46. Bölüm

9.1K 630 59
                                    

Merhabaaa! Sık gelmiyor biliyorum evet ama bayramda bol bol çevirmeye çalışacağım:)
Hepinizin bayramı şimdiden mübarek olsun. İyi bayramlar!:)

Ve İyi Okumalar!:***


'' Rose, '' diye cevapladı Jason hattın diğer ucundan. '' Beni araman ne kadar güzel. ''

'' B--benimle buluşabilir misin? '' dedim aceleyle, kalbim çılgınca atıyordu.

'' Seninle buluşmak mı? '' duraksadı. '' Nerede? ''

'' Uh... '' Çevreme bakındım. '' Sekize yetmiş dördüncü köşede bir kahve dükkanı var. ''

'' Pekala. ''

Telefonu kapattım ve köşeye yürüdüm, kahve dükkanının dışındaki masalardan birine oturdum. Bunu yaptığıma inanamıyorum. Jason New York'tan ayrılmamın - tek nedeni olmasa bile- başlıca sebebi. Ve buna rağmen, buradayım, oturduğum addenin sonunda, lanet bir kahve dükkanında, konuşmak için onu bekliyorum.

Düşüncelerim Harry'e kaydı. İster inanın ister inanmayın, ama eve döndüğümde gerçekten onu görmeyi diliyordum. O iyi bir arkadaş olduğunu kanıtladı ve sanırım buna ihtiyacım vardı. Ama hala ufak bir parçam onun hakkında daha  fazla şey öğrenmem için başımın etini yiyordu.  O çok fazla sırra sahip, bunu biliyorum. Her zaman onun hakkında yeni şeyler öğreniyorum, ve  bin defa daha karanlık şeylerle karşı karşıya gelecekmişim gibi görünüyordu. O ay gibi, Harry'nin--bir parçası daima gizli.

Aniden kucağımdaki telefon vızıldadı. Aceleyle açtım.

'' Merhaba? ''

'' Hey, senin postan yine benim posta kutuma koyulmuş. Neden bunun olmasına izin verdin?  ''

Harry'nin oyunbaz ses tonu sinirlerimi yavaşça düşürdü ve güldüm. '' Üzgünüm. '' dedim.

'' Sadece benim kapıma bırakılmış ve eve varınca onu alacağım. ''

'' Çok iyi. '' Hattın diğer ucundan hışırtılar geldi.

'' Hary? '' diye mırıldandım.

'' Hmm? ''

'' Bana...bana inanıyor musun? ''

'' Bu da ne demek? ''

Yutkundum. '' Ben bir şey yapmak üzereyim...büyük bir şey. Bana inanabilir misin? ''

Haarr birkaç saniye sessiz kaldı. '' Elbette bunu yapabilirsin. ''

'' Sözleri aracılığıyla kalbime bir sevinç yollamaya başladı ve bütün vücudum gevşeyerek açıldı. Aslında bana ne yaptığımı sormaması - beni rahatsız etmemesi veya bütünüyle soru sormaması- içimde ona karşı güçlü bir sevgi kabarcığı büyüttü.

'' Bu tamamıyla duymaya ihtiyacım olan şeydi. '' diyerek nefes verdim. Titrekçe güldüm, kalbim hala çarpıyordu. '' Teşekkürler, Harry. ''

'' Her zaman, Rosie. '' Ses tonundan gülümsediğini çıkarabiliyordum.

'' Yeniden, gitmeliyim. Posta için özür dilerim. '' gülümsedim.

'' Üzgün olmana gerek yok. Yüküyle dergi aboneliklerin var ve ben bunların yarısını bile duymadım. ''

'' Hoşça kal, Harry. ''

'' Hoşça kal, Rosie. ''

Telefonu kapattım ve iç çektim, Harry'nin sesini duymamla beraber sinirlerim yavaşça yok olmuştu. Bakışlarımı kucağıma indirdim.

'' Rose Knight. ''

Ürktüm ve Jason'ın bakışlarını karşıladım. Aşağı, bana doğru sırıttı. Uzun boyu benimkini aşıyordu. Yok olmuş sinirlerim yeniden şiddetli bir deprem dalgası gibi vücudumu titretti.

'' Otur. '' dedim basitçe ve o da uyarak, küçük masada karşımdaki sandalyeye oturdu. 

'' Eee, '' dedi, arkasına yaslandı, gözleri uğursuz bir ışıltıyla parlıyordu. '' Senin için ne yapabilirim? ''

Sözleri beni korkuttu ama kendimi toparladım. Nefes aldım. '' Elizabeth'e doğruyu söylemene ihtiyacım var. ''

Kaşlarını çattı. '' Ne hakkındaki doğru ? ''

'' Ne olduğunu biliyorsun. '' gözlerimi kıstım.

Oturduğu yerde yayıldı suratında bir sırıtma belirdi. '' Ve neden bunu yapmalıyım? ''

'' Çünkü lanet olası bir yıl oldu, Jason. '' dedim. '' Bunu ne kadar daha böyle tutmayı düşünüyorsun? Bu pratikçe ailemi parçalıyor. ''

'' Ben bunun neresindeyim? ''

'' Bir şey yapmak için onun içinde olmak zorunda mısın ''

'' Rose, bence sadece o gece neler olduğunu unutuyorsun. ''

'' Lanet olasını unutmuyorum, Jason. Bundan vazgeç tamam mı? Lütfen. '' Ses tonum sonlara doğru çatladı.

Jason çenesini sıktı. '' Bilmiyorum, Rosie. '' dedi ve ben kendimden geçtiğimi hissettim.

Aniden kızgın bir öfke hissettim. Bu çocuk bir çok çatışmaya ve bir çok acıya sebep olmuştu ve bunu ben yaşamıştım. Harry'nin kelimeleri aklıma geldi.

Tabi ki bunu yapabilirsin, Rosie.

 '' Biliyor musun Jason? '' Ben koltukta daha dik oturdum. '' Acınacak haldesin. Gittiğin her yerde bu yalanlarını da yanında taşıyorsun ve bunun etkisinin benim üzerimde bir yıl sonra bile devam etmesi umrumda değil. Bunu nasıl yapabildin? Elizabeth'i hiç mi sevmedin? Eğer onu gerçekten seviyor olsaydın bunu asla yapmazdın. '' diye tısladım, gözlerim parlıyordu.

Jason benim ani patlamam karşısında şaşırmış görünüyordu ve buna sevindim. Onu şaşırttığıma sevindim, şaşırıp bir şey söyleyememesine sevindim. İtaatkar, sessiz Rose sonunda konuşmuş ve neye ihtiyacı olduğunu söylemişti. 

'' Sadece ona doğruyu söyle. '' dedim. '' Bir kez olsun lanet olası bir adam ol ve Elizabeth'e lanet olası gerçeği söyle. ''

Oturduğum yerden kalktım, kabanımı kaptım ve sarındım. Sokaktaki rüzgar sert darbeler halinde burnumda ve yaaklarımda dondurucu bir etki bırakıyordu.

'' Yarın ayrılacağım, '' dedim ona. '' O zamana kadar bunu yapmanı tercih ederim. ''

Topuklarımın üzerinde döndüm ve sokağa dönerek yürüdüm, omuzlarımdan biraz yük kalkmış gibi hissediyordum. Bu işkenceli yıl bok gibi hissetirmişti çünkü bu oğlan sert bir rüzgar darbesi gibiydi. Bu gece belleğimdeki anılar sonsuza dek silinecek ama Jason'ın bunu yapacağını üstü kapalı söylemesi biraz acı vericiydi. 

Ailemin evine tekrar adım attığımda montumu portmantoya astım. Annem kapıda kimin olduğuna bakmak için mutfaktan dışarı çıktı ve gözleri yumuşaklıkla kabardı. 

'' Rose. Tanrım şükürler olsun. '' dedi, bana doğru yürüdü ve beni bir kucaklama içine çekti.

'' Nereye gittiğin hakkında hiçbir fikrim yoktu, ben-- ''

'' Anne, ben yirmi üç yaşındayım. '' onun saçlarına doğru güldüm.

'' Biliyorum, biliyorum. '' dedi, bana bakmak için kendini uzağa çekti. '' Fakat sen her zaman benim küçük kızım olarak kalacaksın. ''

Annemin açıklamasıyla aniden ağlayacak gibi hissettim.  Portland'a taşınmanın bu kadar zor olacağını düşünmediğim için üzerinde bir kez daha düşünmemiştim-sadece buradan defolup gitmeye odaklı olduğum için. Onu bırakmak için çok istekli olduğum zamanlarda çok dertli olmalıydı. 

'' Seni seviyorum, anne, '' dedim. '' Ve sen ve babam hakkında çocuk gibi davrandığım için özür dilerim. ''

Kafasını salladı. '' Bunu sendensakladığım için özür dilerim. '' dedi. '' Bu doğru değildi. ''

Farklı bir insan gibi hissediyordum-- Düzenli Rose asla Jason'ı aramazdı veya açıkça annesinden özür dilemezdi. Düzenli Rose asla kendisini odasına kitlemezdi  ve boşa zaman harcamak için el yazmalarını düzenlemezdi. Düzenli Rose hala Aaron ile sevgili olurdu ve Harry'den nefret ederdi.

Düzenli Rose'dan nefret etmeye başlamıştım. 

Bir anda, bir cesaret patlaması ortaya çıkıverdi ve annemden uzaklaştım, Elizabeth'in kapısının önünde durdum.

'' Ne yapıyorsun? '' diye sordu annem.

'' Düşmanlığı kurutuyorum. '' diye cevapladım Elizabeth'in yatak odasının kapısına parmak eklemlerimle vururken.




Hidden | (Türkçe)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin