35.Bölüm

2K 109 30

Burcu

"Ya Hande, bu elbise bir az fazla açık olmadı mı? Berk beni öldürecek" mızmızlanarak aynaya baktım. Kısa kolsuz mor bir dar elbise giymiştim. Hem üstü, hem altı açıktı. Hande sağolsun, doğumgünü olduğundan hayır diyemedim ama, Berkin suratını tahmin edebiliyordum. Omuzlarım dışarıdaydı. Gerçi saçlarımı açık dalgalı bırakmıştım, ama yine de bir şey deyeceğinden emindim.

"Ya mızmızlanma işte, Berk bir şey demez, bu gün benim doğum günüm! Ben seçtim, ben mecbur bıraktım derim, olur biter" Hande diğer aynanın karşısından dediğinde teslim olurcasına nefes alıp makyajımı tamamlamaya başladım. Açık mor ruj sürdükten sonra bir adım geri çekilerek kendime aynada tam boyla baktım. Gerçekten çok güzel bir elbiseydi, satendi, rengi nefes kesiciydi. Umarım Berk çok fazla kızmazdı. Geceni de bir elbise yüzünden ikimiz için de mahvetmek istemiyordum. Dönüp Handeye baktım. O da kıpkırmızı kısa, aşağısı bol bir elbise giymişti. Tıpkı prensesler gibi duruyordu. Saçlarını kıvırcık yapmıştı. Çok güzeldi gerçekten.

"Hadi hazır mısın? Çocuklar aşağıda ağaç oldular her halde beklemekten" dediğimde Hande gözlerini devirdi ve omuzlarını silkti.

"Ya bana ne, beklesinler bir az, hem bu gün bana hiç bir şey yasak değil. Bir kere doğum günü kızıyım, hiç kimse moralimi bozabilecek bir şey diyemez"

"Sen var ya, çok şeytansın biliyorsun değil mi?" Gülerek dediğimde tatlı gülücüğünü gösterip çocuk gibi hızlı şekilde kafasını salladı. Yatağın bir kenarına oturarak hazırlıklarını bitirmesini bekledim. Aklım Berke gitti ve istemeden yüzüme tebessüm oturdu. Onu nihayet babamla tanıştıracaktım. Belki de adice bir hareket sonuçu tanıştırıyordum, ama gerçekten babamın onayı benim için çok önemliydi. Gerçi Berki seveceğinden emindim, ama Berkin babamın karşısında kıvrılmasını izlemek benim için bir zevk olacaktı. Babam gerçekten çok kıskançtı, ama benim mutluluğumu her kesten çok istiyordu ve Berkle mutlu olduğumu bizi hemen görünce anlayacağından emindim, o yüzden çok rahattım. Ama tabii bu rahatlığımı Berke belli etmiyordum. Çok sinsiydim, evet, ama bir az eğlenmek benim de hakkımdı.

"Hadi gidelim" Handenin sesini duyduğunda ona bakıp gülümsedim ve ayağa kalkarak kenarda duran topuklu siyah ayakkabılarımı ayağıma geçirdim. Bir de siyah küçük çantamı aldıktan sonra Handeyle birlikte odadan çıktık. Dudağımı ısırdım. Şimdi bakalım Berkin tepkisi nolacaktı.

"Ya tamam, sakin ol, bir şey demeyecek. Ne korkakmışsın sen be" Hande kolumdan tutup dediğinde gözlerimi ona doğrulttum.

"Korkaklığımdan değil, Hande, saygımdan. Sadece saçma bir şey yüzünden aramızda bir problem olsun istemiyorum" sakince dediğimde Hande hafifçe gülümsedi.

"Hiç bir şey olmayacak, eğer bir şey söylerse, gelip değiştiririz. Rahat ol sen." Sessizce onaylayıp asansörün son durağa gelmesini bekledim.
Otelin lobisine girdiğimizde Berkle Tolga karşı karşıya koltuklarda oturmuş, sohbet ediyorlardı. Gözlerimi Berkten alamadım, bakışlarım ona denk geldiği an kalbimde patlamalar yaşadım. Bu histen hiç bir zaman bıkmayacaktım. Bu sadece Berke olan özel bir tepkiydi ve bu çok hoşuma gidiyordu. Bembeyaz bir gömlek, üzerinden deri ceket, bir de siyah pantolon giymişti. Bu adam gerçekten adeta bir yunan allahıydı.

"Selam" Hande ikisinde seslendiğinde aynı anda dönüp bize baktılar. Heyecanla Berkin yüzüne baktım. Beni aşağıdan yukarıya süzdü. Gözleri simsiyah oldu, ağzı açıldı. Tam olarak sinirlendiğini mi, yoksa başka bir şey hissettiğini anlamadım. Ayağa kalktı. Gözlerini benimkilerde odakladı. Ağır adımlarla bana yaklaştıkça kalbim daha da hızlı atmaya başlıyordu. Tam karşımda durdu ve elini kaldırarak yanağımı hafifçe okşadı.

Bir sonbahar hikayesiBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!