kırk beş

10K 533 114
                                        

Sınır: +100 vote ve +100 yorum.

İyi okumalar!

**

Sabah uyanır uyanmaz çantama abartmadan birkaç kitap koyup, kimseye görünmeden evden çıktım. Zaten annem ders çalışmaya gittiğimi bildiği için sorun çıkarmazdı.

Tek sorun, Ceren'in hâlâ burada olmasıydı. Yakında gideceği için onu bir problem olarak görmek istemiyordum ama ona güvenmiyordum. Annemin yanında, daha da önemlisi babamın yanında Çağıl hakkında konuşma ihtimali vardı. Bu yüzden Ceren'in gözüne gözükmemeyi planlıyordum. Annem, Ceren'den sürekli kaçtığımı anlamıştı sanırım ama bana bunu hiç belli etmiyordu.

Aklıma İkra geldi. Onunla konuşmam gerekiyordu. Çağıl ile aramızdaki ilişkiyi öğrenmesi gerekiyordu. Ondan büyük bir azar yiyeceğimi biliyordum. Bugün onunla konuşmam gerektiğini aklımın bir köşesine yazarak sokağın başına yürüdüm. Çağıl beni evin önünden almak istemişti fakat evdekiler yüzünden tetikte olduğum için bunu kabul etmemiştim.

Tüm bunları düşünürken sokağın başına çoktan varmıştım bile. Etrafıma baktığımda Çağıl'ı arabanın yanında gördüm. Gülümseyerek ona doğru yürümeye başladım. Arabanın gelip gelmediğini kontrol ettikten sonra karşıya geçtim. Arabanın yanına ulaştığımda, Çağıl aramızdaki mesafeyi kapatarak kollarını vücuduma sardı ve bana sıkıca sarıldı. Kokumu içine çektiğini fark edince kalbimin atışını kulaklarımda duymaya başladım.

"Günaydın sevgilim," diyerek benden ayrıldı.

Göz göze geldiğimizde gülümseyerek eğildi ve yanağımdan öptü. Yanaklarımın alev aldığını hissettim.

"Günaydın," diyebildim sadece. Utandığımı anlayınca gülümseyerek geriye bir adım attı.

"Gidelim mi?" diye sordu. Onu kafamla onayladım. Çantamı koymak için arka kapıyı açtım. Çantamı koyduğum sırada gördüğüm şeyle Çağıl'a döndüm.

"Basketbol topunun arabada ne işi var?" Sorum üzerine ensesini kaşıyarak kapımı açtı. Kapıya tutunurken cevap verdi:

"Biraz eğlenmemiz de lazım, değil mi?" Ona anlamadığımı belli eden gözlerle baktım.

"Demek istediğim şu; biraz ders çalıştıktan sonra seninle basketbol oynamak istiyorum."

"İyi de ben basketbol oynamayı bilmiyorum ki..." diye mırıldandım. Bana yalandan bir sinirle baktı.

"Karşında koskoca basketbol oyuncusu duruyor. Bunu duymamış gibi yapıyorum."

"Senin basketbol oyuncusu olman, benim oynayabileceğim anlamına gelmez ki." Kolumdan çekerek beni açtığı kapıdan içeriye soktu.

"Senin bence bir şeyler yemen gerekiyor. Bir şeyler ye ki kendine gel, kafan çalışsın güzelim." Cevap vermeme izin vermeden kapıyı suratıma kapattı. Daha fazla oyalanmadan arabanın etrafında dolaşıp şoför koltuğuna oturdu. Bana laf soktuğunu görmezden geldim. Emniyet kemerimi taktıktan sonra kafamı koltuğa yasladım.

Evden çıkarken bir şey yemediğimi, Çağıl bir şeyler yememiz gerektiğini söyleyince fark etmiştim. Açlıktan karnımın guruldamasından korktum. Bu yüzden işimi garantiye almak için radyoyu açtım. Sesini biraz arttırarak arkama yaslandım. Çağıl'ın beni izlediğini hissedince ona döndüm.

"Sabahları şarkı dinlemek zihnimi dinlendiriyor da... Bu yüzden radyoyu açtım." dedim. Yalan değildi aslında. Bir güne şarkı dinleyerek başladığımda, gün boyu kendimi daha enerjik hissediyordum.

"İstediğin gibi takılabilirsin," dedikten sonra arabayı çalıştırdı. Evimden uzaklaşınca gözlerimi kapatıp şarkıyı hissetmeye çalıştım. Yabancı bir şarkı olduğu için sözlerini anlamasam da ritmini dinlemek bile beni rahatlatmaya yetmişti.

Gözlerim kapalı bir şekilde şarkıyı dinlemeye devam ederken, aklıma gelen düşünceleri kafamdan def ettim. Sınavı düşünmek beni strese sokuyordu ve bunun bana bir faydası yoktu. Düşüncelerimi Çağıl'ın sesi böldü.

"Ne yemek istersin?" diye sordu. Çok fazla bir şey yiyemeyeceğimi bildiğim için omuz silktim.

"Bana bir tane simit bile yeter şu an. Eğer sen açsan başka bir şey de yiyebiliriz." Arabayı kenara çektikten sonra bana döndü.

"Ben ayarlarım, sen burada otur. Hemen geliyorum." dedi ve bir şey dememe izin vermeden arabanın kapısını açıp dışarı çıktı. En azından yiyeceğim şeyin parasını alsaydı, diye düşündüm. Sonuçta o da öğrenciydi. Oflayarak kollarımı göğsümün altında kavuşturdum.

Çok fazla takılmadan önüme döndüm. Arabanın önüne bir araba park edince tanıdık geldiği için sorgularcasına kaşlarım çatıldı. Arabadan inen kişiyi görünce koltuğu tamamen indirip beni görmesine engel oldum. Derin bir nefes vererek, Çağıl'ın hemen gelmesi için dua ettim.

Gördüğüm kişi kim miydi?

Tabii ki de babamdı.

Gözlerimi sıkıca kapatmış bir şekilde beklerken, oturduğum tarafın camına vurulduğunu duyunca sıçradım.

Buyurun cenaze namazına.


***

bölüm sonu.

gecenin bölümü geldi kısa olduğu için gün içinde bir bölüm daha gelecek.

öncelikle burayı okur musunuz bilmiyorum ama yazmak istiyorum.
kitabı en kısa sürede final yapmak istiyorum çünkü pek bir olay kalmadı ve zaten eskisi gibi yazamıyorum. hem tıkandım hem de eski bölümlerde yazdığım bazı sahneler çoğu kişiye cringe gelmiş okuyunca ben de aynı şeyi düşünmeye başladım. işte bu yüzden kitabı en kısa sürede final yapıp bölümleri düzenlemek istiyorum çünkü okudukça kitabı kaldırma isteği doluyor içime...

taslağımda yazdığım birkaç kitap var belki onları yayınlarım bitince belli olmaz.  2 hafta içinde bu kitabı final yapmayı düşünüyorum çok uzatmanın anlamı yok.

okuyan herkese teşekkür ederim.

seviliyorsunuz!

Seni Seçtim |yarı texting✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin