İyi okumalar!
**
Bu kaçıncı basılma anımız olmuştu, bilmiyordum. Tek istediğim bunun son olmasıydı. Gelecekteki gelinleri olarak gözlerinden düşmek istemezdim.
Çağıl, ütü yaparken çıkardığı tişörtünü giyip yanımıza gelmişti. Ben kucağımdaki İsmet'in kokusunu içine çekerken, Birsen Abla elini beline koymuş, yanık tavuğu izliyordu. Sanki bizi bastığı için değil de, tavuğun yanmış olmasına sinirlenmiş gibiydi.
İsmet'in kokusunu daha çok içine çekiyordum; dışarıdan bakan biri, balici olduğumu düşünebilirdi. İkra, bana ve İsmet'e bakarak ne yaptığımı sordu. "Su, ne yapıyorsun?"
"Çok güzel kokuyor." Aslında sadece yanık kokusunu almamak için İsmet'i kokluyordum. İsmet yalan söylediğimi anlamış gibi birden saçlarıma asıldı, bağırarak saçımı çekiyordu; sanki
"O kadar kokladın parasını ver!" demek istiyordu.
"Ah!" diye çığlık attım, saçımı derimden ayırmak istercesine asılmıştı. Çağıl zorla İsmet'in elinden saçımı kurtardı ve kucağımdan aldı. İsmet'in eline baktığımda, tel tel saçlarımı gördüm.
"Hiç de güzel kokmuyordun! Daha tuvaletini tutmayı bilmiyorsun!" diyerek kollarımı göğsümde bağladım. İsmet bana bakıp çığlık atınca, sövdüğünü anladım.
Birsen Abla'ya döndüm ve "Abla, ama bu çok küfür konuşuyor."dedim. Çağıl, söylediklerimden sonra bana bakarak gözlerini kıstı. Neden böyle baktığını anlamaya çalışırken kafamı sallayıp dudaklarımı oynattım, "Ne var?" diye. Omzunu silkerek İsmet'in sırtına hafifçe vurdu. Bu sırada derin düşüncelere daldı, ta ki İsmet'in gaz çıkarmasıyla kendine gelene kadar. "Ah be abim, ne yapıyorsun?" diyerek İsmet'i kendinden uzaklaştırmak için havaya kaldırdı. İsmet ise gülerek bize bakıyordu.
İkra,"Ay bir de gülüyor, çirkin!" diyerek İsmet'in yanından uzaklaştı. Birsen Abla tavuğun bulunduğu tepsiyi tezgahın üstüne bıraktıktan sonra İsmet'i Çağıl'ın kucağından aldı ve "Su ve Çağıl, ikiniz markete gidip tavuk alıp geliyorsunuz. Cezalısınız." dedi.
Ağzımı açacakken lafı ağzıma tıkadı: "İtiraz kabul etmiyorum. Ayrıca sizi yakaladığım pozisyonu unutmadım, konuşacağız."
İkra güldü ve hepimiz ona döndük. "Sen de boş boş gülme, şu tepsiyi temizle."
İkra'nın gülüşü yüzünde solarken ben sırıtarak mutfaktan çıktım. Çağıl da peşimden geliyordu.
"Yine kurtulamadım senden," dedi.
"Yine kurtulamadın benden," diye cevap verdim.
Çağıl ile konuşmadan yolu yarılamıştık. O, yerdeki taşı tekmeleyerek yürüyordu, ben ise çaktırmadan onu izliyordum. Yavru bir köpek sesi duyunca durdum. Çağıl benim durduğumu fark etmemişti; taşa vurarak yürümeye devam etti.
"Çağıl, dursana!" diye seslendim. Adım atmak için kaldırdığı ayağı havada asılı kalmıştı, dönüp bana baktı. "Yavru köpek havlıyor, duymadın mı?" diye sordum. Kaşlarını çattı ve yanıma geldi.
"Hayır, duymadım. İkra burada değil, nereden geliyor bu ses?" dediğinde koluna vurdum. Haklı olabilirdi ama bunu bilmesine gerek yoktu.
"Arkadaşımla doğru konuş!" dedim.
"Senin arkadaşınsa benim de kardeşim!" dedi ve gözlerimi devirdim.
Tekrar köpek havlama sesi duyunca, sesin geldiği yöne baktım. Çalıların içinden geliyordu. Çalılara doğru adım attım ve eğilerek içine bakmaya çalıştım. Havlama sesi yüzünden korkup sıçradım; dengemi kaybedip popo üstü düştüm. Arkamdan gülme sesi geldi; kimin olduğunu anlamak zor değildi. Arkamı dönüp Çağıl'a kötü kötü baktım, "İnsan yardım eder ama sen insan değildin!" dedim.
"Evet, çünkü insan olamayacak kadar mükemmel, yakışıklı, karizmatik, kaslı ve daha birçok şekilde kendimi tanımlayabilecek kadar harika biriyim," diye cevap verdi.
Cevap verecekken, çalının içinden tekrar havlama sesi geldi. Kalkıp sesin geldiği yere baktım. Bir çift göz parlıyordu. Bu parıltının korkudan olduğunu anladım. Dizlerimin üstüne çöktüm ve elimi çalıya uzattım. Tam o sırada Çağıl yanına geldi ve bileğimi tutarak "Bekle, ben alırım. İçinde ne olduğunu bilmediğin yere elini sokma," dedi. Kalkıp ona yer açtım.
Çağıl, köpeği dışarı çıkarmak için ıslık çaldı. Köpek, ıslık sesini duyunca çalıların arasından sürünerek çıktı. Karşımızda sevimli bir sarı köpek belirdi.
"Çağıl, bu çok tatlı!" dedim. O da köpeği korkutmadan kucağına aldı. Köpek hemen kafasını Çağıl'ın koluyla göğsünün arasına sakladı.
Korkutmadan yanına yaklaşıp köpeğin kafasını okşamaya başladım. Köpek, zarar vermeyeceğimizi anlayınca kafasını saklandığı yerden çıkardı.
"Cins mi bu köpek?" diye sordu Çağıl.
"Evet," dedim, köpeği okşamaya devam ederken.
"Cinsi ne?"
"Sokak köpeği."
"Dua et kucağımda köpek var," diye gülerek köpekle yürümeye devam etti.
Ne yapacağımızı düşünürken, arkamızdan gelen sesle irkildim. Arkama baktım, büyük bir köpek havlayarak üzerimize doğru koşuyordu.
Son duyduğum ses, "Su, kaç!" diye bağırma sesiydi.
***
Bölüm sonu.
Çok geç attım farkındayım ama bu hafta 2 bölüm daha atacağım. Perşembe- Cumartesi yeni bölümler gelecek. Ardından bölüm günlerimiz Pazartesi - Çarşamba - Cuma olacak. belki Pazar günleri de bölüm atarım belli olmaz.
O zamana kadar kendinize iyi bakın!
Seviliyorsunuz!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Seni Seçtim |yarı texting✓
Teen Fiction-tamamlandı.- "Bak şimdi efekt sonucunda bir sayı çıkacak ve sen bu sayı kimin forma numarasıyla denk olursa ona anonim olarak yazacaksın." Kaşlarımı çatarak ona baktım. Tam bu sırada Çağıl'ın takımından Efe basket atmıştı. Alkışladıktan sonra İkra...
