Merhaba ORTAKLARIM, deniz kaçamağı yaptığım için ve #wattys2015 yarışma hazırlıklarından dolayı bölüm biraz aksadı. Kusuruma bakmayın.

Twitter üzerinden linkle beraber oy atmayı unutmayınız Ortaklarım. En büyük destekçilerim sizlersiniz çünkü :)

Bakalım bölüm sonu yorumlarınız neler olacak, merakla bekliyorum! Şimdilik ben kaçıyorum. Görüşürüz Ortaklarım, mutlu kalın!

Bu bölümün ithafı 'mukerreme' e gidiyor.

Keyifli Okumalar Ortaklarım...

"Aşk erkeğe yakışır, kadın zaten aşktır..."

Üç gündür oturma odasında ki uzun koltukta çakılı kalmış bir şekilde yatıyordum. Evde bir sürü insan hiçbir şekilde oturmuyor hep benimle ilgileniyordu.

'Zeynep bir şey ister misin? Zeynep su içer misin? Zeynep hangi yemeği yemek istersin? Zeynep ilaçlarını içtin mi? Zeynep arkana yastık koyayım mı? Zeynep acın, ağrın var mı?'

Bu sorular döngü halinde sürüyor ve sonu gelmiyordu. İlgi hoşuma gidiyordu, kimin gitmezdi ki? Ama fazlası insanı bir süre sonra bıktırabiliyordu. Sorular yetmez gibi cevaplarımla da hem onları hem de kendimi sinir ediyordum.

'Hayır. Hayır, teşekkür ederim. Hayır, çok sağol. Hayır, hiç gerek yok. Hayır, acı ya da ağrım yok. Hayır. Hayır. Hayır!'

Ben öyle söylendikçe kendilerini işe yaramaz hissettiklerini söylüyorlardı.

En çokta yalnız kaldığımız zaman Kerem diyordu bunu, sanki kendini bana kanıtlamak ister gibi hiç durmuyor hep beni iyi etmek için uğraş veriyordu.

O günle, o olayla ilgili hiç konuşmamıştık. Ben ne kadar konuşmak istesem de o hep itelemiş ve buna izin vermemişti.

Diğer yandan Peri hep ağlıyordu. Bunun kendi suçu olduğunu söyleyip odasına kaçıyor ve bir daha çıkmıyordu. Kerem ona o gün iyi kızmıştı galiba, ona bunun yapmamasını gerektiğini söylüyordum ama geç kalmıştım. Ancak Peri'yi yanıma çağırıp ona sıkıcı sarılmış ve ağlamasına sadece kollarımda izin vermiştim.

Bundan sonra böyleydi. Kerem ile anlaşma yapmıştık. Peri ağlayacaksa bizim yanımızda ağlayacaktı, üzülürse, kızarsa, gülerse, kısaca her anında sadece bizimle olacaktı. Yanı başımızda, onda sonrasına iznimiz yoktu.

Sevim Hanım şu son günler de bana olmadığı zamanlardaki gibi yakın ve samimiydi. Hatta Meral Hanımla birlikte bana çorba yapma yarışına girmişlerdi ve ben elimde kumandam, önümde çeşit çeşit meyvelerin olduğu tabağım ve üzerimdeki yorgana sarılırken ağzım açık bir şekilde onları izlemiştim. Kazanan ya da kaybeden olmamıştı ama ikisinin ortak yapacağı bir çorba istemiştim. Bu herkesin çok komiğine ve hoşuna gitmişti. Cidden ikisinin de eli maharetliydi. Leziz bir tavuk suyu çorbası içmiştim.

Evet, hastane çıkışımdan beri kimse beni yalnız bırakmıyordu.

Yağmur ve Derin bizde kalmak istemiş ama Kerem istememişti. O yüzden her gün düzenli olarak sabahın ilk ışıklarında kapıda olurlardı.

Yağmur kendini biraz da olsa suçlu hissediyordu. Can ise bana olan öfkesi yüzünden mahcup, ama o sorunları da halletmiştik.

Günden güne Melis'in karnı büyürken benim için hazırlanan her yemeğe ortak oluyordu. Yedikçe yiyordu. Belki de karnının büyümesinin tek sebebi buydu.

Aksel ise bizimle olduğu dakikalarda Melis'e hep laf yetiştirmek zorunda kalıyordu. Hamile bir Melis'in kocasıydı. Kolay değildi işi.

Ahmet Bey bir kere uğrayabilmişti. O an da ise Kerem ile aynı odada bulunmalarından bile tansiyonun yüksek olduğu gözle görülür nitelik kazanmıştı. Bana geçmiş olsun deyip daha fazlasını söyleyemeden gitmişti.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!