12.Bölüm

2.6K 126 20

Berk
Nihayet bana evet demişti. Neden bu kadar kararsızdı, anlaya biliyordum, ama ona da dediğim gibi asla pişman olmasına izin vermeyecektim. Kendisine şimdi söylemek istemedim ama, Burcudan ayrı kaldığım, beni sürekli ittiği bu günlerde benim için değerini gerçekten anlamıştım ve galiba artık aşık olmaya başlamıştım. Şimdiye kadar bu hislerime karşı umursamazlığım aptalcaydı. Ben Simgenin değil, Burcunun yanına aittim ve her geçen dakika buna daha da emin olabiliyordum. Gözleri parlak parlak bana bakıyordu, yüzünde gülümseme vardı, nihayet bu ifadeyi onun yüzüne koydum ya, artık bundan sonra hayat amalım şu ifadeyi nolursa olsun hiç bozmamak olacak. Dayanamayıp, yüzünü tutarak onun dudaklarıma yapıştım. Bana karşılık verdiğinde dünyanın en mutlusu olmuştum. Ona dokunmak, onu öpmek benim için ayrı bir heyecandı. Burcuyu her gördüğümde kalbimin saçma atışlarından anlamalıydım, ama aptaldım, Simge deyip tutturmuştum, oysa Simge tamamen başka bir insanmış. Burcunu üzdüğüm için kendimi affedemiyorum, ama ona kendimi affettirdiğim için içim bir az daha rahattı. Daha da ileri gitmemek için dudaklarından ayrılarak parmak uçlarımı hafifçe yüzünde gezdirdim.

"Bundan sonra, benden sana kaçış yok, biliyorsun değil mi?" Güldü. O güzel gülüşü beni çok etkiliyordu, sanki hazin bir şarkıydı.

"Senden kaçmak isteyen kim ki?" Cevabı hoşuma gitmişti. Ellerimi beline sarıp kendime yaklaştırarak çenemi başına koydum.

"Diyorum ki, hani şu yarım kalmış planladığın günümüzü yarın yapsak mı? Ne dersin?"

"Olur, hem zaten tatil günümüz, beraber günü geçirelim" gülerek dediğinde burnunu sıktım ve alnına öpücük kondurdum.

"Hadi gel, seni eve bırakayım, geç oldu" diyerek elinden tutup yavaş yavaş karavana doğru yürümeye başladık. İçimin bu kadar huzurlu oluşu epey zaman oldu. Ve ben bunu Burcuya borçluydum. Ona dönüp güzel yüzüne baktığımda gülümsedim. Onu seçmem hayatımın belki de en doğru kararı olabilirdi, geleceği zaman gösterecek ama, şimdilik buna emindim. Karavana girdiğimizde Tolgayla Hande bizi el eşe görünce ikisi de bir ağızdan bağırdı.

"Nihayet!!!"

"Valla Berkin daha fazla şu üzgün tavırlarına dayanamazdım. Allah senden razı olsun, Burcucuğum, nihayet şu çocuğa şans verdin" Hande gülerek Burcuya söylediğinde, Burcu şeytan gülüşle bana döndü.

"Yaaa, demek üzgündün. Acaba Handeyi çıldırtmak için bir az daha mı sürdürtseydim?" Dediğinde kaşlarımı çattım.

"Şakası bile hoş değil"

"Tamam, tamam, bozulma hemen" diyerek yanaklarımı sıktı.

"Berk, kardeşim, benim için kardeş gibisin, biliyorsun, ama bak, bir daha bu kız senin yüzünden ağlarsa, sana yapacaklarımdan ben sorumlu değilim" Tolga şaka gibi söylemişti, ama gözündeki ciddiyeti görebiliyordum.

"Ben onun bir daha değil benim yüzümden, hiç bir zaman ağlamaması için elimden geleni yapacağım" Burcunun gözlerinin içine bakaram ciddi bir ifadeyle söyledim. Gözlerindeki parlaklık daha da arttı. Artık her gün bana şans verdiği için ne kadar doğru karar aldığını ispatlayacaktım.

"Güzel, şimdi müsadenizle, biz Handeyle kaçar. Hadi iyi geceler, gençler." Tolgayla Hande ikisi de el sallayarak karavandan indiler. Baş başa kalmıştık.

"Canım, ben üstümü değiştirmeliyim, sen beni dışarıda beklesene"

"E ben de değiştirmeliyim. Napalım?" Alaylıca diyerek ellerimi beline sardım ve aşağıdan yukarı Burcuya baktım.

"Ya Berk, odunlaşma. Hadi çıksana"

"Valla bir yere çıkmıyorum. Beraber üstümüzü değişelim, daha az zaman kaybetmiş oluruz" dediğimde kızararak omuzumdan vurdu.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!