23.Bölüm

1.7K 118 12

Burcu
Hastane olayından 1 hafta geçmişti. Ama Murattan bir haber çıkmamıştı. Sanırım her zaman yaptığı gibi yine blöf ediyordu. Zaten onun hangi sözü doğru çıktı ki bunda doğru çıksın?
Bu gün nihayet cumartesiydi. İki gün setimiz yoktu. Bu gece ben, Berk, Tolga ve Hande hep birlikte partiye dalmayı düşünüyorduk. En son ne zaman eğlendiğimi bile hatırlamıyorum. Bu gün çok güzel bir gün olacaktı.
Gözlerimi ovuşturup yatakta döndüm ve yanımda hala uyuyan Berke baktım. Gülümsememek mümkün değildi. Evet, tam 1 haftadır birlikte yaşıyorduk. Hastaneden çıkar çıkmaz kolumdan tutup beni kendi evime götürdü ve hemen eşyalarımı topladı. Murattan sonra daha da ısrarcı oldu. Onun böyle halleri hoşuma gidiyordu. Kendimi güvende hissediyordum. Şimdilik kendi evimle bir şey yapmamıştım. Öylece duruyordu. Berkin evine çok tez alıştım. Berk bunun için elinden geleni yapıyordu. Zaten onun olduğu her yerde ben rahattım. Her gece onun kollarında uykuya dalmak,her sabah güzel gülüşüne uyanmak huzurun ta kendisiydi. Elimi kaldırarak yanaklarında gezdirdim. Sanırım sakallarını okşamak en çok sevdiğim şeydi. Elmacık kemiklerinde parmaklarımı gezdirerek gülümsedim. Bu adam benim hayatımın hediyesiydi. Hayatıma mutluluk getirmişti, ilk günden beri gülüşüne aşık olduğum adam şimdi varlığıyla dünyama renk katıyordu. Elimi geri götürmek istediğimde birden Berk bileğimden tuttu ve gözlerini açarak gülümsedi.

"Kalkma, bir az daha yanımda kal" uykulu sesle diyip elimden beni çekerek sıkıca sarıldı. Gülerek göğüsüne vurdum.

"Sen deminden beri uyanık mıydın, artist?"

"Nolmuş uyanıksaydım, sevgilimin okşamalarının tadını çıkarıyordum" boğuk sesle gülerek dediğinde aptallar gibi sırıttım. Gözlerimi kapatarak ben de onun kollarında kaslarımı gevşettim ve bir süreliğine o kollarındaki huzura bıraktım kendimi.

"Bu akşam gidiyoruz değil mi?"

"Evet canım, gidiyoruz. Ama senin elbiseni ben seçeceğim ona göre" yarı şaka yarı ciddi şekilde dediğinde kollarını patakladım.

"Başlama yine Berk, neden sen seçiyormuşsun?" Alayla sorduğumda kollarıyla beni hafifçe itip çatık kaşlarla yüzüme baktı.

"Sen benim katil olmamı mı istiyorsun?"

"Allah aşkına, güldürme beni Berk" diyerek güldüğümde başını boynuma gömerek kulağımın altından öptü.

"Ne kadar çekici ve akıl çelen bir güzelliğinin olduğunun farkında değilsin, Burcu. O güzelliği sadece ben görebilirim. O yüzden, tartışmasız konuşmasız elbiseni ben seçeceğim. Böyle partileri bilirim ben, ac kurtlar dolaşıyor" boynuma mırıldandığında gülerek kafamı salladım.

"Zaten bana da yalnızca sen lazımsın. Tamam bu seferlik izin veriyorum, ama sakın bunu alışkanlık haline çevirme" sırtını parmaklayarak söylediğimde güldü. Boynumu tekrar öpüp üzerimden kalktı. Ben de yorganı üzerimden fırlatarak terliklerimi giydim esneyerek yataktan kalktım. Berk bir şey demeden lavaboya girince ben de hırkamı üzerime atıp mutfağa geçtim. Pencereden baktığımda hafif yağmurun yağdığını görünce otomatik olarak gülümsedim ve hemen pencereyi açıp ferah havanı ciğerlerime soktum. İşte, işte hayat buydu, güzellik buydu. Zaten iyi bir keyifle kalkmıştım, yağmur beni daha da iyi hissettirmişti. Yavaşça bir şarkı mızıldanarak çayı koydum ve kahvaltı hazırlamaşa başladım. Berk için omlet yapıp kendime iki tane sosis kaynattım. Sadece bir haftaydı birlikte yaşadığımız ama, sanki yıllardır birlikteydik. Bir birimize o kadar çok alışmıştık ki, artık kopacağımızı hiç sanmıyordum.

"Yine yağmur ve yine sen. Pencerenin açık olduğunu tahmin etmiştim. Allahım, ne kadar iyi tanıyorum seni" Berk mutfağa girerek alayla güldüğünde ona bakıp sırıttım.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!