33.Bölüm

1.7K 118 73

Burcu
Yarın Handenin doğum günü vardı. Hocayla konuşmuştuk ve bizi iki günlüğe tatile izin vermişti. Onun için bu güne kadar durmadan gece gündüz çalıştık, çekilmeli olan sahneleri önceden çekerek dördümüz de hepsini bitirmiştik. Karar vermiştik, Uludağa gidecektik. İlk karın yağdığını söylüyorlardı, o yüzden hepimiz bu yolculuk için çok heyecanlıydık. Sabah sabah Berkin gürültüsüne uyanmıştım. Gözlerimi ovuşturarak etrafa baktığımda üzgünce bana bakıp ellerimi havaya kaldıram ve yerde yatan bir adet Berki görünce dayanamayıp gülmeye başladım.

"Noldu sana öyle, şapşal?" Gülerek sorduğumda dudaklarını büzerek yerde doğrulup oturarak ellerini göğüsünde birleştirdi. Küs olan 5 yaşındaki erkek çocuğuna benziyordu.

"Gülme. Ben burda seni uyandırdığım için vicdan azabı çekiyorum, sen benim düşmeme gülüyorsun"

"Ay yerim seni, tamam tamam, vicdan azabı çekme, zaten uyanmalıyım. Saate baksana, Tolgalarla bir saat sonra buluşmalıyız. Sen neden düştün hem?" Yatakta oturarak kaşlarımı kaldırıp Berke baktığımda ayağa kalkarak yanıma oturdu.

"Sakince odadan çıkayım derken ayağım şu valize takıldı. Ya Burcu iki günlüğüne gidiyoruz, o büyüklükte bir valizi götürmemize ne sebep var?" Yerde yatan pembe kafam boyda valizi gösterirken omuzlarımı silktim.

"Bana ne, içinde bana lazım olan eşyalar var. Hem, Uludağ orası. Belli olmaz, kayarken ya düşersek, ya kıyafetlerimiz ıslanırsa, ya ıslanırsa?! Değişmek için yedek şeyler olmalı!" Dediğimde Berk gözlerini devirdi.

"İyi tamam, tamam, hadi kalk git giyin" diyip yanağıma kocaman bir öpücük kondurarak odadan çıktı. Yorganı üzerimden atıp banyoya girdim. Kendimi duşa atarak sıcacık suyun altında kaslarımı gevşettim. Saçlarımı en sevdiğim şampuanla yıkayarak içimi rahatlattım. Bu şampuanın kokusu bir de Berkin en sevdiğiydi, tabii ki de onun için bunu kullanmadım. Kendime gülüp çabucak duşumu bitirerek kabinden çıkıp havluya kendimi sardım. Saçlarımı açık bırakarak aynanı elimle silip kendime aynada baktım ve gülümsedim. Aldığım karardan sonra gerçektenden o yönde kendimde değişiklikler yapmaya başlamıştım ve işe yarıyordu. Artık aynaya bakarken karşımda aciz, güçsüz ve hasta bir kız değil, sağlam, mutlu ve ayakta durmaya çalışan birini görüyordum. Artık kendime aynada bakmaktan tiksinmiyordum. Gözlerimde mutluluk vardı. Ve her şeyin sebebi Berkti. Murat olayını nasıl o kadar kolayca atlattım kendim de bilmiyorum, ama burada Berkin payı büyüktü. Bu bir haftada beni hiç yalnız bırakmadı, her zaman yanımda oldu, elimi tuttu, gözyaşlarımı sildi. Birlikte ayağa kalktık. Berkle belki de yıllarca değil bir kaç aydır birlikteydik, ama Simge, Murat, epilepsi gibi uçurumların üzerinden atladık onunla.
Kendime gülümseyerek elime fönü alıp odaya geçtiğimde Berkle yüz yüze gelince çığlık attım. Berkin gözleri hemen bedenime doğru kayınca elime geçen yastığı yüzüne fırlattım.

"Yüzüm burada, gerizekalı!" Dediğimde gözlerini yüzüme getirerek kocaman pisce sırıttı ve bana doğru gelmeye başladı.

"Lan, gelme üstüme öyle, ne bakıyorsun? " arkaya adım atarak gittiğimde arkam banyonun kapısına dayandı. Berk sırıtarak karşımda durup kapıya ellerini yaslayarak beni çevreye aldı ve yüzüme yaklaştı.

"Şimdi ben bu havluyu açsam..." Fısıldayarak bir elini havlumun üzerine koyduğunda kocaman gözlerle Berkin suratına baktım. Bana hala sırıtarak bakıyordu.

"B..Berk sen napıyosun?" Hıçkırarak dediğimde Berk bir cevap vermedi. Bir eli hala havlumun üzerinde durmuştu. Gözlerimi aşağı indirerek bir o eline bir yüzüne baktığımda sanki ne yapmak istediği o an beynime dank etti ve kaşlarımı çatarak sertçe eline vurup kendimden ittiğimde Berk kahkahalara boğuldu.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!