4.Bölüm

2.2K 141 22

Burcu
Kardeş sözü karşısında etrafımda kurduğum duvarların yerine fırlamasını hissettim. Kendimi salak gibi hissediyordum. Adam beni kardeşi gibi görüyordu ya, ben ne aşkından bahsediyordum? Ne diyordum ben?
Berk benden ayrıldı ve sıcak gözlerle bana baktı.

"Anladın mı?"

"Evet anladım, abi!" Dedim soğukça,abi sözüne bastırdım. Bir anlık yüzü düştü, nedenini anlayamadım, ama sonra gülümsedi ve yüzümden kıstık aldı. Bense boş boş ona bakıyordum.

"Artık ben gideyim"

"Nereye gidiyorsun ya? Otursana konuşalım bir az, bana şu sevgilini anlat. Kardeşin değil miyim ben senin?" Sözlerim bıçak gibi içimi kesiyordu, ama Berk bunu göremiyordu. Çünkü yüzümde sahte gülümseme vardı. Evet, ben bir mazoşisttim. Ama bunu yapmalıydım, Simgeden bahsettiğinde o suratını görmeliydim, çünkü başka türlü kalbime söz geçiremiyordum. Kafasını salladı ve geri oturdu. Beklentiyle bana baktı.

"Ee, ne duymak istiyorsun?"

"Bilmem, işte her şeyi." Kendi ellerinle kendini uçuruma sürüklemek bu demek olmalı.

"İşte, bilmiyorum, bir anda her şey başladı. İlk bakıştan aşktı. Ben Simgeye çok aşığım, Burcu, bir daha onun kadar hiç kimseyi sevemem bence. Yani o kadar çok seviyorum" dediğinde dünyamı yıktığını bilmiyordu. Evet, Berk demek ki beni iyi tanımamıştı, çünkü benim asıl gerçek hislerimi yüzümden okuyamıyordu. Ya da ben çok iyi oyuncuydum. Acaba hangisi? Bilmiyordum.

"Aşk güzel şey, ama insanın canını çok yakar" dedim yavaşça ve acıyla. Gözlerini bana doğru çevirdi.

"Neden? Hiç aşık oldun mu?" Ciddiyetle söyledi. Yüzü bomboştu. Onun bu tepkileri benim kafamı çok karıştırıyordu.

"İki defa" dedim başımı dik tutarak. Gözlerini kıyarak bana baktı. Kaşımı kaldırarak ne var anlamında baktım.

"Demek aşık oldun. Sen anlat bakiyim"  ellerini sinesinde birleştirdi ve ciddi ifadeyle bana baktı. Anlatayım mı ki? Bilemiyordum. Gerçi ben Berke güveniyordum. Derinden nefes alıp koltuğa yaslandım ve başımı arkaya atarak tavana baktım.

"İlk kez aşık olduğumda onun da beni sevdiğini düşünüyordum, yani o öyle diyordu. 1 ay falan çıktık, ben her gün geçtikçe daha da aşık oluyordum. Sonra işte bir gün tesadüfen bir telefonda konuştuğunu duydum. O zamanlar ben Muhteşem Yüzyılda oynuyordum ve yani beni baya bir tanıyan olmuştu ve az da para almıyordum. Meğerse beni kullanıyormuş, hiç sevmemiş, hatta onunla yüzleştiğinde benden tiksindiğini ve sadece para, şöhret için benimle birlikte olduğunu söyledi." Gözlerim doldu yine anlattıklarımı hatırlayınca, ama ağlamayacaktım. Asla bir damla bile artık Murat için dökmek niyetinde değildim. Kendimi toparladım ve bir süre gözümü kapattım. Aklımı boşalttım, olayları sildim beynimden. Bir kez anlattım, ve bir daha anlatmak istemiyordum. Gözlerimi soğuk ifadeyle açtım ve Berke döndüm. Sinirliydi, üzgündü. Bana sanki acırmış gibi bakıyordu.

"Ne o? Yoksa acıdın mı?" Dedim gülerek.

"Hayır acımadım. Sana acımıyorum, o şahsiyetsize acıyorum. Nasıl bir insani kaybettiğinin farkında bile değil. Ağır olmuş bu, güçlü kızsın sen. Sana baktığımda kiminse sana bu kadar acı yaşattığını tahmin bile edemezdim. Seni takdir ettim"dedikleri kalbimi yerinden fırlattı. Söyledikleri hoşuma gitmişti. Ama yüzüne söylemedim. Çok hislerimi ona belli etmek istemiyordum. Zaten Muratı da neden anlattıysam. Ama Berkti bu, beni bir anda açabiliyordu. Sanki tüm
kilitlerimin anahtarları ondaydı, o da hangisini ne zaman kullanacağını biliyordu.

"Peki ya ikincisi?" Uzum süre cevap vermedim. Ben ona bakıyordum, o bana bakıyordu. Bunu onun yüzüne söylemek çok ağırdı. Hatta ne diyeceğimi bilmiyordum. Ama ağzım konuştu birden. Canımı yakan sadece bir kelime söyledim.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!