31.Bölüm

1.6K 110 36

Berk
Arabayla uçuyordum. Aklım yerinde değildi. Endişeden nerdeyse kalp krizi geçiriyordum. Burcunun ağlak sesi hala kulağımdaydı. Simge her şeyi mahvetmişti. Çekim sırasında gelmişti. Benimle konuşmak istemişti. Razı olmamıştım, ama karşımı kesmişti. O sırada da Burcu aramıştı ve Simge bir anda telefonu elimden alıp konuşmayı bitirmişti. Burcu ağlıyordu, Simge yanıma gelmişti, bu işte bir gariplik olduğunu hemen anlamıştım ve Simgeye bir şey demeden hemen arabama atlamıştım. İçimde çok büyük bir korku vardı. Ya Burcuya bir şey olduysa? Neden ağlıyordu? Sesi titriyordu, sanki birşeylerden korkuyordu.
Evin önüne vardığımda delicesine arabayı park edip koşarak daireye girdim. Merdivenleri üçer kalkıp kapımıza vardığımda kapı açıktı. Panik bastı. İçeri sokularak etrafa baktım. Işıklar açıktı ama Burcu hiç bir yerde yoktu.

"Burcu!" Bağırdım ama ses vermiyordu. Yatak odasının kapısına vardığımda gözlerim büyüdü. Kapı kırılmıştı. Oda darmadağındı. Ve yatağın arkasından Burcunun bacakları... Koşarak yanına gittiğimde kalbim durdu. Dünya başıma yıkıldı. Orda yatıyordu, alnından kan geliyordu, üzerindeki giysileri yırtılmıştı. Yanaklarının ikisinde de morluk vardı. Hemen yanına çökerek Burcuyu kollarıma alarak koşarak apartmandan çıktım. Arabanın arka koltuğunda yatırıp direksiyona geçtim ve hızla evden uzaklaştım. Tül yol boyunca gözüm aynada kalmıştı, belki uyanır diye, ama uyanmıyordu. Beti benzi atmıştı. Kıpırdamıyordu. Nefesi bile yavaş çıkıyordu. Kim yapmıştı bunu? Kim?! Gebertecektim. Burcuma bunları yapanı gebertecektim, ama ilk önce onun iyi olduğunu görmem lazımdı.
Hastaneye varıp hızla Burcuyu elime alarak acile koştum. Burcuyu elimden alarak odaya götürdüler, benim dışarıda beklememi söylediler. Sandalyelerin birine oturarak başımı ellerim arasına aldım. Adrenalinden kendimi unutmuştum, ama şimdi tüm olayın farkına varınca gözlerim doldu. Kim bilir neler yapmıştılar ona, bense yanında yoktum. Bir de Simgeyle olduğumu düşünecekti.. Simge.. Tabii! Murat! Kesin Simgeyle Muratın işiydi bu. Öfke tepeme vurdu, hızla kolumun tersiyle göz yaşlarımı sildim ve sinirimi kontröl aştına almaya çalıştım. İlk sırada Burcuyu, daha sonraysa ilk olarak Muratın, sonra da Simgenin işini bu defa ömürlük bitirecektim. Bir daha hiç birisi karşımıza çıkamayacaktı. Cebimden telefonumu çıkarıp Tolgayı aradım.

"Berk noldu? Neden sette öyle deli gibi çıktın?"

"Tolga, Burcu saldırıya uğradı. Hastanedeyim şu an."

"Ne??? Yerini gönder, hemen geliyorum!" Tolga telefona bağırarak yüzüme kapattığında, aceleyle konumu ona atıp, ayağa kalktım. Bir yerde duramıyordum. Neden bu kadar uzun oldu? Bu kadar mı hasar vardı Burcumda?... Hayır, bunları düşünmek bile istemiyordum. Ya o şerefsiz Burcuya...? Olamazdı. Kıyafetleri üstündeydi. Yırtılmıştı ama üzerindeydi. Cesaret edemezdi. Sinirden tüm bedenim titriyordu. Yine yanında olamadım, yine hastane, yine ve yine. Burcu beni nasıl affedecekti? Nasıl onun yüzüne bakacaktım?
Hemşirenin odadan çıkışıyla üzerine koştum.

"Noldu? Burcu iyi mi?"

"Sakin olun, beyefendi. Hanımefendi epilepsi krizi geçirmiş, o yüzden baygın. Yüzünde morluklar, bedeninde de çizikler var, ama ondan başka bir hasar yok. Sadece bu defaki epilepsi krizi bir az yoğun olmuş. O yüzden bir süreliğine onu uyuttuk. Bu gün onu burada tutacağız. Yarın uyandığında bir kaç test yapacağız. Ama endişelenmeyin. Yoluna girecek her şey" gülümseyerek dediğinde kafamı salladım.

"Peki görebilir miyim?"

"Tabii ki, buyurun" kapıyı açarak içeriyi gösterdiğinde kafamla teşekkür edip uyuyan güzelimin yanına girdim. Yatağına oturarak melek yüzüne baktım. Elini avucuma aldım.

"Ah be güzelim, neden bütün bunlar senin başına geliyor? Beni affedebilecek misin? Seni o herifin elinden kurtaramadığım için beni affedecek misin? Sana söz veriyorum, sana yaşattığı her şeyi teker teker ona ödeteceğim, Burcu. Söz veriyorum!" Yavaşça ona fısıldayıp bir elimle saçlarını düzelttim. Artık dayanamıyordum, her seferinde onu böyle halde gördüğümde sanki birileri kalbimi söküp atıyordu. Artık bu saçmalığa bir son vermem lazımdı. Kapının açılışıyla endişeli yüzeri bembeyaz olan Tolgayla Handenin içeri dalması aynı oldu.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!