İyi okumalar!
**
Çağıl şikayetini geri çektikten kısa bir süre sonra Murat da aynı kararı almıştı. Çağıl bileklerindeki kelepçelerden kurtulunca, karakolun çıkış kapısına doğru birlikte yürümeye başladık. Köpek hâlâ bizimleydi. Sahibini değil de bizi sevmiş gibiydi; garip ama bir o kadar da sevimli bir bağlılık.
Karakolun kapısına vardığımızda, köşede dikilen iguana suratlı birini fark ettim. Murat'tı. Sanki hiçbir şey olmamış gibi yanımıza yaklaşıp sırıtarak konuştu: "Emanetimi alayım."
Yüzümü buruşturarak ona baktım. O ise gözlerini Çağıl ve benim üzerimde gezdirerek sırıtmayı sürdürdü. "Ne sırıtıyorsun yavşak yavşak." Bu bir soru değil, doğrudan bir uyarıydı. Murat cevap vermedi. Sessizce bana doğru bir adım attı. Kollarını uzatırken Çağıl hızla araya girip beni geri çekti ve kucağımdaki köpeği aldı. Onun ne yapmaya çalıştığını anladığı belliydi.
"Köpeğini de al, git." Köpek kafasını bir o yana bir bu yana çevirerek şaşkın bakışlarla bizi süzerken, ben ona el salladım. Çağıl, salladığım elimi yakalayarak beni peşinden sürükledi. Karakoldan birlikte çıkarken arkamızdan gelen Murat'a dönüp seslendim:
"Alacağın tasmaya sokayım, mal."
**
Olayın ardından biraz tavuk alıp evlerine dönecekken, Birsen Abla aniden arayarak Çağıl'ı fena halde azarladı. İşten kaytardığımızı düşünüyordu ama durumun gerçekle bir ilgisi yoktu. Birsen Abla'nın gazabına uğramamı istemeyen Çağıl, beni evime bırakmayı teklif etti. Yol boyunca daha çok onun konuştuğu, benimse düşündüğüm bir sohbet geçti aramızda. Sınav hakkında bana birkaç tavsiye verdi, sonra da gelecekten bahsetti.
Eve girince ayaklarımı yere sürüyerek odama gitmeye çalıştım. Annemle karşılaşmamak için adımlarımı sessizce hızlandırdım. Tam odanın kapı koluna uzanmıştım ki, arkamdan bir ses geldi.
"Su?"
Bu ses... anneme ait değildi. Yanlış duymuş olmayı öyle çok istedim ki. Başım istemsizce öne eğildi. Boynum bükük bir şekilde arkamı döndüğümde, kollar birden belime sarıldı. Olduğum yerde donup kaldım.
"Seni çok özlemişim." Ben özlememiştim. Hem de hiç.
Kollarını çekip yüzüme baktı. Sonra yeniden sarıldı. "Seni görmek güzel." Seni görmek... kâbus görmekten daha korkunçtu.
Onunla arama mesafe koyduğumda, yüzüme sahte ama inandırıcı bir gülümseme yerleştirdim.
"Seni buraya hangi rüzgar attı?" Gerçekte bu, "Neden geldin? Gelmeseydin ya..." demekti.
"Birkaç günlüğüne tatile geldik. Nasıl yapmışız, iyi yapmış mıyız?" Ağlamamak için dudaklarımı sıktım. Başımı usulca sallayarak onayladım.
"Kız Su, iyi misin? Gözlerin dolmuş. Biliyorum çok özledin bizi. Şimdiden gideceğimizi düşünüp üzülüyorsun ama üzülme. Yine geliriz." Sinirden bir damla yaş süzüldü yanağımdan. Kafamı çevirip yerde duran ayakkabılara baktım, sinirim daha da arttı.
"Daha okullar tatil olmadı, ne tatili ya?" dedim kendimi tutamayıp.
"Okulun bitmesine bir hafta kaldığı için okuldan izin alıp geldik." Kafamla onayladım. Daha fazla dayanamayarak, "Benim biraz ders çalışmam lazım, sonra uğrarım." deyip odama girerek kapıyı kilitledim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Seni Seçtim |yarı texting✓
Teen Fiction-tamamlandı.- "Bak şimdi efekt sonucunda bir sayı çıkacak ve sen bu sayı kimin forma numarasıyla denk olursa ona anonim olarak yazacaksın." Kaşlarımı çatarak ona baktım. Tam bu sırada Çağıl'ın takımından Efe basket atmıştı. Alkışladıktan sonra İkra...
