İyi okumalar!
*
Son konuşmanın ardından konunun değişmesi için Çağıl, istediğim filmi açmıştı. Kaşları çatık, ciddi ciddi filmi izliyordu.
"Oha! Erkeklerin kasları şaka mı?" diye sordu İkra. Bunun üzerine Çağıl, ters ters İkra'ya bakmıştı ama İkra, pür dikkat filmi—yani kaslı erkekleri—izlediği için Çağıl'ın bakışlarını fark etmemişti.
Efe, küçük minderi uzandığı yerden kalkmadan İkra'nın kafasına attı. Kafasını tutarak Efe'nin bu hareketine göz devirdi. Çok fazla umursamadan tekrar televizyona döndü. Ben de dikkatimi tekrar filme çevirdim.
Tom ekrana çıkınca daha yakından görecekmişim gibi öne doğru eğildim. Tam kolumu dizime koymuş, elimi çeneme yaslayacakken arkadan bir el tarafından çekildim.
"Göremiyorum." dedi Çağıl, iki elini havaya kaldırarak.
"Önünde bile değilim Çağıl. Nasıl göremiyorsun?"
"Arkandaki aynadan izliyorum."
"Manyak mısın?"
"Manyağım lan ben." diyerek yerinden kalktı. Hepimiz gözlerimizi ona dikmiş, ne yaptığını anlamaya çalışıyorduk.
"Bir an kendimi Kuzey Tekinoğlu sandım. Siz devam edin." dedikten sonra yerine oturdu.
"Abi sana Kuzey Güney'i bu kadar izleme demekten çok yoruldum."
"Deme o zaman. Ne yapayım, oturup Tom Cruise'u mu izleyeyim?"
"Evet."
Cevabıma göz devirerek sehpanın üzerindeki tabaklardan birini aldı. Cips yiyerek filmi izlemeye başladı. Hepimiz tekrar filmi tam odaklı şekilde izlemeye devam ettik.
Bir süre sonra Çağıl sesli konuşmaya başladı:
"Ben olsam daha iyi kullanırdım şu savaş uçaklarını."
"Lan! Daha hızlı olsanıza, öleceksiniz!"
"Bu adam harbiden karizmatikmiş."
"Tom, aferin, boşa sevmiyorum seni."
Son dediği cümleye gülerek karşılık verdim. Kendini kaptırdığı için dediklerinin farkında değildi.
"Adamım ya!"
"Ana film bitti ya..."
Film biterken biz oturmuş Çağıl'ı izliyorduk. Çağıl arkasına yaslanırken, bizim ona baktığımızı sonunda fark etmişti.
"Ne oldu, neden bana bakıyorsunuz?"
"Kanka, adama film başlamadan önce sövüyordun, filmin sonlarına doğru ilan-ı aşk edeceksin diye korkudan filmi izleyemedim." dedi Efe.
"Saçmalama oğlum. Ben öyle şeyler yapmam."
"Filmi sevdin mi abi?" diye sordu İkra.
"Eh, idare eder işte."
"Ya bırak! Ağzının suyu akıyordu filmi izlerken."
Dediğim şeyden sonra bana döndü, cevap vermek için. Gözleri boynuma değince açtığı ağzını kapattı. Sonra tekrar gözlerime bakarak konuştu:
"Susadım çünkü! Su getirmemişsiniz." diyerek ayaklandı.
Çağıl mutfağa doğru giderken sehpanın üzerine baktım. İçi su dolu sürahi vardı.
Ben de peşinden gittim. Efe ve İkra arkamdan imalı laflar etmişlerdi ama duymazdan geldim. Mutfağa girdiğimde Çağıl'ın elini musluğun altında tuttuğunu fark ettim. Elini sadece suyun altında tutuyordu, yıkamıyordu.
"Suyu boşa akıtmasana çocuk," diyerek musluğu kapattım.
Benim geldiğimi fark etmediği için yerinde sıçradı.
"Neden sessiz geliyorsun?"
"Korktun mu sen?" diye 'e'leri uzatarak konuştum.
"Hayır korkmadım, aniden gelince şey oldu." diyerek elini kağıt havluya sildi.
Tekrar boynuma baktı.
"Çıkarmamışsın."
Sen aldın, nasıl çıkarabilirim ki demek istedim.
"Evet. Çok güzel, artık onun yeri benim boynum." diyerek iki parmağımın arasına alıp aldığı kolyeye baktım.
Ona döndüğümde gülümseyerek beni izliyordu.
"Çok güzel." diye mırıldandı.
Ben de gülümseyerek ona baktım.
Hissettirdiklerin güzel olamayacak kadar güzel, Çağıl.
**
bölüm sonu.
telafi edeceğim dedim evet.
daha kısa oldu evet.
ama yeni bir bölüm daha gelecek.
seviliyorsunuz!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Seni Seçtim |yarı texting✓
Teen Fiction-tamamlandı.- "Bak şimdi efekt sonucunda bir sayı çıkacak ve sen bu sayı kimin forma numarasıyla denk olursa ona anonim olarak yazacaksın." Kaşlarımı çatarak ona baktım. Tam bu sırada Çağıl'ın takımından Efe basket atmıştı. Alkışladıktan sonra İkra...
