İyi okumalar!
**
Korna sesiyle kafamı telefondan kaldırdım. Çağıl'ı arabanın içinde görünce şükrederek oturduğum yerden kalktım. Umursamaz görünmeye çalışarak arabaya doğru yürüdüm. Yolcu koltuğunun olduğu taraftaki kapıyı açıp bindim. Ona bakmadan emniyet kemerimi de taktım.
Çağıl'ın bakışlarını üzerimde hissediyordum ama yüzünü görmeye hâlâ gönlüm yoktu. Benimle dalga geçmesi sinirimi bozmuştu. Ben de onunla çok kez dalga geçmiştim ama burada bir başıma bırakıldığımı düşündürmesi, beni gerçekten üzmüştü. Yalnız bırakılmaktan nefret ediyorum.
Konuşmayacağımı anlayınca motoru çalıştırdı. Konuşmasına izin vermeden radyoyu açtım. Çalan şarkıları beğenmeyince telefonumu elime alıp arabaya bağladım.
Çağıl'a göndermede bulunmak için normalde asla dinlemediğim bir şarkıyı açtım:
Latif Doğan – Küstüm.
Sessizce güldüğünü duydum ama ona bakmayı tercih etmedim. Bu gözler o anı görmeye ne kadar hevesli olsa da, kendimden ödün vermeyi düşünmüyorum.
Şarkı çalarken aynı zamanda yol takibini de yapıyordum. Eve giden bir yol değildi. Nereye gittiğimizi sormadan sadece izlemeye devam ettim.
Aynı anda düşüncelerimle baş başaydım. Anonim hesaba uzun zamandır yazmadığımı fark ettim. Eve gidince yazmam gerektiğini aklımın bir köşesine not ettim. Zorunluluk değil, ama unutulsun da istemiyorum. Eğer bir gün Çağıl'la aramızda bir şey olacaksa, önce onun anonimi olduğumu bilmesini istiyorum.
Arabanın yavaşladığını fark edince, düşüncelerimden sıyrıldım. Şaka bir yana, arabayı o kadar çok kullanıyor ki... Benzin parasını nasıl yetiştiriyor acaba?
Araç tamamen durduğunda başımı kaldırdım. Uçurum kenarına gelmiştik; ağaçlarla çevrili, doğayla iç içe bir yerdi. Neden buraya geldiğimizi bilmiyordum ama Çağıl arabadan inince emniyet kemerimi çıkardım. Arka kapıyı açıp koltuktan bir şeyler aldığını görünce ben de dışarı çıktım.
Arabanın etrafından dolanıp yanına gittim. Elinde piknik sepeti vardı. Her şeyi düşünmüştü. Demek ki plansız değildi.
Kolumdan çekerek yanına aldı, birlikte yürümeye başladık. Adımlarımıza bakarak yürüyordu. Gülümsememi engelleyemedim. Benimle aynı adımları atmaya çalışıyordu.
Bileğimden tuttu, kolumu kendi kolunun içinden geçirerek kol kola yürümeye başladık. Uçurumdan uzaklaşmış, ormanın içine doğru ilerliyorduk. Arabanın giremeyeceği bir alanın derinliklerine...
Derin bir nefes çektim. Oksijen ciğerlerimi doldururken burnumu hafifçe yaktı. Hava o kadar temizdi ki, uzun zamandır böyle bir havayı solumamıştım. Ciğerlerim bayram etti.
Arabaya bindiğimden beri Çağıl'la tek kelime konuşmamıştım, ama şimdi onun kolunda yürüyordum. Bu durum biraz komikti, o yüzden istemsizce sırıtıyordum.
Kaçamak bir bakışla onu izledim. Dikkatle önüne bakıyordu, belli ki düşmemizi istemiyordu. Düşsek ikimiz de devriliriz muhtemelen.
Bir süre daha yürüdükten sonra önümdeki manzara karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim.
"Vay canına! Burası çok güzel..."
"Beğendin mi?"
Kafamla onaylayıp yanıtladım:
"Çok beğendim. Burası cennet mi?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Seni Seçtim |yarı texting✓
Teen Fiction-tamamlandı.- "Bak şimdi efekt sonucunda bir sayı çıkacak ve sen bu sayı kimin forma numarasıyla denk olursa ona anonim olarak yazacaksın." Kaşlarımı çatarak ona baktım. Tam bu sırada Çağıl'ın takımından Efe basket atmıştı. Alkışladıktan sonra İkra...
