1.Bölüm

3.7K 157 37

Burcu

İlk tanıştığımız gün hala aklımdaydı. Şirin gülüşüyle gülmüştü bana. Onu gördüğüm ilk andan beri benim için özel biri olacağına dair hiç bir şüphem yoktu. Bakışları ruhuma saplanmıştı. Elini bana uzattığında dokunuşunu dün gibi hatırlıyorum, hala avucumda onun elinin sıcaklığını hissedebiliyordum.

Flashback

"Burcucuğum, seni tebrik ederim, rolu sen aldın. Zaten doğrusunu söylersem buna bir şüphem yoktu ama. Şimdi seni Nazlının aşık olduğu Savaşı oynayacak arkadaşımızla tanıştıracağım. Bir beni izlersen" dedi Sadullah hoca. Heyecandan içim kıpır kıpırdı, bu rolu çok istiyordum, Nazlıda kendimi görmüştüm ve dilime getiremediğim hislerimi, duygularımı artık Nazlı şeklinde dışarıya akıtacaktım. Sadullah hocayla yan odaya girdiğimizde, genç bir adam bizi görer görmez ayaklandı. Gözlerini bana doğrulttuğunda içimde bir şimşek çaktı. Artık bana noluyordusa, kendim de anlayamıyordum. Heyecandan ellerimi soğuk ter bastı, elimi pantolonuma sürttüm. Bana bakarak şahane gülüşünü gösterdi. Ve işte o an ben kalpten gitmiştim. Çok sıcaktı, öyle bir enerji alıyordum ki ondan, bu rolu kazandığım için içimden bir kez daha sevindim, çünkü onun gibi partnerim olacaktı.

"Berk, işte rol ortağın, Burcu Özberk" hocam dediğinde Berk bana yaklaştı, sıcacık gülümseyerek elini uzattı.

"Berk ben, memnun oldum"

"Ben de Burcu, iyi anlaşacağımızı düşünüyorum" deyip elini sıktım. Sıkmaz olaydım. Beni sanki elektrik çarpmıştı dokunuşundan, gözlerimi ondan alamıyordum, beni sanki büyülemişti. Kendimi daha da rezil etmemek için hızla elimi çektim ondam ve ben de hafif gülümsedim.

"Bence de biz çok iyi arkadaş olacağız, sıcak birine benziyorsun"

Arkadaş. Tabii arkadaş.

Son

Oysa o ne kadar doğru söylemişti. Çok iyi arkadaş olmuştuk, hatta set içinde en çok takıldığım insam oydu. Hande ve Tolgayla da aram çok iyiydi ama, Berk bir başkaydı. Daha 2 bölüm çekmiştik ve dizimizin ilk bölümü yayınlanmıştı, çok da büyük başarıya imza atmıştı. Bu beni sevindiriyordu, çünkü reytingler her ne kadar çok iyi olursa, onunla çalışmam da bir o kadar uzun sürecekti. Neden onun benim için böyle özel olduğunu anlayamıyordum. Ben Tolgayı da seviyordum evet, ama Berkle ona beslediğim hisler aynı değildi. Tolgayı görünce kalbim yerinden çıkacak gibi hissetmiyordum ve ya elim ayağım bir birine dolaşmıyordu. Bu hisler beni çok yoruyordu, çünkü hep onları kontrol altına almaya çalışıyordum, hep yanlış bir şey yapacağım ve Berki kendimden uzaklaştıracağım diye çok korkuyordum ve onun için de hep kontroldaydım.
Makyaja oturmuştum, yüzüme zaten pek çok fazla birşey yapmıyorlardı, sadece çillerimi örtmek için bir şeyler çekiyorlardı ve bir de hafif rujla rimel. Tam da ruju sürecekken aniden karavanın kapısı öküzcesine açıldı ve içeriye Berk daldı. Makyöz de irkilerek ruju yanağıma, çeneme sürdü.

"Nerde benim hırçınım?" Bağırarak karavanın içinde etrafa baktı. Yüzüm kıpkırmızıydı onun yüzünden ama kızamıyordum işte, elimde değildi.

"Burdayım, odun bey! Bakıyorum da öküzlüğün tam üstünde! Baksana kızı korkuttun ve senin yüzünden yüzüm ne hale geldi ya" gülerek bana yaklaştığında omuzundan vurdum. Güzel gözleriyle bana bakıp kahkaha attı.

"Ya gülmesene, hayvan!"

"Var ya, çok özür dilerim Burcucuğum, ama ben bu anı ölümsüzleştirmeliyim! Bir selfie zamanı!" Karşı çıkmaya bile zamanım olmadı, çoktan telefonunu çıkarıp  ikimizin resmini çekip koşmaya başlamıştı. Ayılıp arkasınca koşmaya başladım.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!