13.Bölüm

2.3K 117 24

Burcu
Sabah gözlerimi açtığımda bir anlık nerede olduğumu unuttum. Etrafa bakınınca kendi odam olduğunu görerek içimden bir oh çektim. Her şey dumanlıydı beynimde. Birdem belimde hissettiğim elle donup kaldım. Kalbim hızlandı. Üzerime baktığımda giysilerimin  üzerimde olduğunu görünce rahatladım bir az. Yavaş yavaş dönüp arkama baktığımda Berki görünce bir anlık afalladım. Şaşkın şaşkın onun uyuyan yüzüne baktım. Sonra yavaş yavaş her şey beynime teker teker geri dönmeye başladı. O çektiğimiz sahneler, Simge, Berkin beni savunması, sevgili oluşumuz, yağmur ve kapıda yaşadıklarımız... Yüzüm kızardı, kalbim küt küt atıyordu. Tamamen Berke taraf dönüp bir elimi yüzümün altına koydum, diğeriyle parmak uçlarımla Berkin hafif sakallı yanağında gezdirdim. İçimde bir huzur vardı. Nihayet aşık olduğum adam yanımdaydı, evet belki ben istediğim kadar beni sevmiyordu ama, benimle denemek istemesi, bana değer verişi, kıskanması, savunması yüreğimdeki buzları eritmişti. Demek ki o da bana boş değildi, o da beni istiyordu. Bunu düşününce ayrı bir mutluluk basıyordu içimi. Elimin tersiyle yanağını okşadığımda yavaşça kıpırdadı ve güzel gözlerini açtığında beni görüp hemencecik gülümsedi.

"Gözlerimi senin aşk dolu bakan gözlerine açmak hayatımdaki en güzel duygulardan biri olmalı" dediğinde yanaklarım kızardı. Acaba bu kadar güzel lafları neredem buluyordu? Sanki benim kalbimi çalmak için neler yapmalı olduğunu ezbere biliyordu.

"Günaydın, canım" utanarak dediğimde, gülerek belimdeki elleriyle beni kendine çekti ve başını boynuma gömerek sarıldı. Derinden bir nefes aldı.

"Çilek gibi kokuyorsun. En sevdiğim" boynuma mırıldandı. Gözlerimi kapatarak başımı başına yasladım ve saçlarıyla oynadım. Bir süre öylece kalıp anın tadını çıkardık. Berkin kollarında kendimi o kadar iyi hissediyordum ki, sanki o kollar arasında olursam, kimse bana zarar veremez, o beni hep korur, hem güvende saklar. Çok huzur veriyordu ve bu benim hoşuma gidiyordu. Berk yavaşça boynumdan ayrılıp yanağımı öptü ve gülüşle bana baktı.

"Napalım bu gün?"

"Diyorum ki, acaba piknik mi yapsak? Ne dersin? Böyle göl kenarı falan"

"Çok iyi bir fikir. Ağvaya gidebiliriz" dediğinde heyecanla başımı salladım. Onunla baş başa, hem de iki sevgili olarak gün geçirecektim. Çok heyecanlıydım. Yataktan fırlayarak Berkin üzerinden yorganı yere fırlattım.

"Hadi kalksanaaaa! Çabucak gidelim!" Çocuksu sesle söylediğimde kahkaha attı ve kafasını sallayarak ayağa kalktı. O banyoya geçince ben de hızla mutfağa geçip çayın altını yaktım ve bir şeyler hazırladım. Berk geldiğinde ben de banyoya girerek işlerimi tamamlayıp ona döndüm. Beraber masaya oturup yemeğe başladığımızda, Berk anlamlı bir şekilde bana gülümsedi.

"Sanki bu sahneyi bir yerlerden hatırlıyorum"

"Evet, ama onda biz sevgili değildik"

"Ne yazık ki öyle" ciddiyetle söylediğinde gözlerim ona kaydı. Yüzü ciddiydi ve sanki üzülmüş, af dilercesine bana bakıyordu. Moralini yerine getirmek için kocaman gülüş attım.

"Ama şimdi yanımdasın ya, yeter bana." Söylediğim tam da tahmin ettiğim gibi güleryüzlü Berki geri getirmişti. Yemeğimizi bitirdikten sonra odama gidip hazırlandım. Kısa beyaz bir şortla mavi kolsuz ve uzum bir tişört giyip saçımı at kuyruğu yaptım. Beyaz spor ayakkabılarımı giyerek salona geçtiğimde Savaş dünkü kıyafetleriyle beni bekliyordu. Dönüp bana baktığında bir az dondu, aşağıdan yukarı süzdüğünde tenim yanmaya başladı. Yüzüme geldikte bir garip bakıyordu. Bir az baktıktan sonra kafasını yana eğip gözlerini kıydı.

"Şortun da baya kısaymış" dediğinde başımı eğip şortlarıma baktım.

"E normal şort işte. Sakın bana maçoluğun tuttu deme, Berk efendi" ellerimi belime koyarak bir kaşımı kaldırdım. Bakışlarla bir birimize meydan okurcasına gibi bakıyorduk. Sonunda Berk tavana bakıp derinden nefes aldı.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!