dokuz

20K 900 604
                                        

İyi okumalar!

**

Elimden kalemi bırakıp arkama yaslandım.
"İkra, biraz ara verelim lütfen." dedim, dudaklarımı büzerek.

"Oldu, başka arzun? Gece otur sabah kalkma, oh ne âlâ memleket!" diyerek göz devirdi.
"Az kaldı, sık dişini biraz daha."

Oflayarak kalemi tekrar elime aldım. Tamam, biraz haklı olabilir... ama bu onun bir gaddar olduğu gerçeğini değiştirmiyor!

Adım seslerini duyunca kapıya baktım. Çağıl gelmişti.
"Ben dışarı çıkıyorum. Bir şeye ihtiyacınız olursa arayın."

Ona "Beni İkra'dan kurtar!" bakışı attım ama sadece halime gülüp umursamadan çekip gitti. Beni... beni...

Dış kapının açılıp kapanma sesinden birkaç saniye sonra ayağa kalkarak gerinmeye başladım. Vücudumdan çıtırtılar yükseliyordu. Birkaç saat içinde kartlaşmıştım resmen!

Pencerenin önüne yürüyüp perdenin arasından Çağıl'ı izledim. Sigara yaktığını görünce kaşlarım istemsizce çatıldı. Sigaradan nefret ediyorum! Üstelik sen sporcusun, ne sigarası?!

Telefonumu elime alıp yazdım:

siz: dudaklarına değen sigara çok sakin, ben olsam tutuşmuştum

Aklımdakiyle yazmak istediğim aynı değildi... parmaklarım benden bağımsız davranmıştı.

Çağıl telefonunu çıkarıp mesajı okudu. Kaşları kalktı, ardından gülümsedi.

Yakalanma korkusuyla pencerenin önünden uzaklaşıp eski yerime döndüm.

İkra ödevi bırakıp arkasına yaslandı. Sinsi bir gülümsemeyle beni süzdü.
"Çağıl'ı mı dikizliyorsun?" dedi. Gözlerimi kısarak ona baktım, sonra hafifçe gülümseyip onayladım.

"Sadece dikizlemedim, fırsattan istifade mesaj da attım."
Sözüm üzerine yanıma emekleyerek geldi.

"Ne yazdın, göstersene!" diyerek telefonuma uzandı. Eline vurarak uzaklaştırdım.

"Olmaz. Ayrıca ödev yapmamız lazım, bunu sen söylemiştin." Kalemi elime alıp ona sırtımı döndüm.

Önümdeki kitapları kenara fırlatıp beni kendine çevirdi.
"Ne ödevi ya? Ödev bekleyebilir. Hadi göster, çok merak ettim!"

Omuz silkip telefonumu elime aldım. Çağıl'dan mesaj gelmişti:

çağıl: dudaklarıma senin dudakların değsin, birlikte yanalım

"OHA!" İkra ile aynı anda bağırdık. Göz göze gelip kocaman açılmış gözlerle birbirimize baktık.
"Ne diyor ya senin bu abin!?"

İkra, bir bana bir mesaja baktı.
"Abim azmış, kaçın!" diyerek yatağın üstüne çıkıp zıplamaya başladı.

"İkra, insene! Düşeceksin bak şimdi."
Kolundan tutup indirmeye çalıştım ama orantısız güç kullandığım için İkra benim üstüme devrildi. Ve birlikte yere kapaklandık.

Kapıdan gelen sesle kafamı oraya çevirdim.

"ANNE! İKRA VE SU ÖPÜŞÜYOR!"

İkra ve ben koltukta oturmuş halıyı izliyorduk. Çağıl ise kenarda yayılmış, alaycı bir gülümsemeyle bizi süzüyordu. Birsen Abla konuşmaya başlayınca başımı hafifçe kaldırıp ona baktım. Ayaktaydı.

"Bakın kızlar, sizi yönelimlerinizden dolayı suçlamıyorum. Zaten suçlayamam da. Bazı şeyleri biz tercih edemeyiz."
Karşımıza geçip oturdu.

Ağzımı açıp yanlış anlaşılmayı açıklayacaktım ki Çağıl atılıp sözümü kesti.

"Ama yine de bunu evde yapmanız hoş değil."
Sırıtarak konuştu. Gerçeği biliyordu ama ortalığı karıştırmak işine geliyordu. Aklı sıra sabahki olay yüzünden benden intikam alıyordu.

"Ya ama bir dinleseniz bizi! Yanlış anlıyorsunuz! Çağıl, sen de boşuna olay yaratma!"
Ona gözlerimi kısıp baktım.

"Su, neden gizlemeye çalışıyoruz ki?"
İkra elimi tuttu. NE OLUYOR BU AŞAĞILIK EVDE!?

Elimi hızla çekip ayağa kalktım.
"İkra, n'apıyorsun canım arkadaşım? Düşerken kafanı bir yere mi vurdun? Ama yok, vuramazsın ki ben tutmuştum seni."

Yerde emekleyen İsmet'e döndüm.
"İsmet, bu ne migena?"
Dememle herkes kahkahayı bastı. O kadar da komik bir şey dememiştim ama İsmet bile gülüyordu.

İkra kendine gelince açıklamaya başladı:
"Anne, şaka yapıyorum. Ben yatakta tepinirken Su düşmeyeyim diye kolumdan çekti, birlikte düştük. İşte böyle de hayırlı arkadaştır kendisi, düşmeyeyim diye beni düşürüyor. Çağıl'ı da bilirsin, ortalığı karıştırmaya bayılır."

Birsen Abla, İkra'nın cümlesi biter bitmez ayağını üst üste atıp terliğini almaya uzandı. Ama beklenmedik bir şey oldu — terlik ayağında değildi.

"Terliğim nerede ya? Az önce ayağımdaydı..."

Etrafı tararken gözüm bir şeye takıldı. Gördüğüm an bağırdım:

"Abla! İsmet terlik yiyor!"

**

bölüm sonu.

son cümlede herkesin aklına tek bir cümle gelir. "Hocam, Aykut uç yiyo!"

diğer bölüm text var demiştim ama sizi kandırdım nihaahha ama gerçekten diğer bölüm text olacak çünkü çağıl'ı cevapsız bıraktık

diğer bölüm görüşürüz!

Allah tuttuğunuz oruçları kabul etsin. <3

Seni Seçtim |yarı texting✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin