7.Bölüm

2.1K 141 28

Burcu
Ben ne bekliyordum ki? Tabii ki de böyle olucaktı. Ben bir şey isteyeyim ve o olsun. Tabii ki hayır! Mutlaka bir şey çıkmalıydı. Bu defa da Simge hanım çıktı.  Oysa son günümüzü aklımda o kadar güzel planlaştırmıştım ki... Olmadı ama. Demek ki kısmet değilmiş. Berkle normal vedalaşamıyordum bile. Bırakıp gitmesi beni çok üzmüştü, ama yargılayamıyordum. Çünkü sevgilisiydi. Simgeydi onun sevgilisi, ben değil. Tabii ona koşacak doğal olarak, benim yüzümden onu yalnız bırakacak değil ya. Filmi yalnız izlemiştim ama neden bahsettiğini farketmedim bile, çünkü beynimde sadece Berk vardı. Uyuşturucu gibi bir şeye dönüşmüştü benim için. Ne yapsam da atamıyordum içimden, koparamıyordum. Çok yoruluyordum. Film bitmeden yarısından kalkıp çıktım. Hava kararmıştı, yağmur yağıyordu. Sonbaharı çok severdim. Bu sonbahar bana iyi gelmedi ama. Bu sonbaharda aşık olmuştum, ama yine kara sevdaya tutulmuştum. Dışarı çıkıp bir süre yağmurun altında kaldım. Gözlerimi kapadım ve derinden ferah yağmura uğramış otların kokusunu içime çektim. Hayat gibi kokuyordu. Yeni hayat... Ben Berksiz yeni bir hayata başlamak istiyordum. Her gün onu görecektim, ama yapmalıydım, aklımdan atmalıydım. Simge ararken yüzünün nasıl değiştiğini gördüm. Bir insan ancak aşık olunca öyle telaşlanır, öyle her şeyi yarı bırakıp çekip gider. Berk de Simgeye aşıktı işte ve ben bir şey yapamazdım. Yavaş yavaş yürümeye başladım. Manevi o kadar yorulmuştum ki, fiziksel olarak da bana yansıyordu, zor ayakta duruyordum. Yağmurdan saçlarım ıslanmıştı. Üstümdekiler de yaş olmamış eve gitmem lazımdı. Bir de hasta olmaya gücüm yoktu çünkü. Taksiye binip eve gittim. Evin önüne geldiğimde gördüğüm kişi beni şaşırttı. Berk arabasına yaslanmış ve beni bekliyordu. Sinirliydi sanki. Kaşlarımı çatarak taksiden indim. Bunlar kavga mı ettiler yoksa? Geldiğimi gördüğünde bana doğru yürümeye başladı. Gelip üzgün gözlerle karşıma durdu. Bakışı benim dengemi bozuyordu. Bir insanın bu kadar mı derin bakışları olur.

"Burcu..." diyerek ellerimi tuttu. Dokunuşu kalb atışlarımı fırlattı ama kendimi kontrölde tutmaya çalıştım. Bir şey demeden ifadesizce yüzüne baktım. Karşımda durduğunda ancak gerçekten kalbimin nasıl acıdığını hissetmiştim. Beni orada bırakıp gitmesi acıtmıştı içimi.

"Burcu, bak ben çok özür dilerim. Gerçekten, sadece Simgeyi öyle ağlayan duyunca, kaybettim kendimi. Ben seni orada tek başına koymak istemiyordum." O kadar samimiyetle söylemişti ki, çok inanmak istiyordum. Ama bunun artık bir şeyi değiştireceğini sanmıyordum. Çünkü, nolursa olsun, ben Berkten uzak durmalıydım. Elimi yavaşça onunkilerden aldım. Bir anlık yüzünde kırgınlık gördüm ama bir şey demedi.

"Özür dilemene gerek yok, Berk. Ben anlıyorum. Tabii ki gideceksin, sevgilin o senin. Ben kimim ki onun yanında?" Dedim acıyla gülümseyerek. Sözlerim karşısında bir az da hüzün çöktü üzerine ve kaşlarını çattı.

"Evet o benim sevgilim, yani öyleydi, şimdi bilemiyorum pek, ama sen de benim için çok değerlisin. Bunu bilmeni isterim. Seni üzdüğümü düşününce ben çok kötü oldum, Burcu." O ne demekti? Ayrılmışlar mı ki? Ama bundan bana ne ki. Kendimi umutlandırmayacaktım. Kavga ederler, yine barışırlar. Ne de olsa Berk ona ne kadar aşık olduğunu bana kaç defa ispat etmişti.

"Sen de benim için değerlisin, Berk. Hem de çok" son kısmını o kadar yavaş söylemiştim ki, duyduğunu sanmıyorum. Değerli olduğumu söylediğinde kalbim hızla vurmaya başladı, ama duygularımı umursamamaya çalıştım. Çünkü o beni arkadaş olarak görüyordu. Bense onun arkadaşı olmayı istemiyordum. Ben çok daha öte bir şey istiyordum.

"Berk, tamam, bak ben sana kırılmadım, tamam mı? Rahat ol. Şimdi ben içeri girsem iyi olur" diyip yanından geçmek istediğimde bileğimi kavradı ve beni kendine çekip sarıldı. Ellerim öyle yanımda duruyordu. Gözlerimi kapadım. Şimdi bana ne kadar eziyet ettiğinin farkında bile değildi. Onun bana bu kadar yakın olmadı aklımı dumanlandırıyordu, ondan kopmamı daha da ağırlaştırıyordu. Bir az daha böyle kalsaydık, artık ondan uzak durma fikrinden vazgeçecektim. O yüzden yavaşça ondan ayrılıp bir şey demesine izin vermeden kendimi eve attım. Kapıya yaslanarak yere çöktüm ve kendime hakim olamadım, gözlerimden yaşlar aktı. Kalbim çok acıyordu. Son olarak bu kadar çok kötü olduğumda Muratın beni kandırdığını öğrenmiştim. Şimdi daha kötüydüm ama. Çünkü Berk Murat gibi pislik değildi. Berk çok iyi biriydi ve tam da benim hayal ettiğim erkek gibiydi. Ama geç kalmıştım. O başkasına aşıktı ve benim yapabileceğim bir şey yoktu. Kendimi zorla yerden kaldırıp yatak odasına gittim ve yatağa attım. Üstümü değiştirmeden halsizlikten öylece uykuya daldım.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!