yirmi

11.3K 542 151
                                    

İyi okumalar!

**

Çağıl ile birlikte buz pistine gelmiş, bekleme salonunda bekliyorduk.

"Kaymayı biliyor musun?" diye sordum Çağıl'a.

Kafasını iki yana salladı. "Hayır ama herkes kayabiliyor, ben de kayabilirim herhalde. Sen biliyor musun?"

"Normal pateni kayabiliyorum ama bu benim için ilk olacak."

İçerideki insanların çıktığını görünce bizde ayağa kalktık.

"Bak hâlâ geri dönebiliriz. Sporcusun düşersin bir yerini kırarsın aman Allah korusun." diyerek onunla dalga geçtim.

"Ha ha, yürü düş önüme." beni ittirerek kapıya yönlendirdi adımlarımızı. Görevliler girebileceğimizi söylemek istercesine el kol hareketi yapınca piste açılan kapıyı açtık.

İçerden gelen soğuk havayla titredim. Çağıl'a baktığımda onun da benimle aynı durumda olduğunu gördüm. Omuz silkerek sağ ayağımı yavaşça piste soktum. Yandaki demirlere tutunarak diğer ayağımı da içeri soktum. Kapının yanından tutunarak biraz ilerleyip Çağıl'ın da içeri girmesini bekledim. O da benim gibi tutunarak içeri girdi.

"Yer kayıyor lan." dedi Çağıl.

Yalandan şok olmuş şekilde ona döndüm. "Oha! Yer nasıl kayabilir? Bu terslikte bir iş var."

Bana yavru zürafa bakışı atarak diğer tarafa döndü. "Kalbim kırıldı."

"Ne kırılgan bir kalbin varmış senin öyle." diyerek onun yanına yavaşça kaydım. Normal patene benzemiyordu. Kesinlikle daha zordu.

Çağıl tutunarak ilerlemeye başladı. Ben de kuyruğu gibi onu takip ediyordum. Bugün kazasız atlatırsak çok güzel olacak. Paten sürmeyi bildiğim için kendime olan güvenimi kaybetmiştim.

Öğrenmek için sessizce kayıyorduk. Sessiz olunca sıkıldığım için aklıma bir hinlik geldi. Kenarda gördüğüm çocukların paten sürmeyi öğrenmek için tutunarak kaydığı küçük kaleye benzer şeyi elime alarak Çağıl'ın yanına kaydım.

"Çağıl bak," yanına gidince bir bana bir de elimdekine baktı. "bak sana ne getirdim."

"Bana mı getirdin? Bu ne?" elimdekinin ne olduğunu anlamamasına göz devirdim.

"Çocuklar bunu kullanarak kaymayı öğreniyor da ondan sana getirdim." diyerek güldüm.

Yaptığım şeye siniri bozulmuş şekilde yanımdan omuz atarak geçti. Gülüşüm yüzümde solarken kaleyi orada bırakarak peşinden gittim.

"Eğleniyordum kızdın mı?" düşmemeye çalışarak yanında sürmeye başladım. Cevap vermeyince kolundan tuttum.

"Küstün mü ya?"

"Hayır. Gel bana tutun öyle öğrenelim demiyorsun da bana ne getiriyorsun." kollarını birbirine bağlayarak bana döndü. Bu hamlesiyle dengesi bozuldu, son anda bana tutunarak dengesini sağladı.

"İkimizde kayamıyoruz bana tutunsan ikimizde düşeriz." dedim.

"Olsun en azından birlikte düşeriz." diyerek elimden tutup yanına çekti.

Ne yapacağımı bilemez şekilde ellerimize baktım. Yavaş kalbime geldi!

"Tamam o zaman birlikte öğrenelim." elinden tutarak pistin ortasına doğru yavaşça kaydım. Tam ortaya geldiğimizde yanına geçtim elini hâlâ bırakmamıştım.

"Dizlerini biraz kır ve küçük adımlarla kaymayı dene." ona yapacağı şeyleri söyledikten sonra yavaş adımlarla kaymaya başladı. Kaymayı bilmesem de tekniği bilmem biraz işe yarıyordu.

Çağıl kayarken elini tuttuğum için bende onunla birlikte kaymaya başladım. Çağıl ilerledikçe yüzündeki gülümseme de büyüyordu. Onun bu hali o kadar tatlı gelmişti ki... Bir şeyler öğrenen yeni doğmuş bebekler gibiydi.

"Şimdi elimi bırak tek başımıza sürmeyi deneyelim. " elini bıraktım ve o da beni tutmayı bırakınca ondan uzaklaşmak maksadıyla ileriye kaydım.

Demirlere tutunduktan sonra tekrardan ona doğru kaymak için hamle yaptım. Bir iki adım attıktan sonra tam kayabildiğimi düşünürken bir şey oldu. Dengemi kaybederek popo üstü yere yapıştım.

"Allah!" düşerken beni fark etmeyen insanların ve daha önemlisi Çağıl'ın bakışları ben bağırdıktan sonra bana dönmüştü.

Gülüşlerini saklamak isteyen insanlar benim olduğum alandan kayarak uzaklaştı. İnsan yardım eder!

Çağıl daha fazla kendini tutamayarak kahkahalarla gülmeye başlayınca yüzüm utançtan kızarmaya başladı.

Kafamı eğdiğim sırada bir ses kafamı tekrardan kaldırmama sebep oldu.

"Ananı!" Çağıl'ın bağırması ve benim gibi popo üstü yere düşmesi aynı saniyelerde gerçekleşti.

Çağıl şaşkın bakışlarla etrafına bakarken kahkahalarla gülme sırası bendeydi. Çağıl bana baktığında kahkahasını tutamayarak gülmeye başladı. İki deli yerde oturmuş birbirimize gülüyorduk.

İki deli bir araya gelmemeliydi.

**

bölüm sonu.

yazdığım hiçbir şeyden tatmin olmuyorum. ula heyat

seviliyorsunuz! <3

Seni Seçtim |yarı texting✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin