6.Bölüm

2.3K 135 14

Berk
Tolgayla sarılmasına neden öyle bir tepki vermiştim, kendim de anlayamadım. Ama Tolganın ona o kadar yakın olduğunu gördükte içimde bir şey kıpırdadı sanki, kötü anlamda. Ben galiba Burcuya karşı fazla savunma hissi duymaya başladım. Kendi kendime kafamı salladım. Sanki kızız savunmaya ihtiyacı var, hele Tolgadan. Ben iyice saçmalamaya başladım artık. Burcunun etrafında kendimi tuhaf hissediyordum ve bu hiç hoşuma gitmiyordu. Onunla olurken çok mutlu oluyordum, iyi arkadaştık, onunla vakit geçirmek bana iyi geliyordu, ama diğer taraftan bu garip duygular beni delirtiyordu. Burcu benim arkadaşımdı, kardeşimdi. Ben galiba bu abilik işine fazla kaptırdım kendimi. Tabi bu abiliktiyse...
Setimiz bu gün erken bitecekti Burcuyla ve birlikte zaman geçirecektik. Bunu düşündüğümde kalbim böyle hızlanıyordu, heyecanla bekliyordum sanki. Nedenini anlayamıyordum. Karavanda oturup Burcuyu bekliyordum. Son sahnesini çekiyordu. Aslında bu gün Simge de görüşmek istemişti, ama Burcuya sözüm var diye yarın görüşelim dedi. Bozulmuştu. Bana çok saçma geliyordu, ama nedense Burcuyu çok kıskanıyordu. Hatta bir keresinde Burcunun benden hoşlandığını falan demişti, gülmüştüm baya. Burcu kendi diliyle söyledi, başkasına aşıktı. Simge bu gün Burcuyla olduğumu öğrenince yine krize girdi. Ama kendisine de söyledim. Ben öyle kıskançlıkları sevmem. Burcu benim için değerliydi. Ve ben değer verdiğim insanlarla vakit geçirmek için hiç kimseden izin almam.
Düşüncelerimi kapının açılması böldü. Burcu gelmişti. Beni gördüğünde gülümsedi. Tuhaftı, kaç gündür bana gülümsüyor, ama gözleri bir başka bakıyordu. Üzgünlük vardı, bir de adını koyamadığım başka şey... Ayağa kalktım ve gülümseyerek onun yanına gittim.

"Hazır mısın?"

"Hazırım. Sadece üstümü değiştirip geliyorum. İstersen sen arabada bekle" dediğinde kafamı sallayıp karavandan indim. Yolda Tolga çıktı karşıma.

"Abi, napıyorsun bu gün?"

"Hiç, işte Burcuyla konuşduk, takılcağız öyle" dediğimde Tolganın yüzü değişti. Bir hüzün çöktü üzerine. Bir ara sustu ve düşünceli gözlerle bana baktı. Sonra söylediği cümle beni çok şaşırttı.

"Berk, senden bir şey rica edeceğim. Bak, Burcunun öyle asi falan olmasına bakma, çok hassastır o. O yüzden, yani nasıl desem, yanında bir az dikkatli davran, böyle mutlu etmeye çalış, çünkü kaç gündür canı sıkkın ama belli etmemeye çalışıyor." Kaşlarımı çatarak ona baktım. Canının sıkkın olduğunu ben de görebiliyordum ama, acaba o adam yüzünden mi?

"Tamam, elimden geleni yapacağım, ama, sence neden üzgün? Benim bir şey yapabileceğim var mı?" Dediğimde Tolga garipçe gülümsedi. Aşağı bakarak kafasını salladı.

"Oğlum, sen harbiden safsın" dedi gülerek. Tam da ne kastettiğini sormak istediğimde Burcu geldi.

"Tolgacığım, nasılsın?"

"İyiyim, fıstık. Hadi ben kaçtım, size iyi eğlenceler" Burcuya göz kırpıp yanımızdan ayrıldı. Bunlar ne ara böyle yakınlaştılar ya? Soruma kafamı salladım. Oğlum, sana ne? Burcuya dönerek gülümsedim. Kısa güllü bir elbise vardı üzerinde, beyaz ayakkabılarını giymişti. Makyajı yok derecesindeydi, çilleri gözüküyordu. Çillerini severdim. Ona ayrı bir tatlılık getiriyordu. Ne diyorum ki ben?

"Gidelim mi?"

"Hadi! Sinema izleyelim ilk, lütfeeen! Yeni macera filmi çıktı, mission impossible 5, gidelim mi?" Çocuksu gözlerle bana baktığında, dayanamadım, yanaklarından kıstık alarak güldüm.

"Tabi gidelim" diyip arabaya doğru yürüdük. Sessizr yolculuğum ardından sinemaya yetişdik. Arabadan inip içeriye girdiğimizde Burcu heyecandan yerinde kalamıyordu. Hali beni çok güldürüyordu.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!