5.Bölüm

2.3K 135 25

Burcu

Sabah telefonumda alarm sesine uyandım. Başım ağrıyordu, kendimi o kadar iyi hissetmiyordum. Çünkü tüm gece uyuyamamıştım. Dün olanları düşünüp durmuştum. Ona o kadar yakın olmak nerdeyse yüreğime indirmişti. Beni öpmesini çok istiyordum, ama ne kadar yanlış olduğunu biliyordum. Ben asla birinin diğer kadını olmak istemem, hele benim yüzümden kiminse üzülmesini asla. Her ne kadar içim acısa da bunu ne Berke, ne de Simgeye yapamazdım. Çünkü ben kendi mutluluğum adıma diğerlerinin mutluluğunu bozan insanlardan değildim ve asla da öyle olmayacağım. O yüzden bundan sonra artık Berke bir az mesafeli davranmayı karar vermiştim. Benim için her ne kadar zor da olsa, bunu yapmalıydım. Ama son bir kez kendime son defa izin verip bu günü onunla geçirmek istiyordum. Yarından itibarense ona iki metreden yakın yaklaşmayacaktım. Çünkü artık hislerim kontrolden çıkıyordu ve ben kendime hakim olamıyordum. Bu gün sette az işimiz vardı zaten. Onu bitirip Berke bir yerlerde takılmayı teklif edecektim.
Yataktan kalkıp üzerimi giydim. Kahvaltı yapmaya iştahım yoktu, o yüzden yıkanıp, saçlarımı at kuyruğu yaptım ve koltuğa oturup Berkin gelmesini bekledim. Doğru karar alıp almadığımı bilmiyordum, ama yapmam gerken olduğunun bu olduğunu biliyordum. Bir üzülürüm, iki üzülürüm, ağlarım ama bir şekilde Berki unuturdum. Kamera karşısında bir çifti canlandırmakla nasıl olacaktı bilmiyordum ama, yapacaktım, yapmalıydım. Zilin sesi beni kara düşüncelerimden ayırdı. Çantamı alıp koridora geçerek kapıyı açtım ve karşımda yine her zamanki gibi yakışıklı olan Berk duruyordu. Beni gördüğünde yine o muhteşem gülüşünü gösterdi.

"Hazır mısın? Gidelim mi?" Dediğinde gülümseme ile başımı salladım ve kapıyı kapatıp arkasınca arabaya doğru gittik. Bana yine kapıyı açtığında kafamla teşekkür edip, öne oturdum ve kemerimi bağladım. Kapıyı kapttığında bir derin nefes çektim ve kendimi bu güne hazırladım. Güzel bir gün geçirecektim ve bununla da Berk defterini kaptacaktım. Yanıma oturup arabayı çalıştırdı. Güzel kokusu arabanın salonunu almıştı, istemeden gözlerimi kapadım ve bir süre kokladım. Bu kokuyu hatırlamak istiyordum. Elde edemediğim mutluluğun kokusu olacaktı benim için. Gözlerimi açıp Berke döndüm. Konsantrasyonla ileriye bakıyordu.

"Berk, bu gün setten sonra napıyorsun?"

"Bir planım yok, neden?"

"Diyorum ki, setten sonra bir yerlerde takılalım mı? Sinemaya gideriz ordan da mesela sahile ineriz falan." Teklifim yüzüne gülümseme koydu. Derin bakışlı gözlerini bana çevirip baktı.

"Ben bu fikri çok sevdim. Varım Valla" dediğinde bir taraftan sevindim, ama diğer taraftan da üzüldüm. Son günümüz olacaktı ama güzel geçirmek için elimden gelen her şeyi yapacaktım. Radyoyu açıp kanalları değiştirmeye başladım. Birden Ferhat Göçerin en en en sevdiğim şarkısı salona doldu. "Mesafeler". Yüksekten bir ah çektim. Berk kaşını kaldırıp bana baktı.

"Seviyorsun galiba bu şarkıyı" dediğinde cevap vermedim sadece başımı salladım ve şarkıyı dinlemeye başlatım. Gözlerimi kapattım ve tüm beynimi şarkıya odakladım. Beni sakinleştiriyordu. Yüksekten şarkıya eşlik etmeye başladım.

Sar beni özüne
Saraylarım hanlarım yok ki vurma yüzüme
Al beni zorlama geçmiyor mu her acı her yara
Yatınca dizime

Ferhat sanki sözleri kulağıma fısıldıyordu. Bu şarkı şimdiki durumumu nasıl da net anlatıyordu. En çok ta dize yatmak konusu. Çünkü ben de Berkin yanında olduğumda her şeyi unutabiliyordum.

Anlasan aslında büyük korkularım var
Bakınca görünmeyen boşluklarım var
En kötüsüne hazırım benimle gelirsin
Yalnızlığa iki biletim var

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!