55. Bölüm

11.5K 713 103
                                    

Selamlar herkese:)) Nasıl gidiyor tatil? Benim gitmiyor çünkü:D Umarım sizin iyi geçiyordur:))) Bölümler gittikçe uzuyor benim de maalesef hepsini çevirmeye vaktim kısıtlı oluyor. İlk fırsatta burada olmama rağmen yine de gecikiyor. Kızmayın olur mu?

İyi Okumalar!^^


Sokakta yürürken rüzgar saçlarımı perçniliyordu ben de bir yandan sıkıca ceketimi kendi etrafıma sarıyordum. Yanaklarım soğuk havadan dolayı kızarmışlardı ve ayakkabılarımın topuk sesleri kaldırımda tınlıyordu.

Aaron ile buluşmak için gidiyordum. 

Harry'e yalan söylediğim için kendimi korkunç hissediyordum fakat her gittiğim yeri ona söylemeye ihtiyacım yoktu. Bildiğim kadarıyla Harry kendi dairesinde televizyon izliyordu ve bildiğim kadarıyla benim de markete gittiğimi sanıyordu.

Benim Harry'nin üzerindeki ani koruyuculuğum olmasaydı bunu yapıyor olmazdım. Ancak Cuma günü onun oldukça yaralanmış olduğunu görmek beni incitmiş ve kalbimi kırmıştı ve artık Harry'nin Aaron tarafından incinmesini istemiyordum.

Aaron'ın attığı iki mesaj ve telefonda söylediği yeri artık çok iyi hatırlıyordum.

Apartmanından on blok aşağı in ve köşeden dönüp oradaki patikaya gel.

Köşeden döndüğümde korku iyice bedenimi ele geçirmişti. Bu buluşma ne hakkında olacaktı tam anlamıyla hiçbir fikrim yoktu ancak bu durum için yanımda biber gazı getirmiştim.  

Bn dar sokakatan girereken Aaron'da binalardan birine yaslanmıştı. Benim ona yaklaştığımı görünce sırıttı.

'' Rosie seni görmek ne güzel. '' dedi alay eder bir biçimde. '' Yalnız gelmiş olduğuna güvenmek istiyorum? ''

Başımı salladım.

'' Neysse ki ben de aynısını yaptım. '' dedi dikleşerek.

'' Ne istiyorsun? '' diye çıkıştım.

'' Hadi, sadece bir dakikalığına dohbet edebiliriz değil mi? ''

Yavaş yavaş nefesimi verdim.

'' Nasılsın? '' dedi.

'' İyiyim. ''

'' İş iyi mi? ''

'' İyi. ''

'' Peki ya Harry? ''

'' Harry iyi. '' 

'' İyi, iyi. Peki ya onun için olan duyguların? ''

Kaşlarımı çattım ve yutkundum. '' Varolmayan. ''

'' Varolmayan? ''

'' Harry için hiçbir şey hissetmiyorum. ''

'' Buna inanmak benim için epey zor. ''

'' Biz dostuz o kadar. '' Peki şu an Aaron'ı mı yoksa kendimi mi ikna etmeye çalışıyordum?

'' Anlıyorum. '' dedi Aaron gülerek.

'' Neden beni buraya çağırdın? '' dedim hızlıca konuyu Harry'den uzaklaştırıp başka yöne çekme ümidiyle.

'' Amcam senden bir iyilik istiyor. '' dedi.

'' Bir iyilik? ''

'' Evet. Bir iyilik. ''

'' Ne tür bir iyilik? '' Kalp atışım hızlandı.

'' Sen akıllı bir kızsın, Rose. Oldukça dikkatli birisin ve bu epey iyi bir yetenek. Arzulanan bir yetenek. '' Aaron ileri doğru adımladı ve ben de geriye doğru adımladım. '' Wolfe Şirketler adına çalışman için senin bize gelmeni istiyoruz. ''

Bunula birlikte tamamen şaşırmıştım. '' Sizin için çalışmak? ''

'' Evet. Sen maliye ile birlikte çalışamazsın ama eğer gözlerin ve kulakların fazladan birer çift olurlarsa bu şirket için oldukça yararlı olacaktır. '' 

'' Kabul etmezsem ne olur? ''

'' Basit. Bildiklerimi Alec'e söylerim. ''

Kafamı salladım. '' Hayır, bildiklerini Alec'e söylemeyeceksin. '' dedim çenemi kilitleyerek.. Ona doğru bir adım adım attım. '' Ona söylemeyeceksin çünkü eğer arkanda yedeklediğin on adam olmasaydı Harry ve Zayn senin zavallı kıçını tekmeleyeceklerdi ve sen de bunu çok iyi biliyorsun. Bunu senin yüzünde görüyorum. ''

Aaron soğukkanlılığını yeniden kazanmadan bir an önce mahçup görünüyordu. '' Sen yanılıyorsun, Rosie. ''

'' Hayır ben yanılmıyorum. Eğer sen, Alec'e, Harry, Zayn ve Niall hakkında birşeyler söylemek için bir harekette bulunacak olursan, onlar da senden sonra gelecekler ve seni yalnız bir anında yakalayacaklar. '' Bu tehdit edici yanımın nereden  geldiğini bilmiyordum ama bunu oldukça sevmiştim.

'' Bu saçmalık. ''

'' Bunu gerçekten şansa bırakmaya istekli misin? '' dedim, yanıp sönen gözlerimle ona doğru bir adım daha atarken. '' Doktor oğlan? ''

Aaron çenesini sıktı.

Olabildiğince ateşli bakışlarımı yapmaya çalışarak ona baktım.

'' Sınırlarını zorluyorsun Rosie. ''

'' Sınırlar. Senin bende belirlediğin sınırlar gerçek sınırlarım değil, Aaron. Bunu ikimizin de bildiğini düşünüyorum. ''

Aaron tamamen ve düpedüz yenilgiye uğramış gibi görünüyordu.

Harry'nin alaycı görünümünden ve davranışlarından bende de oluşmuş gibiydi.

'' Eğer başka birşey yoksa gideceğim. ''

Aaron uzağa bakıyordu. '' Pekala. ''

Kendi etrafımda dönüp yürümeye başlamadan hemen önce aklıma çarpıcı birşey gelmişti. '' Ah, Aaron? ''

'' Ne? '' dedi.

'' O gün ne yapıyordun? Sarhoşken beni aradığın gün? ''

Gözleri parladı. '' Amcam onun yeni müvekkilleri için bir parti düzenlemişti. ''

'' Bende öyle düşünmüştüm. Hoşçakal Aaron: '' dedim ve sırıttım.

Ben köşeden dönüp o sokakatan çıkarken Aaron'ın da nefesinin altından '' Lanet olası kaltak. '' der gibi olduğunu hissetttim.

Eve dönüşüm soğuk olmuştu ve ben soğuktan tamamen donan ve artık hissetmediğim ellerime eldiven takmadığım için kendi kendime lanet okumuştum.

Şükran günü gelecek haftaydı ve Kristal bize bie haftalık bir tatil vermişti. Bir şirketin bunu yapması oldukça garipti ancak son çeyrek yılın geliri oldukça yüksek olmuştu ve Harry'nin dediğine göre tüm herkes bu tatilden faydalanmıştı. Bu hafta tahminen karlı geçeceği için işe gitmek zorunda olmayacağımdan oldukça memnundum.

Ben sıcak lobiye girerken bir elim de saçlarımdan geçiyordu ve derin bir nefes aldım. Asansörü çağırdım ve geldiğinde binerek beşinci kata çıktım ve anahtarlarımı çıkardım.

Harry'i kanepede otururken gördüğümde kendi kendime izin verdim ve ağzımdan ufak bir çığlık kaçırdım. 

Kapıyı arkamdan kapattım ve kapıya yaslanıp, avucumu göğsüme bastırarak '' BEni korkuttun. '' dedim. Yedek anahtarların Harry'de olduğunu unutmuştum.

'' Korkuttum. '' dedi ancak sesi soğuktu ve bende hemen gardımı aldım.

'' Neden, ah...neden buradasın? '' diye sordum.

'' Aldığın yiyecekler nerede? '' diye sordu benim dorumu es geçerek.

;Kahretsin.

Dudağımı ısırdım. '' Poşetler. ''

'' Sen bana market alışverişine gideceğini söyledin, söylemedin mi? '' diye sordu Harry yavaş yavaş. Bakışları sertti.

'' Ben...ben onun yerine kuaföre gitmeye karar verdim. ''

Harry başını salladı. '' Rose boktan bir yalancısın. ''

O bana doğru adım attıkça be geri adımlıyordum ve sertçe yutkundum.

'' Sen gerçekten beni tamamen salak olarak mı görüyorsun? '' diye bağırdı gözleri yanıp sönerken. '' Gerçekten dün seni arayanların listesini,göremeyeceğimi mı düşündün? '''

Bana birkaç adım daha attığında nefes alış verişim hızlanmıştı.

'' Ve sonra sen bana yalan söyledin, yalan söyledin.Neden yalana ihtiyaç duyduğun hakkında hiçbir fikrim yok. '' dedi Harry çenesini sıkarken.

'' Ben de senin bana güvendiğini düşünüyordum, Rose. Bunu kendin bana söylemiştin. Bana güvendiğini sö-- ''

Hidden | (Türkçe)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin