on yedi

11.2K 559 176
                                    

Bundan önceki 2 bölümü okumayı unutmayın!

İyi okumalar!

**

Telefonu gelişigüzel yatağa attıktan sonra dolaptan çıkardığım eşofmanı ve sweatshirtü alelacele üzerime giyindim.

Odamdan çıkıp kapıya ilerlerken koridorda annemle karşılaştım. Bugün izin günüydü.

"Kenetlenmişsin kalbime ilmek ilmek, işlenmiş gibisin hasretinle yüreğime. Nereye böyle bileyim söyle." gülerek yanağından öptüm.

"Anne kısaca nereye gittiğimi neden sormuyorsun?" beni kapıya kadar bıraksın diye koluna girdim. "İkra'nın yanına gidiyorum."

Kapının önüne gelince ayakkabılıktan ayakkabımı alıp giyindim.

"Nerede buluşacaksınız?"

"Evlerine çağırdı." diyerek kapıyı açtım.

"Sürekli evlerine gidiyorsun annelerine iş çıkarma." gözlerimi devirerek merdivene yöneldim.

"Anne evi dağıtmıyoruz, insan gibi oturuyoruz."

"Keşke kendi evinde de insan gibi otursan." diyerek kapıyı arkamdan kapattı. Trip mi atmıştı o?

Omuz silkerek merdivenlerden hızla indim. Apartmandan da koşarak çıktım. Çok vakit kaybetmiştim.

Onların evi ile bizim evimiz arasında 3 durak olduğu için koşmayı mantıklı bulmayarak arka sokaktaki durağa gittim. Gelen herhangi bir otobüse binebilirdim. Burdan geçen otobüsler evlerinin bulunduğu sokağın başından geçiyordu.

Otobüsün geldiğini görünce telefonumun arkasından otobüs kartımı çıkardım. Durakta yalnız olduğum için bindiğim gibi otobüs hareket etti.

Çağıl'ın beni neden istediğini anlamasam da hoşuma gitmişti. Gülümseyerek direğe tutundum. Deli olduğumu düşünmesinler diye suratımdaki ifadeyi sildim.

Şansımıza tüm ışığa yakalanmıştık. Oflayarak telefonu elime aldım. Saate baktıktan sonra telefonu tekrardan cebime koymak istemiştim ki bildirim geldi. İkra yazmıştı.

ikra: nerede kaldın?

siz: otobüsteyim

ikra: tamam çabuk ol

siz: olur şöfore söylerim

Nasıl çabuk olabilirim? Otobüsü kullanan bendim sanki.

İneceğim durağı görünce tuşa basarak otobüsün durmasını bekledim. Otobüs durmadan kapıyı açınca şöfore bakarak içimden sövdüm.

Otobüs tamamen durunca atlayarak indim. Adımlarımı hızlandırarak evlerinin önüne geldim. Yukarı çıktığımda kapı açıktı. Muhtemelen İkra geldiğimi görüp kapıyı açarak içeri girmişti.

Ayakkabılarımı çıkarıp Çağıl'ın odasına yürüdüm. Belki uyuyordur diye düşünerek sessiz hareket ediyordum.

Çağıl'ın odasına girdiğimde İkra'nın elinde telefonla oturduğunu gördüm. Çağıl'da alnında bezle uzanıyordu.

İkra beni görünce ayağa kalktı. "Geldin mi?"

"Geldim kör misen?" diyerek Çağıl'ın yanına gittim.

"Ateşi düştü mü?" alnındaki bezi aldım. Bez kurumuştu. Elimle alnına dokundum. Yanıyordu.

"Kızım yanıyor bu." sesimi duyan Çağıl gözlerini açtı. Neden burada olduğumu anlamak istercesine bana bakıyordu.

İkra yanımıza gelerek konuştu. "Abi bak Su geldi."

Çağıl öksürerek bir bana bir de İkra'ya baktı.

"Su neden geldi?" diye sordu.

"Sen çağırmışsın ya?" dedim.

"Ben mi? Ne zaman?" anlamamış gibi İkra'ya baktı.

"Abi sana sorduk ne istiyorsun diye, sen de Su dedin." elimde bezle kalakalmıştım.

"Kızım salak mısın? Susadım su istedim. Susuzluktan ölüyorum, bekle dedin bu yüzden mi bekledim ben." mızmızlanarak gözlerini yumdu.

Kaşlarımı çatarak İkra'ya döndüm. O da bana bakıyordu. "Şey, ben çok yanlış anlamışım ya."

Umursamayarak elimdeki bezi yerdeki leğende ıslattım. Böyle ateşinin düşeceğini sanmıyordum.

"İkra git sirke getir sirkeli su yapalım, yoksa ateşi düşmeyecek."

İkra sirke getirmek için gideceği sırada Çağıl bağırdı.

"Hayır!" gözünden damlayan yaşlara bakakaldım.

"Ne demek hayır? Çok ateşin var düşmez." dedim. İkra'ya da gitmesi için kapıyı işaret etmiştim.

"Sirke sevmiyorum valla kusarım bak." diyerek ağlamaya başladı.

"Sen ağlıyor musun?"

"Hayır gözüm yanıyor." kafamı iki yana sallayıp ona yaklaştım. Gözlerinden damlayan yaşları sildim.

"Kalk." kolundan tutup kalkmasına yardım ettim.

"Nereye?" kolunun altına girerek cevap verdim.

"Duşa giriyoruz."

"Oha sapık, hastalığımdan faydalanıyor. İmdat!" söylediği şeye gülerek zorla onu yürüttüm.

O kadar sıcaktı ki kolunun altında yanıyordum. Zar zor banyonun önüne kadar getirdim. Banyonun kapısını açarak ikimizi de içeri soktum. Çağıl'ı klozetin üzerine oturtarak suyu açtım. Ilık olana kadar suyla oynadım.

İkra'ya haber vermediğim için kapıdan ona seslenerek duşta olduğumuzu söyledim. Duyduğunu düşünerek tekrardan banyoya girdim. Çağıl klozette uyukluyordu.

"Çağıl. Üstünü çıkarmam gerekiyor."

Hiçbir şey demeden kollarını havaya kaldırdı. Bunu yaparken bile yarım yamalak yapmıştı. Tişörtünün altından tutarak çıkardım.

Altındaki eşofmana baktığımda çıkarmam gerektiğini biliyordum. Çağıl'ı ayağa kaldırarak eşofmanını da çıkardım. Tıpta ayıp olmaz.

Vücuduna bakmamaya çalışarak onu duşakabine soktum.

"Su." kısık gözlerinin arasından bana bakıyordu.

"Efendim?"

"Sende gel düşerim." sen bana böyle bakarken seni nasıl reddedebilirim ki.

Kafamla onu onaylayarak elini tuttum. Suyun altına girerek onu da yanıma çektim. Titremeye başlayınca gelip bana sarıldı. Ne yapacağımı bilemeyerek ben de ona sarıldım.

Dakikalarca, biraz daha iyi olana kadar onunla suyun altında kaldım.

**

bölüm sonu.

Çağıl'a kıyamam ya...

Seni Seçtim |yarı texting✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin