25.Bölüm

1.6K 113 15

Berk
Burcu ellerimde esiyordu. Ondan ayrılıp yere attığı ceketimi aldım ve üzerine atıp sıkıca önünü kapattım.

"Hasta olacaksın benim yüzümden" suçluluk duygusu içimi yiyip bitiriyordu. Aslında Sena beni dansa kaldırdığında Burcunun yüzünün düştüğünü görmüştüm, ama bir şey yapamamıştım. Doğru söylüyordu, o aynı şeyi yapsa ben her halde delirirdim. Beni bu kadar kolay affetmesi de Burcunun güzel kalbindendi. Bu gece ona bir kez daha aşık olmuştum. Gülen gözlerle bana baktığında kalbim ısındı sanki.

"Senin suçun olabilir belki evet, ama bana bir çorba yaparsan geçer" dediğinde sırıtarak burnundan öptüm.

"Sen istersin de ben senin için yapmam mı, güzelim? Hadi evimize gidelim" diyerek elinden tutup arabama doğru yürümeye başladık. Artık rahat rahat evimiz diyebileceğim bir yuvamızın olması beni çok mutlu ediyordu. Burcu benim yalnız kaldığım eve ayrı bir huzur getirmişti. Onu yatağımda, mutfağımda, odamda gördüğümde dünyama bir ışık saçıyordu ve ben kendi aptallığım ve hayvanlığım yüzünden az kalsın bu gün o ışığı kaybedecektim. Burcuyu hiç bir zaman üzmeyeceğim diye kendime sözvermiştim, ama üzmüştüm işte. O bemi affetse de ben kendimi affedemiyordum. Benim için gözyaşları dökmüştü, onların telafisini nasıl edecektim bilmiyorum, ama bundan sonra daha dikkatli davranmam gerekti. Burcunun küçücük kırılgan kalbini bir kez daha ezersem, bu sefer onu ömürlük kaybedebilirdim, bense böyle bir şeyi asla göze alamazdım. Arabaya oturur oturmaz sıcaklığı maksimum dereceye koydum. Burcu hala yanımda titriyordu, endişeli bakışlarla ona bakıyordum. Yeni yataktan kalkmışken kızı yine yatağa sokacaktım. Firene deli gibi basıp çabucak eve yetişmek için hız yaptım.

"Berk bir az yavaşlasan..."

"Korkma canım, seni bir an önce hastalanmadan eve yetiştirmem lazım" dediğimde göz ucumla Burcunun gülümsediğini gördüm. Eğer hep böyle gülecekse ben onun etrafına pervane olmaya hazırdım, yeter ki ben affetsin. Yolda markette inip mercimek çorbası için malzemeleri alarak koşarak arabaya geri döndüm. Burcuya baktığımda sanki yanaklarına bir az kırmızı gelmişti.

"Üşümem geçti mi canım?"

"Yani, daha iyiyim evet" sesi burnundan çıktıyordu, dudağımı ısırdım. Bir şey demeden hemen telaşla arabayı çalıştırıp evin yolunu aldım. Eve vardığımızda hızla arabada inip Burcuya yardım ettim ve paketleri de alarak birlikte eve girdik. Malzemeleri mutfağa bıraktıktan sonra hemen Burcunun yanında gittim.

"Şimdi sen saçlarını yıkamadan güzel bir duş alıyorsun ve kendini yatakta bastırıyorsun, duydun mu beni? Ben de sana çorba yapıyorum hemen" gösteriş verdiğimde Burcu sırıtarak çocuk gibi kafasını salladı. Üzerinden ceketimi çıkarıp kendisini banyoya atınca, ben de mutfağa geçip çorba yapmaya başladım. Bu gün olanları düşündüğümde kendime yumruk atmak istiyordum. Hayır yumruk bile azdı, tekmelemek istiyordum. Ben nasıl öyle odunluk yapabildim, hala aklım almış değildi. Düşündükçe içime bir sinir ve öfke oturuyordu. Sevgilimi bırakıp elin kızının yanına gitmiştim. Allah bana akıl fikir versin, daha ne diyeyim kendime. Zaten ne kadar sövsem, küfür etsem az. Burcu hastalandıktan sonra... Elimi çabuk tutup tüm malzemeleri hazır ederek çorbayı ocağa koydum. Musluyu açıp elimi yıkayarak peçeteye sildim ve mutfaktan çıkarak Burcunun yanına gittiğimde tam da banyodan yeni çıkmıştı. Üstünü giyinip saçlarını havluyla kurutuyordu.

"Ama Burcu neden saçlarını da yıkadın,bak şimdi daha da hasta olacaksın"

"Ya Berk tamam abartma, bir şey olmaz bana" sesi yine hasta sesiydi.

"Hayır, geç karşıma saçlarını kendim kurutacağım"

"Berk, saçmalama kendim-"

"Geç dedim" sertçe dediğimde dudaklarını bastırarak derinden nefes aldı ve karşıma geçti. Kurutma makinasını banyodan alarak fişe taktım ve yavaşça acıtmadan Burcunun aşık olduğum güzel ve uzun saçlarını kurutmaya başladım. Onunla böyle ilgilenmek hoşuma gidiyordu. Gönlünü hoş tutmak, ona rahat bir ortam yaratmak istiyordum, bunun için de elimden geleni yapmaya çalışıyordum. Arada bir makinayı bırakıp çorbaya bakmaya gidiyordum. Döndüğümde Burcu hala beni aynı yerde oturarak bekliyordu. Her defasında gülümsememek elimde değildi. Beni dinlemesi de ayrı bir hoşuma gidiyordu. Nihayet saç diplerinin yeteri kadar kuru olduğuna inandığımda makinayı söndürdüm. Burcu kalkık kaşlarla dönül bana baktı.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!