16.Bölüm

2.3K 119 27

Berk
O gün ikici defa hastanedeydim. Tolga sinirden ve telaştan koridorda geziyordu. Bense donup bir yerde oturmuştum. Hande yanımda oturmuş, elimi sıkıyordu. Yine bayılmıştı, yine o haline şahit olmuştum. O pisliği götürdüklerinden sonra ona baktığımda yüzünün bembeyaz olduğunu görünce bir şeylerin yolunda gitmediği anlamıştım. Karşısına geçip ona seslenince ses çıkarmadı. Gözleri bendeydi ama sanki beni hiç görmüyordu. Bir anda elime düşü vermişti. O an sanki biri beynime vurdu. Adi herifin sözleri yüzünden ne hale kaldı. Çok ağır konuşmuştu. Burcuyu tanırdım. Dışarıdan cool ve emin biri gibi gözükse de o hayvanla yaşadıklarından sonra kendisine güvenmemesi apaçık ortadaydı. Tam da bir az ona ne kadar güzel olduğunu ispatlamışken, adam yine gelip mahvetmişti her şeyi. Elimi Handeden alıp başımı tutarak dizlerime yaslandım.

"Almayacaktınız o adamı elimden. Öldüreceğim onu! Hele Burcuya bir şey olsun... Sağ sağlam çıkmayacak elimden!" Dişlerim arasından söylediğimde Hande elini omuzuma atıp sıktı.

"Lütfen sakin ol, Berk. O adamı öldürmekle Burcuyu üzmekten başka bir şey yapmazsın. O sadece o herifi hayatından silmek istiyor, sen de buna uygun haraket et." Aslında doğru söylediğini biliyordum ama o kadar sinirliydim ki, adamı diri diri yaka bilirdim.

"Tolga sen de geç otur artık, başımı döndürdün"

"Oturamıyorum, Hande! Ben o adamı nasıl yaşattım aklım almış değil. Burcuya yaptıklarının birebir şahidi oldum ben, nasıl yıkıldığını, paramparça olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Yeni yeni kendine geliyordu. Berk de hayatına girdiğinden beri düzelmiş gibiydi. Ama yine o kızı mahvetti işte." Sinirden nerdeyse bağırıyordu. Sözleri bana ağır koymuştu. Burcunun yaşadıklarını duyumca hep içim acıyordu. Şimdi de dağılmış bir durumdaydım. Tolga yanıma gelerek karşımda diz çöktü ve emin bakışlarla bana baktı.

"Berk! Şimdi beni iyi dinle. O kızı iyileştiriceksin, duyuyor musun beni? O adamın söylediği her kelimeyi, her harfı unutturacaksın! Eski kendine güvenen Burcuyu ger getireceksin, anladın mı beni? Bunun için ne gerekirse yapmalısın, biz de Handeyle elimizden gele yapcağız."

"Demene gerek yok, Tolga. Bir uyansın, ben ona nasıl biri olduğunu kanıtlamak için dünyayı yıkmaya hazırım. Sadece gözlerini açsın..." Son kısmı acıyla fısıldayarak demiştim. Bir saattir doktorlardan haber alamıyorduk ve ben artık korkmaya başlamıştım. Neden hiç kimse bir şey söylemiyordu? Ya ona bir şey olursa? Ya aşkımızı daha doya doya yaşamadan onu kaybedersem? Hayır! Böyle düşünmeyecektim. Burcu geri gelicek ve ben ona duyduğum aşkla onu iyileştireceğim. Asla onu yalnız bırakmayacağım. O adamın dediği her satırı yalanlamak için elimden gelen her şeyi yapacaktım.

"Burcu hanım için gelenler?" Burcunun ismini duyduğum an yerimden fırlayarak doktora yaklaştım. Handeyle Tolga da arkamdan koştular.

"Biziz, Burcu nasıl?"

"Burcu hanım şimdilik uyuyor. Siz ki olursunuz?"

"Ben sevgilisiyim, bunlar da yakın arkadaşları. Peki durum ne doktor bey?"

"Şimdi söyleyeceklerim sizi korkutabilir, ama lütfen paniğe kapılmayın. Bunun bir tedavisi var" yüreğim ağzıma geldi.

"Neden bahsediyorsunuz siz?" Hande titrek sesle sordu.

"Burcu hanımda epilepsi hastalığı var maalesef..." Dediğinde bir an hissiyatlığımı kaybettim.

"Na-nasıl yani?" Tolga kekelediğinde sadece doktora bakabilmiştim.

"Şu ki, atakları olabilir, elleri ve ayaklarındaki kaslar gevşeyebilir, titreme atağına kaılabilir, dilini ısırabilir ve ya şimdiki durumda bayılabilir. Sebebini geniz belli edemedik, ama muhtemelen genetiktir diye düşünüyorum."

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!