21.Bölüm

1.7K 105 9

Burcu
Bana bir eve çıkmayı teklif edince bir anlık şaşırdım. Doğru mu yanlış mı bilemedim. Ever ben Berke çok aşıktım, o da beni seviyordu, ama hızlı mı oldu diye düşünmediğimi desem yalan olurdu. Arkamı dönüp bana beklentiyle bakan Berkin gözlerine baktım. İçi parlıyordu. Bana olan sevgisini her gün daha çok görüyordum o gözlerinde ve kendime olan nefretim her gün daha da azalıyordu  onun sevgisiyle.Bu adamın sayesinde ben kendime dönmüştüm. Bir anlık hızla hareket ettiğimizi düşündüğüm için kendimden utandım. Berk hayatımın artık çok büyük bir parçasıydı, her şeyimizi bir birimizle paylaşmıştık. Bizim ilişkimiz sıradan bir ilişki değildi. Acılara birlikte sine gererek birlikte olmağı öğrenmiştik. Gülümseyerek aşağı baktım.

"Bana katlanabileceğinden emin misin?" Dediğimde kahkahasını duydum. Gözlerimi yüzüne devirdiğimde küçük çocuklar gibi sırıttığını gördüm.

"Bu evet mi demek?" Heyecanla sorduğumda sadece kafamı salladım. Birden beni ellerine alarak döndürmeye başladı, ikimiz de kahkahalara boğulmuştuk. Sonra beni yere koyup yüzümü avuçlarına aldı ve aşk dolu bakışlarla yüzüme baktı.

"Ben senden artık bir saniye bile ayrı kalmak istemiyorum, Burcu. Napacağız?" Fısıldadığında gülerek yanaklarımın kızardığını hissettim.

"Yapacak bir şey yok,artık birlikte yaşayacağız"

"Hemen yarın artık taşın" heyecanlı çocuklar gibi Berk nerdeyse yerinde zıplıyordu.

"Tamam, tamam, sen nasıl istersen" dediğimde omuzlarıma yapıştı ve bana sıkıca sarıldı.

"Dediğim gibi, artık benim yanımda olacağına göre hiç kimse seni üzmeyecek artık." Simgeyi hatırladım. Sinirim tepeme vurdu. Berkten ayrılarak ciddiyetle yüzüne baktım.

"Simgeyi napacağız, Berk? O benimle daha fazla uğraşmaya devam ederse, ben de artık ona cevap vermeye başlayacağım. Senin geçmişine olan saygımdan onun hiç bir çirkinliklerine cevap vermedim, ama-" Berk eliyle beni susturunca cümlemi yarım bıraktım ve beklentiyle yüzüne baktım. Derinden nefes alarak gözlerini benden kaçırdı.

"Ben o işi hallettim" dediğinde kaşlarım çatıldı.

"Nasıl yani?"

"Hallettim işte. Simgeye ait bende bir şey vardı, onu senden uzak tutmak için elimdeki o şeyi kullandım, o da tamam dedi. Bu gün onunla meşguldum." Sözleri karşısında düşünmeye başladım. Bir yandan Simgenin susturulduğuna sevinmiştim, ama diğer yandan da Berkin onun yanına gitmesi hoşuma gitmemişti. Kıskanmıştım. Simge ne de olsa Berkin aşık olduğu biriydi ve ilk başlarda Berkin bana dedikleri hala aklımdaydı. Çok aşıktı ona, Berk her seferinde onun yanına gittiğinde, fikrini değiştirip, onun yanına dönmesinden korkuyordum. Gerçi her seferinde Berk ben yanıltmıştı, ama yine de kıskanıyordum, elimde değildi.

"Bari yalnız gitmeseydin yanına" sözcükler dudağımdan döküldüğü an yanaklarım kızardı. Ah be Burcu, bari kıskandığını açık açık bildirmeseydin. Berke baktığımda emince sırıtıyordu.

"Yoksa sen beni kıskandın mı?" Sorduğunda dudaklarımı büzdüm ve kollarına vurdum. Berk kahkaha atarak bir adım geri gitti.

"Ne var? Sevgilimi kıskanamaz mıyım? Hem de Simge gibi yılan birinden!"

"Tamam, tamam, kızma hemen. Kıskanılacak bir şey yok, Burcu. Simge defteri benim için artık çoktan kapanmıştır. Benim için artık yalnızca sen varsın. Bunu sakın unutma!" Diyerek çenemden tutup yüzümü kaldırınca samimi gözlerine baktım. Söylediği sözleri gözleriyle bana yansıtmaya çalışıyordu. Gülümseyerek kafamı salladım.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!