34.Bölüm

1.5K 99 21

Berk
Uludağa vardığımızda arabadan inerek temiz havayı içime çektim. Huzurluydum, mutluydum. Ama aklımı iddia durmadan kurcalıyordu. Kazanmam lazımdı ve Burcuyu bu şekilde kaçırıp dağevinde unutamayacağı iki gün ona yaşatmak istiyordum. Ama daha ne kadar ona dokunmadan kalabilecektim, bilmiyorum. Bunu düşündükçe daha da deliye dönüyordum.

"Sevgilim? İyi misin?" Burcunun tatlı sesi fikirlerimi bölünce gözlerim onun şeytanca gülümseyen yüzüne doğruldu. Gözlerim kıyıldı.

"İyiyim canım, sen nasılsın?" Kaşımı kaldırarak sırıtışla sorduğumda dudaklarını büzerek gözlerini kırptı.

"Taş gibiyim valla, bundan daha iyi olduğumu hatırlamıyorum" ellerini göğüsünde birleştirerek güldüğünde kaşlarımı havaya kaldırarak alayla başımı salladım.

"Biz burda bir şey mi kaçırıyoruz acaba?" Hande bir bana, bir Burcuya şaşkınca bakarak sorduğunda ikimiz de gülümseyerek dönüp Tolgayla ona baktık.

"Yoo, her şey iyi canım. Ee, Tolgacığım? Hallettin mi odaları?" Burcu sorduğunda Tolga kendinden razı şekilde anahtarı bize uzattığında tam da elimi atıp anahtarı götürmek istediğimde, Burcu önden davrandı.

"Hadi Hadeciğim, biz odamıza çıkalım" dediğinde şaşkınca ona döndüm.

"N-nasıl yani? Biz birlikte kalacaktık hani"

"Artık öyle değil canım. Hadi Handeciğim" Burcu sırıtarak valizini alıp önden gittiğinde üçümüz de arkasınca böm böm kala kalmıştık.

"Yok, yok kesin bir şey oldu" Hande dudağının altında mırıldanarak kendi valizini götürüp Burcunun arkasınca gitti. Üzerimde bakışlar hissettiğimde dönüp Tolgaya baktığımda beni kızgın gözlerle seziyordu.

"Ne bu abi? Ne yaptım yine sen?"

"Ya of hiç sorma abi, saçma bir iddia işte. Neymiş efendim, bir gün boyunca bir birimize dokunmamalıyız. Ne diye kendimi bu işin içine sokuyordum ki?" Valizime bir tekme atarak ellerimi saçımdan geçirdim.

"Al işte, ikiniz de delisiniz. Sizin yüzünüzden sevgilimle bir rahat zaman geçiremeyeceğim ya" Tolga gözlerini devirerek söyleyip valizini alarak asansöre doğru gitti.

"Ah, Burcu, ah!" Söylenerek ben de arkasınca gittim.

"Ya Tolga yardım et, benim bu iddiayı kazanmam lazım, yoksa Burcu beni babasıyla tanıştıracak." Dediğime pişman oldum, çünkü bir saniye sonra Tolga kahkahalara boğuldu.

"Ya ne gülüyorsun oğlum?"

"Bak şimdi moralim yerine geldi. Çok iyi olmuş sana. Hadi bakalım, kolay gelsin Berkçiğim, beni de pis işlerine hiç alet etme" Tolga gözünü kırparak asansöre girdiğinde öldürücü bakışlarla ona bakıyordum.

"Gelecek misin?" Tolga masumca gülümseyip dediğinde derinden nefes çekip asansöre girdim. Anlaşılan bu yolculuk benim için bir cehennem olacaktı.
Odamıza yerleştikten sonra hepimiz lobide buluşarak kayak sürmeye karar verdik. Sırıtıyordum, çünkü Burcuyu kendime dokundurmak için bir planım vardı.

"Burcu, canım? Birlikte biz kayalım mı?" Ona güzelce gülümseyerek dediğimde Burcu kaşlarını kaldırarak kahkaha attı.

"Tabii, sen aklınca bir yere takılıp yüzü üste düşeceksin, sonra kalkamıyorum diyip beni yanına çağırarak yardım isteyeceksin, ben de sana elimi uzatacağım. Oldu canım, hı, sen hayaline devam et" konuşmasını bitirdiğinde afal afal yüzüne bakıyordum. Arkada Handeyle Tolganın kıkırdaşmalarını duyabiliyordum.

"Yuh" ağzımdan sadece bu kelime çıkmıştı. Çünkü tam da planımın ortasına etmişti. Gitti güzelim plan. Şimdi daha başka bir şey düşünmem lazımdı.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!