#10

13.3K 1.2K 543

1. Beden dersinde matematik dersi işleyen öğretmen.

Bonzai çekip geliyor sanırım derse, niye böyle yaptın ki sen bize? Neden hayatımın en güzel zamanını okul bahçesinde futbol oynayarak eğlenmek varken sınıfta olasılık problemi çözdürerek mahvettin? Özel hayatının hıncını bizim kırk dakikalık eğlencemizden çıkartan öğretmenlere yazıklar olsun.

2. "İyi sen daha iyisini yap o zaman." insanı.

Ben sana sadece yanlış yaptığın yeri gösterdim, eksiğini tamamlaman ve güzel bir iş çıkartman için tavsiyede bulundum. Tersleme zorunluluğun yoktu...

"İyi sen daha iyisini yap o zaman."

"Çok biliyorsun sanki gel kendin yap o zaman."

Gereksiz atar, yersiz tepki.

3. Kızlar tuvaletine küçük bir kabile halinde giden bayanlar.

Erkekler olarak masada oturuyoruz ve kızlardan birisi yanındakine kaş göz işareti yapıp ayağa kalkıyor. Ardından masada oturan tüm dişi halk kalkıp gidiyor. Bizde kısa süreli bir şaşırma, garipseme, masaya çöken ani ve uzun sessizlik... On dakika sonra başlayan "Tuvaletin deliğine mi düştüler acaba?" düşüncesi, "Biriniz gidip bakın şunlara, ben gitmem sen git." kavgası.

Birde kapının önünde sevgilisini/eşini/kardeşini bekleyen zavallı erkekler var. Beklerken de "Acaba içeride ne yapıyor ?" sıkıntısı, akla gelen fesat düşünceler. O kadar kişi bir tuvaletin içinde... Erkek olmak zor zanaat.

4. 99'u 100 yapmayan öğretmen.

Nasılsınız sayın öğretmen hanım? Orta okulda aldığım 99'u 100 yapmadınız diye mutlu oldunuz mu? Egonuz tatmin oldu mu? Ya işin şakası bir yana bizim okulda ortalaması 49'da kalan öğrenciyi performansla geçirmeyip zorla telafi sınavına sokan öğretmen var. Bu kadar mı vicdansızsınız siz? Düşünün ki çocuk sınava girdi stresten yapamadı düşük aldı, otomatik olarak not daha çok düştü. O zaman ne olacak peki? O bir puanı maaşınızdan mı kesiyorlar? Bir yerinizden mi eksiliyor o 1 puanı verince? Mezarınıza götürecekseniz söyleyin insanlar burada not için telef olmasınlar.

5. Altı saatlik alışverişten hiçbir şey almadan dönen kadın.

Saatlerce gezip market arabasıyla eve gelen annemi anlıyorum ama beş saat dışarıda gezdikten sonra 'alacak bir şey bulamadan' diye eve dönen kardeşimi anlamıyorum. Tamam gez spor yapmış oluyorsun bu iyi bir şey ama beni niye peşinden sürüklüyorsun? Ben senin aldığını taşımak zorunda mıyım? Veya geziyorsun o kadar en azından şu mağazalara gir saçma sapan da olsa bir şey al ki boşuna gezmiş olma.

6. Çocuğu ile iletişim kurmayı bilmeyen ailenin aptallığı.

Bağırıp çağırarak, bir şeyi açıklamadan direkt olarak hakaret ederek veya çok önemli bir aletmiş gibi telefonu almakla korkutmaya çalışmak ucuz bir harekettir. Çocuğu boş şeylerle tehdit ederek istediğini yaptırmaya çalışan ebeveynler, eğer bunu okuyorsanız, asla başarılı olamayacaksınız. Çocuk telefonunu istediği için geçici bir süre istediğinizi yapsa bile elde etmek istediği şeyi geri aldığında ciddi anlamda ağzınıza sıçar.

Ebeveyn odaya giriyor, çocuğunu bilgisayar başında görünce söylediği şeyi aynen açıklıyorum:

"Böyle devam et, sakın kalkma bilgisayardan aferin." ve odadan çıkıp gidiyor. Çocuk doğru mu yoksa yanlış mı yaptığının ayrımına varamıyor. Ardından ebeveyn tekrar gelip çocuğa bağırıp çağırıyor. Bu asla sağlıklı bir iletişim şekli olamaz. Geçmişinde yaşadığı sorunların acılarını çocuklarından çıkartan ebeveynler çocuklarını psikologlarda süründürmeye mahkumdur.

Fazla ciddi oldu bu da...

7. Türkiye'de çocuğun gördüğü değer = Filmin en güzel yerinde giren reklam, çitlenen çekirdeğin acı çıkması, Survivor'da ünlülerin ezikliği.

Ben bu başlığı daha uzatırdım da...

Türkiye daha fazla gerileyemeyeceğini düşündüğüm sıralarda rekorlara imza atıyor. Şimdi hiç gelip bana savunmayın millet uzaya giderken biz tarla köşelerinde eşek sikiyoruz. Tamam bilim konusunda birçok ülke ile yarışır vaziyetteyiz ama bilim çocuk istismarına bir şey yapmadığı sürece yeni çıkan telefonun bana faydası ne ki?

Türkiye çocuk istismarında ilk üç, çocuk işçiliği ve çocuk gelinlerde birinci sırada. Bu ülkede kendi öz çocuğuna tecavüz eden, evladını para karşılığı satan, döverken öldüren insanlar varken lütfen bana gelişmişlikten bahsetmeyin.

Türkiye'de her gün böyle şeyler yaşanırken benim yaptığım yazım yanlışına takılıp bana hakaret eden var. Bazen harika insanlar olduğunuzu düşünüyorum.

8. Matematik dersinde başarılı olanların zeki sanıldığı ülke; welcome 2 Turkey.

Başlık her şeyi açıklıyor zaten... Ayrıca ben dört işlemden sonrasının büyük bir gereksizlik olduğunu düşünüyorum.

Bunca yıldır yaşıyorum ve hayatımın hiçbir alanında, sınavlar dışında, endoplazmik retikulum saçmalığını kullanmadım. Yolda yürürken deltoid üçgeni ile karşılaşmadım ve hiçbir iş başvurusunda binom teoreminin sorulmadığından eminim.

9. +Bayan -Çok naziksin. +Karı -Terbiyesiz...

Hayatımın çoğu alanında yargılandığım gibi bu konuda da yargılanıyorum. Bayan diyen erkek nazik olurken karı diyen ben kıro oluyorum. Nü kelimesini çıplak karı resmi olarak açıkladığım için bana terbiyesiz diyen kızlar var. Fakat sorun şurada; karı kelimesini ben değil Türk Medeni Kanunu söylüyor.

"Belediye başkanının bana verdiği yetkiye dayanarak sizi KARI-koca ilan ediyorum."

Şimdi böyle söyleyince arkadan Boss Ass Bitch şarkısı çalsın falan istiyor insan. Vine ruhuma işlemiş...

10. Her kelimemi eleştirmeyi seven grup.

Naber?

Öncelikle tek taraflı bana cephe alarak yazdığınız küfürlerin hepsini okuyorum. Sanırım suskunluğum asaletimdendir ruh halini bırakıp bir açıklama yapmam gerekiyor.

Öncelikle Erkek Anatomisi kitabı ile ilgili konuşmak istiyorum; kitap ırkıma hakaret veya küçümseme değil. Kendimi ve arkadaşlarımı eleştirdiğim, kendimce yanlış gördüğüm hemcinslerimin davranışlarını eleştirmekti. Fakat bazı arkadaşlar bu kitabı kızlara yaranmak için yazdığımı düşündü, ne diyebilirim ki, gerçeği ben bildiğime göre kimseyi bir şeye inandırma yükümlülüğüm yok. Canınız sağolsun.

Ayrıca bu kitabın birinci bölümünde düşünmeden küfür eden insanlar var. Öncelikle birinci bölüm 1. madde ile başlamak istiyorum. 2005 yılında TDK kurul üyelerinin değişmesiyle birlikte yazım kuralları değişti. Siz yeni sözlüğü bilirsiniz bende eskisini bilirim. Bana saydırmak yerine biraz araştırma yapsaydınız yazdığım şeyde bir yanlış olmadığını bilirdiniz.

Ayrıca tükürük kızlarla ilgili yazdığım şeyi herkes üzerine alınmış, dinlediğiniz müziğe ya da arabada oturma şeklinize laf etmedim. Değinmek istediğim şey Türkiye'deki altyapı sorunuydu fakat okurlar ve ön yargıları yine sahnede.

Ve şu serviste şarkı söyleme olayı ayrıca kezotelli kelimesi. Serviste bağırarak şarkı söylerek insanları rahatsız etme hakkınız var mı? Toplum içinde uyulması gereken yazısız kurallar vardır ve siz ben söylediğimde bundan rahatsız oluyorsanız benden kaynaklanmayan bir sorun var demektir. Ayrıca siz mi çok yenisiniz ben mi eski kafalıyım bilmiyorum ama kezban kelimesi kızlar için kullanılan bir hakaret değil yalancı anlamına gelen bir kelimedir. Cümleyi tekrar okursanız, beş altı defa kadar, anlarsınız. Fakat saydırmak daha kolay değil mi?

Ucuz ve iğrenç bir insan olduğumu yazdığınız cümlelerin hiçbirisini ciddiye almıyorum, bana küfür ederek bulunduğunuz konum çoktan belli olmuştur zaten. Fakat bu ülkede insanlar düşünceleri yüzünden hapse giriyor, ben sizden küfür yemişim çok mu? Bundan sonraki bölümlerde küfür yazmak yerine sizi rahatsız eden bölümü bana söyleyerek açıklama beklerseniz görmek istediğiniz saygıyı görürsünüz.

Ciddi oldu ama bu konuşmanın bir yerde yapılması gerekiyordu. Çaldım yine birkaç dakikanızı, helal ediverin.

Çok Güzel Hakaretler BunlarBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!