Final

1.5K 86 23

"Ya anne, babama bir şey söyler misin, hoşlandığım çocuğa manevi baskın yapıyor sürekli!" Duygunun sesini koridordan duyunca istemeden gülümsedim. Kafamı sallayarak mutfağın girişine baktım ve bir kaç saniye sonra 11 yaşlı kızımla babası içeriye daldı. Duygunun yüz ifadesi karşısında kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum. Sinirinden nerdeyse kızarmıştı. Babasından aldığı gözleri ise öldürücü bakışlarla Berke bakıyordu. Gülümseyerek gözlerimi kızımdan Berke kaydırdığımda yüzü ciddiydi, amma gözlerindeki o şeytani eğlenceyi görebiliyordum.

"Berk, kızımızı neden bu kadar üzüyorsun?" Sahte kaş çatışıyla dediğimde Berkin gözleri bende odaklandı ve dudağını ısırdı. Gülmemek için kendini zor tutuyordu.

"Burcu, daha 11 yaşında, ne çocuğundan hoşlanması? Derslerine odaklanması lazımken, aşk meşk işleriyle uğraşıyor. Olmaz ki ama böyle. Bir de hoşlandığı çocuğu görsen! Böyle tipsiz-"

"Ya Babaa!" Duygu nerdeyse sinir krizi geçirmek üzereydi. Durumun gittikçe ciddileşeceğini gördüğümde, Duyguya yaklaşarak ona taraf eğilip tombil yanaklarını avuçlarıma aldım.

"Güzel kızım benim, sen git şimdi üzerini değiştir, ben babanla konuşurum, tamam mı? Ama bak bu sohbet burada bitmedi, daha seninle de konuşacağız. Tamam mı?" Yumuşak sesle dediğimde Duygu bir şey demeden sadece kafasıyla onaylayınca kısa kahve renkli saçlarını okşayarak alnına öpücük kondurdum ve mutfaktan çıkmasını bekledim. Çıktığı an gözlerimi Berke doğrulttum ve kaşımı kaldırdım.

"Berk, sen napıyorsun?" Sorduğumda Berk kocaman gülümsedi ve bana doğru gelerek ellerini belime sarıp dudağıma küçük buse kondurdu.

"Kızımıza hayatı anlatmaya çalışıyorum. Allah aşkına, Burcu, 11 yaşında aşık olmak ne demek?"

"Tamam, haklısın, ama bunu kızımızı krize sokmadan da yapabilirsin, sakince anlatabiliriz. O çocuğa yine naptın?" Kaşlarımı çatarak sahte kızgınlıkla baktığımda Berk gözlerini devirdi.

"Bir şey yaptığım yok, sadece eğer bir daha kızıma yaklaşırsa, 12 yaşında hala altını ıslattığını tüm okula söyleyeceğimi dedim" gülerek dediği sözler karşısında kaşlarım havaya kalktı ve kahkaha atmamak için kendimi zor tuttum. 13 senedir evli olabiliriz, ama bu adam hala çocuk ruhunu hiç kaybetmemişti ve ben hala ilk günkü gibi ona delicesine aşıktım.

"Allah aşkına, sen nerden biliyorsun?"

"Duyguyla konuşmalarını dinledim" omuzlarını silkerek normal bir şeymiş gibi dediğinde gülerek başımı omuzuna koydum.

"Sen hiç düzelmeyeceksin değil mi?"

"Burcucuğum, macera ve eğlence ruhunu hiç bir zaman içimizden eksik etmememiz lazım. Tamam, Duyguyu sinirlendirmiş olabilirim, ki şimdi gidip gönlünü alacağım, ama gerçekten çok eğlendim. Ama bak bu hoşlanma konusunda gayet ciddiyim. Daha 11 yaşında, ne erkeği ya? 25 yaşına kadar erkek falan yok! Dersleriyle ilk önce ilgilenmeli!"Savunan baba moduna girince başımı omuzundan kaldırıp Berke hafifçe gülümsedim. Bu defa yüzünde eğlence yoktu. Elimi kaldırarak kirli sakallı yüzünde gezdirdim.

"Canım, birtanem, zaten 11 yaşında aşık olunmaz. Sadece çocukça birşey, bu kadar üstüne gitme. Hem zaten ben şimdi onunla konuşacağım ve anlaşıp bu konuyu hep birlikte kapatacağız." Berk yeniden gülümseyerek dudaklarıma yapışıp beni kısa, ama tutkulu şekilde öptü. Hala ilk öpücüğümüzdeki gibi içimde kelebekler fırtına ediyorlardı.

"Seni seviyorum" benden ayrılıp dudaklarıma fısıldadığında kocaman gülümsedim.

"Ben de seni seviyorum. Şimdi gönlünü almamızı bekleyen bir tane kızımız var yukarıda. Bak normal şekilde, dalga geçmeden davranacaksın, yoksa babamı arar, birtanecik torununu üzdüğünü söylerim!" Babamın ismini duyar duymaz Berkin yüzü buruştu. İstemeden kahkaha attım. Babamla ilk tanışlığını sanırım Berk ömür boyu unutmayacaktı. Babam tam bir hafta boyunca Berki adeta kendi kölesine dönüştürmüştü. Yapmadığı şey bırakmamıştı, hatta soğuk kış havasında denize atlamayı bile yaptırmıştı çocuğa. Tabii ondan sonra hasta Berki de çekmek bana kalmıştı. Şimdiye kadar Berke bildirmemişti, ama babam aslında onu sevmişti. Belki de bana aşık olan erkekler arasında sevdiği tek kişi Berk olmuştu ve de o şansımdan kocam olmuştu.

"Tamam, tamam, yeter ki babama bir şey söyleme" Berk tiksinerek titrediğinde bir kez daha kahkaha atarak el ele birlikte yukarıya kızımızın yanına çıktık. Kapısını çaldığımda sesini duyunca, birlikte içeri girdiğimizde yatağında uzanmış, odasının tavanındaki yıldızlara baktığını gördük. Birlikte hiç bir şey demeden, yatağına yaklaşıp, Berk bir tarafına, ben de bir tarafına yattık. Bir süre sessizce hepimiz yıldızları izledik.

"Kızım, şaka yaptığımı biliyorsun değil mi? Ben asla öyle bir şeyi hiç kimseye söylemem" Berkin sesi sessizliği bozunca Duyguyla ikimiz de ona döndük. Berk sıcak ve sevgi dolu gözlerle Duyguya bakıyordu. Yüzüme gülümseme oturdu. Duygu Berkin bu dünyadaki en kıymetli varlığıydı. İkimizi bir ayrı seviyordu. Duygu başını hafifçe babasının omuzuna yaslayınca Berk saçlarına öpücük kondurdu.

"Biliyorum, baba, bir az önce sana bağırdığım için özür dilerim. Ama sen de fazla üzerime geliyordun"

"Ben senin üzerine gelmiyorum, güzel kızım. Sadece aşk için bir az küçük olduğunu söylüyorum. Sen şimdilik derslerine odaklan, daha karşıda seni öyle bir aşk bekliyor ki, onun yanında şimdi hissettiğin gülünç gelecek. Ben de bir zamanlar senin yaşında oldum, unutma ve şimdi o zamanki düşüncelerim karşısında sadece kahkaha atmak istiyorum. Hem nasıl bir aşkı bulduğumu da görüyorsun. Her şeyin kendi zamanı var, bunu demek istiyorum" Berkin dedikleri karşısında içimde gurur hissi tavan yaptı. Bu adam kadar güzel baba olmayı bilen daha başka bir erkek tanımıyordum. Hala aynı sıcak gözlerle bir bana, bir kızımıza bakıyordu. Elimi kızımın saçları arasına atarak hafifçe okşadım.

"Babanın kullandığı yöntem yanlış olabilir, ama doğru söylüyor, bitanem. Sen daha çocuksun, her şeyin en güzeli de çocukluk yaşlarında yaşanıyor. Aşk da güzel ama, çocukluk kadar masum bir hiss yok bu hayatta. O yüzden çocukluğunu yaşa, istediğini yap, eğlen, arkadaşlarınla zaman geçir, hayatın tadını çıkar, çünkü hayatın en güzel anlarını yaşıyorsun. Hoşlanma demiyoruz, sadece bir tek ona odaklanma. Derslerin var, ailen var, arkadaşların var. Tamam mı güzel kızım? Aşk da güzel, ama aşık olduğun an büyüdüğün andır." Bir süre sustu, hiç bir şey söylemedi, düşünceyle gözleri kıyıldı. Berkle bir birimize baktık. Duygu yaşına göre çok akıllı bir kızdı ve ne dediğimizi anlayacağından emindik ikimiz de. Sadece çocuksu hayallerini kırmaktan çok korkuyorduk.

"Tamam, anlıyorum. Zaten o kadar da çok hoşlanmıyordum. Anne, baba, ben de bir zamanlar büyüdüğümde sizin gibi güzel bir aşk yaşar mıyım sizce?" Duygunun verdiği soru karşısında tutuldum, içime sıcaklık girdi. Gülümsedim ve aşk dolu gözlerle Berke baktım. O da aynı ifadeyle bana bakıyordu.

"Daha güzelini yaşarsın, kızım"

"Ben daha güzelini değil, sizinki gibisini istiyorum. Sıcak, mutlu bir aile istiyorum" heyecanla masum gözleriyle bir bana ç, bir babasına bakarak yarısı dökülmüş dişlerini gösterince güldüm.

"Sen het şeyin en güzelini yaşayacaksın, canım. Ama şimdi değil. Sadece nolursa olsun, biz babanla her zaman senin yanındayız, bunu asla unutma, olur mu?"

"Biliyorum, anne. Sizi çok seviyorum" diyerek bir elini benimkiyle, diğerini Berkle bileştirerek Duygu ikimize de aynı anda kısıldı ve gözlerini kapattı. Berkle bir birimizde odaklı kalmıştık, gözlerimi bir birimizden alamıyorduk. İkimizin de gözleri dolmuştu. Başarmıştık. Duyguya sevgi dolu bir ailenin nasıl olduğunu göstermeyi, yaşatmayı başarmıştık. Bir zamanlar yaşadığımız korkular, panikletin sonuçunu şimdi görmüştük. Gururla bir birimizi izliyorduk. Çok yol aşmıştık birlikte, çok insanlar, çok acılar geride bırakmıştık, ama sonunda mutlu olmayı başarmıştık. Mutluluğumuzun pıtırcığı da şu an aramızda uykuya kalmıştı.

"Seni seviyorum" Berk havaya sakince fısıldadığında gözümden bir yaş damladı.

"Ben de seni. Her zaman. Sonuna kadar..."

Ve budur. Bir hikayemi daha final yapmayı nihayet başardım. Maalesef artık SavNaz yazamıyorum. Dargı ve tüm ekip içimdeki o sevgiyi ve heyecanı öldürmeyi başardılar. Ve şimdi yazabildiğim kadar teker teker hepsini maalesef final yapacağım.
Umarım beğenirsiniz.
Sizleri seviyorum❤️

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!