19.Bölüm

1.7K 110 20

Berk
Sabahtan beri Burcuyla görüşememiştim. Ayrı ayrı sahne çekimlerimiz vardı. Setler tamamen ayrı yerlerdeydi ve bu beni çok rahatsız ediyordu. Durmadan onun yanında durmaya o kadar çok alışmıştım ki, artık bir kaç saat bile onsuz kalamıyordum. Kız resmen kalbime, aklıma, tenime, ruhuma işlemişti. Aklımda hep vardı, bir dakika bile onu hatırlamadan duramıyordum.
Şimdi Handeyle sahnemizi çekip bitirmiştik ve birlikte karavanda oturuyorduk.

"Berk, Simgeyle napacağını düşündün mü?" Sorduğunda derinden nefes çektim. O kadar Burcuya odaklanmıştım ki, Simge hakkında düşünememiştim bile.

"Daha bir şey düşünemedim. Ama onlar da bu ara gözükmüyorlar. Baksana, kaç haftadır bir haber yok, en son doğum günümden önceki gün görüşmüştük. Ondan sonra sanki kayboldu." Hande çatık kaşlarla bana bakarak dudaklarını ısırdı.

"Berk, ben hiç de iyi koku almıyorum, kaç zamandır haber gelmemesi bir şey planladığına işaret ediyor, ama tabi benim de paranoyaklığım olabilir"

"Hayır doğru söylüyorsun. Simge hırslıdır, kolay kolay peşimizi bırakacağını hiç sanmıyorum."

"Bak ben-"

"Berk bey, bu paket size gelmiş" elemanın sesiyle Handenin cümlesi yarım kaldı. Kafamı sallayarak paketi elinden alıp bir pakete bir Handeye baktım.

"Bir şey mi bekliyordun sen?"

"Hayır, böyle bir şeyden haberim yok"

"Ah al işte, kesin o paçozdan geldi. Aç, aç içini de bakalım." Handenin sözleri içime sinir oturttu. Hızla paketi yırtarak içinden Simgenin benim için geçen yıl hazırladığı bardağı gördüm, üzerinde Simge❤️Berk yazıyordu. Gözlerimi kapatıp içime işlemek isteyen öfkeni kontröl etmeye çalıştım. Neden bunu gönderdiğini biliyordum. Bardağın altından bir not yere kayınca alıp okudum.

Umarım bu bardakla ilgili güzel anılarımızı hatırlıyorsundur, sevgilim. Bak, ne güzel günlerimiz oldu. Hepsini teker teker hatırlatacağım. Ha,bir de istersen o sevgili hırsızı Burcuna sor nasılmış. Epilepsisi sonra tetiklenmesin.

Sanki üzerime kaynar su döküldü. Hemen ayağa fırladığımda Hande korkuyla yüzüme baktı.

"Berk noldu?"

"Bilmiyorum Hande, Burcuya bir şey yapacak!" Telaşla söylediğimde Handenin gözleri öfkelendi, Simgenin bana gönderdiği bardağı alıp duvara fırladı, bardak çilik çilik olmuştu.

"Umarım senin için bir değeri yoktu" dişlerinin arasından söyledi.

"Artık yok" yavaşça kırıklara bakarak kafamı yana çevirdim.

"Neden o bardağı gönderdi sana?"

"Çünkü o bardağı benim için yaptırtmıştı, onun evinde kaldığımda hep onda bana bir şeyler verirdi. Ve o bardağı verdiği gün ilk defa... Anla işte" bu konuşma beni çok rahatsız etmişti. Bir zamanlar değeri olan hatıralar bir anda nasıl da değerini kaybede biliyormuş. Bunun için üzülüyor muydum bilmiyorum, ama şimdi aklımda ön planda sadece Burcu vardı.

"Hande, benim Burcuya gitmem lazım, ben burada böyle oturamam!" Diyerek ellerimi sinirle saçlarımda gezdirdim.

"Bence de git, durma Berk, ben hocamıza bir şeyler anlatırım işte. Ama iyi olduğunu görünce geri dön tamam mı?"

"Çok teşekkür ederim, Hande" yanağından sıkıca öperek ceketimi alıp hemen karavandan indim. Etrafa bakındığımda hiç kimseyi görmeyince yavaşça bir ses çıkarmadan setten çıktım ve koşarak arabama gittim. Setin bir kafede olduğunu biliyordum. Nazlının babasıyla sahnelerini çekiyorlardı. Hızlıca gaza basıp deli gibi sürmeye başladım. Burcuya bir şey yapmasın diye içimden yalvarmaya başladım. Eğer yine onu kıracak bir şey yapsaydı, bu kez Simgeye gerçekten bedel ödecektim. Kafeye vardığımda hızla arabadan inip set elemanlarına yakalanmadan bir ağaçın arkasında saklanıp Burcuyu aradım. Gözlerim onu gördüğünde sahnesini çektiğini gördüm. Burdan bile yüzünün asık olduğu belliydi. Ah, Simge, ah yine ne yaptın sen? Ne karıştırıyorsun? Bekledim, sahne çekimlerinin bitmesini bekledim. Kalbim hızla çarpıyordu, meraktan deliye dönmüştüm. Burcuyu görmek istiyordum, ona sarılmak, yanında olduğumu hissettirmek istiyordum. "Kestik" sözünü duyar duymaz gizlice kafenin tuvaletine girip kapıyı kapattım. Telefonu elime alıp Burcuya tuvalete gelmesi için mesaj yazdım. Bir saniye bile geçmeden aradı.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!