on beş

11.7K 585 176
                                    

İyi okumalar!

**

Çağıl'ın arkadaşı yüzünden artık alıştığım yerdeydim. Birsen Abla'nın karşısında halıyı inceleyerek koltukta oturuyordum.

Kafamı kaldırarak söze başladım. "Birsen Abla, gerçekten bu sefer de yanlış anlaşılma oldu."

"Su sana kızmıyorum ki ben. En azından doğru bir seçimde bulunmuşsun. Kızımla değil de oğlumla olduğun için daha mutlu oldum." dedi Birsen Abla.

İyi de ben böyle olsun istememiştim ki. Gerçek bir ilişkimiz olsaydı ve öyle öğrenseydi daha iyi olabilirdi.

Efe şok olmuş şekilde bir bana bir de İkra'ya bakıyordu. Ağzındaki kurabiyeyi şok olduğu için açılan ağzından görmüştüm. Yüzümü buruşturarak sabır diledim.

"Nasıl yani İkra ve Su mu? Ne demek İkra ve Su. Çağıl ne diyor annen?" dedi Efe. Sana ne oluyor? İkra'ya karşı boş değilsen söyle de bilelim.

"Abimin saçma sapan işleri işte, ben ve Su arasında bir şey yok." diye açıklamada bulundu İkra. Gözlerimi kısarak ikisine baktım. İkra ile göz göze gelince benden gözlerini kaçırdı. Bir bit yeniği vardı ama benim adım da Su ise bunu çözerdim.

"He, iyi bari." diyerek kurabiyesini yemeye devam etti.

Ayağımla halıyla oynamaya başladım. Strese girmiştim. Halının desenlerini ezberlemiştim artık.

"Anne, sana her şeyi açıklayacağım." diyerek söze başladı. "İkra yüzünden oldu."

İkra adını duyunca hızla kafasını Çağıl'a çevirdi. Tek kaşını kaldırıp sorarcasına baktı. "Pardon? Uyurken ne yapmış olabilirim de benim yüzümden oluyor?"

"Su senden intikam almak için pencereme, pardon senin pencerendi." göz devirerek devam etti. "Pencereye taş attı. Aklınca seni uyandırmak ve intikam almak istiyordu. Tabii bu hikayede yanan yine ben oldum."

"Senin İkra'nın odasında ne işin vardı ki?" diyerek ona döndüm. Yanımda oturduğu için göz göze geldiğimiz an tekrar önüme döndüm. Utanmıştım.

"İkra Hanım'ın odasına dün gece örümcek girmiş ve örümceğin olduğu yere baktığında orada olmadığını görünce korkmuş. Beni odamdan yaka paça dışarı çıkardı. Ben de el mecbur İkra'nın odasında yattım."

Efe dalga geçercesine İkra'ya baktı. "Örümcekten mi korktun sen?"

İkra eliyle kendini gösterdi ve, "Kim? Ben mi? Kuru iftira." dedi ve kafasını Efe'nin olmadığı tarafa çevirdi.

Efe ona 'Ben de bunu yedim.' bakışı attı ama İkra görmemişti.

Efe, Çağıl'a dönerek pişmiş kelle gibi sırıttı. "Çok yakındınız bunu nasıl açıklayacaksın?" ortalığı karıştırmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu resmen!

Ben konuşacakken Çağıl araya girdi. "Şakalaşıyorduk. Oldu mu Efe?"

"Yine de evin önünde şakalaşmanız hoş değil." diyerek Çağıl'a gönderme yaptı İkra.

Her olayda ben varım neden böyle olmuştu ki? Her hafta bu koltukta sorguya çekilecek gibi hissediyordum.

Desenini ezberlediğim halıdan gözlerimi çekeceğim sırada halıda bir leke gördüm. Meyve suyu lekesi olduğu barizdi.  Lan, meyve suyunu ben dökmüştüm! Hâlâ fark etmemişler demek ki.

Birsen Ablaya baktığım sırada göz göze geldik. Konuyu değiştirmek için ağzımı açtım.

"Aaa, Birsen Abla baksana halıda meyve suyu lekesi kalmış. Yani meyve suyu mu bilmiyorum ama meyve suyu lekesine benziyor. Bence yıkatın misafir falan gelir. Temiz gözü-" cümlem bir çığlıkla bölündü. İyi  ki bölünmüştü çünkü ben kendimi ifşa edecektim.

"Olamaz! Bu benim en sevdiğim halımdı. Annemden kalmıştı." çığlığı atan Birsen Ablaydı.

"İyi de anneannem daha ölmedi ki anne." dedi İkra.

Ben konunun unutulmasını sağladığım için sırıtarak Çağıl'a döndüm. O da zaten sırıtarak beni izliyordu. Yaptığım şeyi anlamıştı.

Ee, ne yapalım bir Su kolay yetişmiyor.

**

bölüm sonu.

bir bölüm daha bitti. siz Efe'yi sevdiniz mi?

İkra ve Efe?

Birsen Abla ve halısı... yazık oldu.

bir dahaki bölümde görüşmek üzere...

seviliyorsunuz <3

Seni Seçtim |yarı texting✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin