11.Bölüm

2.7K 139 32

Burcu

Program bitince Hande televizyonu kapatıp bana döndü. Öylece oturmuş, televizyona bakıyordum. Yüzümde aptal bir gülümseme vardı. Berk gerçekten benim için çaba göstermeye başlamıştı ve bu benim çok hoşuma gidiyordu. Böyle devam ederse daha fazla karşı koyamayacaktım. Gerçekten beni bu kadar istiyor muydu ki? Şarkı söyleyişine de hayran kalmıştım. O hissesini ben de çok seviyordum. Sözleri sanki kulağıma fısıldamıştı. Bu sırada telefonum titredi. Elime aldığımda Berkten geldiğini görünce yüzümdeki gülümsemem büyüdü.

En kötüsüne hazırım benimle gelirsen, yalnızlığa iki biletim var... Çok umuyorum ki, programı izlemişsindir. Seninle birlikte olduğumu dünyaya haykırmaya hazırım. Her şey senin bir evet cevabına bağlı... Sette görüşürüz, hayatımda olmasını istediğim kadınım.

"Çüşşş! Ohaaa!" Handenin sesiyle irkilip ona baktığımda benimle birlikte mesajı okuduğunu gördüm. Yanaklarım kıpkırmızı oldu. Bana kadınım demişti. Ama bu haksızlıktı. Böyle sözlerle beni eritiyordu ama. Napacağım ben?

"Hande, ya beni üzerse?" Ağlamsı bir sesle sorduğumda Hande gözlerini devirdi.

"Kızım, aşk zaten hep üzülmeyi göze almaktır. Yani diyelim ki, Berk olmadı, başka sana deliler gibi aşık olan biri oldu. Sanki o hiç bir zaman seni üzmeyecek mi? Bak, diğerlerini bilemem ama, Berk seni asla isteyerek üzmez. Bundan adım gibi eminim. O sana çok değer veriyor, Berki ikimiz de aşağı yukarı tanıyoruz. Onun öyle biri olmadığını sen kendin de bal gibi biliyorsun. Adım atmaman senin kendi korkaklığın. Bence Berk için risk etmeye değer" ciddiyetle bana bakarak dedi. Doğru söylüyordu. Benim kendi korkaklığımdı ve ben bunu Berkin üzerine atmaya çalışıyordum. Murat bende öyle bir iz koymuştu ki, onlardan kurtulamıyordum. Ama Berki de kaybetmek istemiyordum. Kararımı almıştım, akşam konuşacaktım, eğer o da gerçekten beni söylediği kadar istiyorsa, denemek istiyordum.

"Tamam, haklısın, akşam setten sonra onunla konuşacağım"

"İşte böyle, güzelim! Yürü be, kim tutar sizi!" Dediğinde ikimiz de güldük. Bu karar içimi rahatlatmıştı. Umarım doğru şeyi yapıyorum. Handeyle kalkıp üstümüzü değiştirerek hafif kahvaltı yapıp, Handenin arabasıyla sete gittik. Sete vardığımızda ikimiz de karavana girdik. Sadece Tolga vardı. Bizi gördüğünde ayağa kalkarak gülümsedi ve ikimize de sarıldı. Bana bakıp kıstık aldı.

"Fıstık, nasılsın bakalım? Dur tahmin edeyim, bu günkü o itiraflardan sonra süper olmalısın. Yanılıyor muyum?" Dediğinde güldüm. Hande karşıma geçerek kolunu Tolganın omuzuna dayadı ve gülerek bana baktı.

"Aynen öyle, Tolgacığım, kızımızın buz kalbi çoktan erimeye başladı bile. Bir az daha ve bir adet BurBerk karşımızda olacak"

"BurBerk ne be?" Kaşlarımı çatarak sordum.

"Sizin adınız canım. Bundan sonra Burcu ve Berk değil, sadece BurBerk var!" Sözleri yanaklarımı kızartmıştı, ama kalbime yağ gibi yayılmıştı. Çok hoşuma gitmişti. İkisine de kocaman bir gülümseme atıp kuaförün yanına geçerek koltuğa oturdum ve 10cu bölümün repliklerini çalışmaya başladım. Oha! SavNaz öpücüğü vardı, hem de iki kere. Allahım, bayılacağım. Ben şimdi Berkin mükemmel ötesi dudaklarımı bir kez daha dudaklarımda hissedersem gerçekten düşüp bayılacağım, hem de o kadar insanın karşısında. Soğuk ter bastı,  ama yapacak bir şey yoktu. Bu sırada karavana sırıtan bir adet Berk daldı. Elinde baktığımda replikler olduğunu görünce neden sırıttığını anladım. Domatese dönmüştüm nerdeyse, tüm bedenim yanıyordu. Bana yaklaşıp eğilerek kulağıma fısıldadığında sanki bir anlık aklım gidip geldi.

"Hazır mısın, prenses? Seni öyle bir öpeceğim ki, aklını başından alacağım" diyerek aynadan göz kırptı ve yanıma oturarak sırıtmaya devam etti. Cevap verememiştim. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Yani bu kadar olayım içinde bu gün mu olmalıydı bu sahne? Of! Bakalım başımıza ne gelecek.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!