on üç

12.1K 619 229
                                    

İyi okumalar!

**

Elimdeki taşı İkraların camına attıktan sonra binanın altına girerek saklandım. Ses gelmeyince binanın altından çıkarak tekrar 2. kattaki İkraların penceresine taş attım. Bu sefer yüksek çıkan sesle binanın altına koşarak saklandım. Şimdi de duymazsa artık İkra sağır demektir.

Açılan pencerenin sesiyle yerimde heyecanla kıpırdandım, yüzümdeki sırıtışla dışarıdan çok kötü gözüktüğümden emindim. Resmen joker gibi sırıtıyorum.

Neden mi böyle bir şey yapıyorum? Çünkü İkra'dan almam gereken bir intikam var. O nasıl beni söverek uyandırdıysa onun da aynı şeyi yaşamasını istiyorum.

Pencerenin kapanma sesini duyduktan bir süre sonra tekrar binanın altından çıktım, sinir olup bağırana kadar amacım pencereye taş atmaktı. Elime aldığım taşı pencereye fırlatmak istemiştim ancak taş pencere yerine duvara gelmişti. Cebimden başka bir taş alıp tekrar pencereye attım. Tam isabet!

Gülerek tekrar binanın altına girdim. Sırtım bina kapısına dönük yukarıdan gelen sesi duymaya çalışıyordum.

Oflayarak tam binanın altından çıkıyordum ki yüzümün önündeki dövmeli kollar yüzünden ayağım havada kalmıştı.

Sanki korku filmindeymiş gibi kafamı ağır hareketlerle kolların sahibine çevirdim. Kim olduğunu zaten biliyordum ama bir umut İkra olmasını dilemiştim. Tabii o dövmeli kollarla bunu düşünmem çok komik olurdu.

Kafamı tamamen çevirdiğimde gözlerim bir çift uykulu gözle buluştu. Sinirli gibi değildi ama ben yinede duvara sinmiştim.

"Şey, kolunu çekersen daha rahat konuşabiliriz sanki ha?" diyerek konuşmayı başlattım. Yoksa hiç konuşacak gibi durmuyordu.

"Pencereme taşları atmasan daha rahat uyuyabilirdim sanki ha?" diye beni taklit etti. Taklitler aslımı yüceltir paşam, demek isterdim ama yemedi. O kadar da değil!

"Ben senin pencerene neden cam atayım canım?" dediğim şeyle kafam karıştığı için istemsizce kaşlarımı çattım. Çağıl'a baktığımda gülmemek için kendini sıkıyordu.

"Pencereye cam atmak mı? Güzel aktivite bir gün seninle yapalım." dalga geçtiği için dudaklarımı büzerek omzuna vurdum.

"Neden dalga geçiyorsun? Dilim şey oldu."

"Dilin ne oldu?" gülerek benim şapşal halimi izliyordu.

"Sürttü." dedim.

"Dilin araba mı sürtüyor?"

"Hayır yani dil sü- bak hâlâ dalga geçiyor. Ben de gelmiş açıklıyorum!" omzuna tekrardan vurdum. Omzuna üzüldüm şu an.

"Kızım ne vurup duruyorsun elin de ağır zaten, vura vura uykumu kaçırdın." kesin vurduğum için açılmıştır, kesin.

"Al vurdum." bir kere daha vurdum. Neden vurduğumu bilmiyorum, gaza gelmiş olabilirim.

"Bir kere daha vur bak bakalım ne yapıyorum." diyerek yalandan kaşlarını çattı.

Tabi ben de akıllı birisi olmadığım için ona vurmak için tekrardan elimi kaldırdım. Elim Çağıl'ın omuzlarına değemeden  duvarla buluştu. Bileklerimi tutup duvara yasladı. Resmen duvarla arasında sıkışıp kalmıştım!

"Seni uyarmıştım." ben ne zaman uyarıları ciddiye aldım ki?

"Bırak ısırırım." yukarı bakmaktan boynum ağrıdı. Neden biraz daha kısa değildi ki bu çocuk?

"Olur ısırsana. Neremden ısıracaksın?" dediği şeyle ona şok olmuş şekilde baktım. Hiç geriye çekilecek gibi durmuyordu. Bir de salak gibi sırıtıyor.

"Bak ısırırım."

"Isır." diye bana yaklaştı. Gel gel dibime gir!

"Çağılcığım biraz uzaklaşır mısın? İstek değil ihtiyaç." dediğimi yapmak yerine mümkünmüş gibi biraz daha yaklaştı. E yuh yani!

"Çüş! Üstüme çık." yorgun düşmüş kafamı tekrardan kaldırdım. Kaldırmaz olaydım.

Çağıl'ın suratı dibimdeydi ve arabadaki yakınlaşmadan sonra bu bana hiç iyi gelmemişti.

Yüzümü her ne kadar çevirmek istesem de bunu yapamıyordum. Bilmiyorum, sebebi aramızdaki çekimden miydi? Anlamıyordum. 

Çağıl'ın da bakışlarının değiştiğini fark etmem çok uzun sürmedi. Yüzündeki sırıtış silinmiş yanaklarına sevimli bir renk gelmişti. Yanaklarına bakarken gülümsememe engel olamadım.

Kendimden bağımsız boşta kalan elim havaya kalkmış, Çağıl'ın yanaklarında yerini almıştı. Parmaklarımla Çağıl'ın pembemsi yanaklarını sıktım. Yanaklarını koparmak ister gibi değildi, çok hafif bir sıkıştı bu.

Bakışlarımı yanaklarından çekip gözlerine baktım. Gözleri benim gülümsememe takılı kalmış tatlı bir şekilde o da gülümsüyordu.

Tek fark onun gözleri de gülümsüyordu.

**

bölüm sonu.

bu bölümü yazarken bitmesini hiç istemedim ama uzatırsam anın büyüsünü bozarım diye korktum.

bir sonraki bölüm Çağıl'ın anlatımı olsun mu? neden ikra'nın odasında vs.

çok tatlılar ve ben çağıl'a aşığım sanırım. rüyama bile girdi biliyor musunuz? çok güzeldi, çok! 

ben kafayı çağıl ile bozmadan gidiyorum. kendinize iyi bakın.

seviliyorsunuz!

Seni Seçtim |yarı texting✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin