28.Bölüm

1.7K 104 18

Berk
Teklifim karşısında Burcu şaşkın şaşkın yüzüme bakıyordu. Mum ışığında yüzü bir ayrı güzeldi, o an yeniden dudaklarına yapışmamak için kendimi zor tuttum. Bir bana bir de elindeki yüzüğe bakıyordu.

"Ama... Ama Berk, bir az erken olmadı mı?" Sorduğunda gülümsedim. Üzerinden kalkarak elinden tutup onu da oturma pozisyonuna getirdim. Yukarı kaymış dar elbisesini çekiştirip bana döndü. Bu kız bir gün kesin beni deli edecekti. Ellerini avuçlarıma alarak kocaman açılmış gözlerine baktım.

"Bak, Burcu, kabul ediyorum, daha bir aydır sevgiliyiz, ama bu yüzük hemen evlenelim manasına gelmez. Sadece parmağında bana ait olduğunu tüm dünyaya haykıran bir yüzük olsun istedim. Kısa süre sevgili olabiliriz ama, her ne kadar klişe seslense de, ben sende ruh eşimi buldum ve bunun değişeceğini hiç düşünmüyorum. Şimdi anladın mı beni?" Sakince diyip sorduğumda gözleri doldu, güzel yüzüne tebessüm oturdu.

"Demek sana ait olmamı gösteren bir şey almak istedin. Peki bu yüzüğün adı ne o zaman?" Şapşalca sorduğunda gülümsedim.

"Dediğim gibi, sözlenme yüzüpü gibi kabul et. Yani pek yakında benden evlenme teklifi alırsan şaşırma diye aldım bu yüzüğü" göz kırparak dediğimde yüzü kızarınca yaslanıp yanağına uzun bir öpücük kondurdum, teninin kokusunu içime çektim. Geri çekilip yüzüne baktığında hala o güzel gülümsemesi ordaydı.

"Teşekkür ederim, Berk, gerçekten çok duygulandım ve şu an ne diyeceğimi bilmiyorum" sesi boğuk çıktığında ne kadar çok duygulandığını anlamıştım. Elimin tersiyle yanağını okşadığımda elime yaslandı.

"Sen yeter ki beni olduğum gibi kabul et"

"Nasıl? Odun, kıskanç,maço biri gibi mi?" Şirince gözlerini kıyıp sorduğunda güldüm.

"Tamam, o taraflarım da olabilir, ama sen beni zaten onlarla birlikte seviyorsun"

"Ego da maşallah tavan, canım" alayla dediğinde sırıttım.

"Egomun da sebebi sensin. Senin gibi bir güzellik yanımda olunca tabii ki benim de kalitem yükselecek. Tabii benden olsa, senin o güzelliğini benden başka hiç kimse görmezdi ama, neyse"

"Berk, bak yine başıma maço çıkma" diyerek omuzuma vurdu ve dudaklarını büzdü.

"Tamam, tamam, hemen de şiddete geçiyorsun, kötü alıştın sen" kaşlarımı çatarak dediğimde çocuk gibi gülüp birden kendini boynuma atınca, dengemi kaybedip koltuğa arkaya düştüm. Gülerek ellerimi beline sarıp başımı boynuna gömdüm.

"Ben seni çok seviyorum, biliyorsun değil mi?" Sakince boynuma fısıldadığına omuzunun açık kısmını öpüp gözlerimi kapattık ve Burcunun kollarımda olmasının güzelliğinden zevk almaya başladım.

"Ben de seni seviyorum, hırçınım" diyerek bir süre Burcuyu üzerimden kalmasına izin vermedim. Kollarımla sıkıca tutundum ona, sanki bırakırsam bir daha geri gelmeyecekmiş gibi tuttum. İşte Burcu buraya aitti, benim kollarıma aitti, o yanımda olurken kendimi tam hissediyordum.

"Berk,sana bir şey söylemem gerek" mırıldandığında nihayet kollarımı gevşettim. Dirseklerini göğüsüme koyarak ellerine yaslandı.

"Ben annemle konuştum, seninle tanışmak istiyor" dediği cümle karşısında içime heyecan girdi.

"Tabii, ben de onunla çok tanışmak istiyorum. Ne zaman?"

"Yarın" dediğinde kalbim hızla atmaya başladı. Aslında bir birimizi seveceğimizden nedense emindim, amma Burcunun annesinin bizim ilişkiyi onaylaması benim için çok büyük bir önem taşıyordu ve şimdi kendi aramızda sözlenmişken, annesinin beni kabul etmesi için elimden gelen her şeyi yapacaktım.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!