17.Bölüm

2.2K 109 4

Berk
Simgenin mesajını görünce sinirden nerdeyse titremeye başladım. Bu kız bizden ne istiyordu anlamıyorum. Bir de o herifi tutmuş üstümüze göndermiş. Burcuyu demek bu hale getiren oydu. Ben de bunun hesabını Simgeye ve o adama sormazsam, bana da Berk demesinler. Sinirden köpürmüş gibi koridorda bir sağ bir sola yürüyordum. Acilen bir şeyler yapmam gerekirdi, yoksa o adamla Simge Burcuya bir şey daha yaparlarsa, durumunun kötüleşmesinden çok korkuyordum ve buna göz göre göre asla izin veremezdim. Koltuğa oturup öfkemin geçmesini bekledim, Burcunun beni bu halde görmesini istemiyordum.

"Berk? Noldu iyi misin?" Handenin sesini duyduğumda dönüp Tolgayla ona baktım.

"Evet, başkan, yüzün bembeyaz olmuş" Tolga endişeli sesle dediğinde bir şey demeden Simgenin mesajını açıp Tolgaya uzattım. Çatık kaşlarla telefonu elimden alarak okuduğunda yüzünde tıpkı benimli gibi öfkeli bir ifade oluştu. Hande sertçe Tolganın elinden telefonu kapıp okuduğunda küçük bir çığlık attı.

"Ben bu kızın saçını başını yolmazsam, bana da Hande demesinler!" Bağırınca Tolga elini onun omuzuna koyarak bana döndü.

"Ne yapmayı düşünüyorsun?"

"Bilmiyorum, abi. Ama bu saçmalığa son vermem lazım, orası kesin. Yoksa böyle giderse Burcunun fenalaşmasından çok korkuyorum." Düşüncesi bile dehşete sokuyordu. Ben Burcuyu bir daha asla öyle halde göremem. Sonunda elimden bir kaza çıkacak, gidip ikisini de geberteceğim ve hapislerde çürüyeceğim. Dirseklerimi dizlerime koyup başımı ellerimin arasına aldım. Tolga gelip yanıma oturarak omuzuma vurdu.

"Sıkma canını,bir şeyler buluruz. Biz de sana yardım edeceğiz, değil mi Hande?"

"Kesinlikle. O yellozu lütfen i, lütfen bana verin! Zaten kusura bakma Berk, ama başından beri onu yolmak istiyorum. Yılan şey, sen nasıl ona aşık oldun, beni aklım almıyor!"

"İnan benim de" fısıldayarak kafamı salladım. Ben ne biçim bir insana aşık olmuştum, hala anlayamıyorum. Burcuyla kıyasladığımda Simge onun tırnağı bile olamaz. Yaptıkları onu gözümde yerle bir etmişti. Bense onun tamamen ayrı biri olduğunu düşünmüştüm. Salaksın işte, Berk, salak!

"Neyse gençler, ben Burcunun yanına gideyim, çok beklettim onu. Siz de gidin isterseniz, çok yoğun gün oldu, yarın sabah Burcunu birlikte taburcu ederiz artık" ayaklanarak Handelere söylediğimde kafalarını salladılar.

"Tamam, sabah erkenden burdayız. Hadi kendine iyi bak, başkan, Burcuya da selam söyle" diyerek omuzumdan vurdu ve Handenin elinden tutarak birlikte gözden kayboldular. Kaşlarım çatık arkalarınca baktım. Bunlar ne ara el ele tutuşmaya başladılar? Bir şey vardı da ben mi kaçırıyorum? Dudaklarımı büzüp Burcunun odasına doğru gittim. Kapıyı açarak içeri girdiğimde Burcunun uyuduğunu gördüm. Gülümseyerek yanına gidip yatağa oturdum ve güzel saçlarıyla oynamaya başladım. Melek yüzlüydü Burcu. Onu hala bu kadar üzdüğüm için kendimi affedemiyordum, ama ona yaşattıklarımı unutturmak için her şeyi yapacağım. Yaslanarak alnına küçük buse kondurdum ve yüzünü okşadım. Yüzü bembeyazdı, teni solgundu. Kaşlarımı çatarak parmaklarımı yanağında gezdirdim.

"Bir daha asla birinin seni üzmesine izin vermeyeceğim, sevgilim" dudaklarımı alnına dayayıp fısıldadım. Bir süre öyle kaldım. Ona böyle yakın olmak, tenini hissetmek bana iyi geliyordu. Altımda kıpırdadığını hissedince dudaklarımı ondan ayırıp güzel yüzüne baktım. Uykulu şekilde gözlerini açtı ve beni görür görmez yüzü tebessümle süslendi. Bir kıza gülümsemek ancak bu kadar yakışırdı. Ben de gülümseyerek yüzüne düşmüş tellerini elime alıp oynatmaya başladım.

"Burda mısın? Uzun zaman gelmeyince gittin sandım" uykulu şekilde fısıldayışı karşısında kaşlarımı çattım.

"Ben seni hiç bırakır mıyım, Burcu? Sadece Tolgalarla sohbet ediyordum"

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!