3.Bölüm

2.3K 137 29

Bu bölümü Labrinth-Jealous şarkısını dinlerken yazıyorum. Siz de dinleyin, çok güzel şarkı.

Burcu

Set bitmişti. Karavanda öylece oturup kalmıştım. Setin yarısı çoktan gitmişti bile. Bense sadece hareketsizce kalıp karavanın penceresinden Berkle sevgilisini izliyordum. Evet, kız sete gelmişti. Sanırım birlikte biryerlere gideceklerdi. İçimde fırtınalar vardı. Gözlerimden yaşlar süzülüyordu. Karanlıkta oturmuştum, o yüzden görmediler beni. Aslında hiç kimsenin beni böyle halde görmesini istemiyordum. İnsanların karşısında ağlamayı hiç sevmezdim. Hele arkadaşlarımın karşısında asla. Murattan sonra hiç kimse, ama hiç kimse beni ağlayan görmemişti, ben çünkü ondan beri ağlamıyordum. Sadece olaydan sonra bir kere kriz geçirmiştim ve o zaman da sadece Tolga vardı yanımda. Şimdi de oturup onları izlerken krize yakın bir şeyler geçiriyordum. Berk beni bir günde iki defa artık ağlatmayı başarmıştı. Kendi bilmeden bile karşımdaki sahneyle dünyamı yıkıyordu. Kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum ama olmuyordu. İkinci kez aşık oluyordum, ama bu da karşılıksızdı. Halime acıyla güldüm. Ah, Burcu, budur her halde senin kaderin. Kimse seni sevmeden öleceksin. Kahkaha krizine girdim. Bir tarafdan yaşlar akıyordu, diğer tarafdam da gülüyordum. Sanırım kafayı yemeye başlamıştım. Hala onları izliyordum. Berk eğilerek Simgeyi öptü. O zaman sanki kalbime bıçak saplamıştı. Ne diye izliyordum ki? Neden kendime acı veriyordum ki? Bilmiyordum. Yok biliyordum ama. Kafama sokmak istiyordum, yine sonu olmayan bir işin peşinden koşmak istemiyordum. Ve onları izleyerek kendime bir ders vermeye çalışıyordum. Hani kendime söz vermiştim? Noldu şimdi? Ne diye şimdi elin kızının sevgilisine aşık oluyordum ki? Gözlerimi onlardan çekip koltuğa yaslanarak tavana baktım. Sanırım bu gece kendim gidecektim eve, Berk her halde beni çoktan unutmuştu bile. Tekrar pencereden baktığımda orada yoktular. Evet, kesin unuttu beni. Tam da bunu düşünürken telefonuma bir mesaj geldi, açıp okuduğumda daha bir damla süzüldü gözlerimden. Berktendi.

Hırçınım, çok özür diliyorum, bu akşam seni eve götüremeyeceğim, bir işim çıktı. Ama sabah tam 8de kapındayım.

Güldüm. Al işte. Doğru düşünmüştüm. O işinin ne olduğunu ben biliyordum. Cevap vermedim. Eşyalarımı toparlayıp aynada kendime baktım. Yüzüm gözüm şişmişti. Ben yine bu hale kalacak mıydım ya? Daha yemi kendime gelmiştim, şimdi de gidip Berke aşık olmuştum. Of, Burcu, of! Kendine verdiğin sözü tutmazsan işte böyle olursun! Gözlerimi silip saçlarımı düzelttim. Hadi bakalım, hiç bir şey olmamış gibi buradan çıkıp hayatıma devam edecektim. Yüzüme sahte gülümseme koyup, karavandan indim, gülümseyerek sette kalanlara iyi geceler dedim ve bahçenin kapısından kendimi dışarıya attım. Tam da taksi çağıracakken, durdum bir anlık. Eve gitmek istemiyordum. Bu halde eve gidersem ne yapacağımı biliyordum. Dondurma yutup amerikan romantik filmlerini izleyecektim. Aman, istemiyorum. Bara gitmeyi karar verdim, bari bir az dans edip içip kafamı dağıtırdım. Tolgayı aramayı düşündüm, ama vazgeçtim. Bu gece yalnız kalmam daha iyiydi. Bu yakınlarda bir bar vardı, yürüyerek oraya gitmeyi karar verdim. Hava güzeldi, hafif rüzgar vardı. Bir eylül akşamı için bir az serindi, ama ben severdim böyle havaları. Bara doğru yürürken hafiflemişti içim bir az, böyle havalarda gezinti hep iyi gelirdi. Bara yetiştiğimde içeriye girip hemen içki almaya gittim. İçerisi adamla doluydu. Yürürken bazıları bana bakıp duruyordu. Sanırım diziden tanımışlardı. Bir alkollü mohito sipariş edip, etrafa baktım. Çoğu dans ediyordu. En sevdiğim Avicii şarkısı çalmaya başladı. Hemen mohitomu da alıp kendimi dansa verdim. Çok hafiflemiştim. Kafam gerçekten de dağılıyordu. Yalnızdım evet, ama eğleniyordum. Mohitoyu başıma çekip bol bardağı bir masaya bıraktım ve deliler gibi dans etmeye başladım. Hiç kimse umrumda değildi. Dışarıdan belki de sarhoş çılgın bir kıza benziyordum, ama sarhoş değildim. İçimin nasıl kanadığını hiç kimse bilmiyordu, göstermiyordum, göstermeyecektim. Dans ederken, birden iki el belimden kavrayıp kendisine çekti. Baktığımda tanımadığım sarhoş bir çocuk bana yıllaşmaya çalışıyordu. Kaşlarımı çatıp ellerimle omuzlarından ittim.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!