Merhaba benim çok değerli okuyucularım. Dün ayaklarım koparcasına göbek atıp, oynadığım için fazlasıyla yorgunum.. :/ Bir de internet sıkıntım var tabi hala evimize internet bağlanmadı! Biri babama evimize artık internetin bağlanması gerektiğini iletirse çok sevineceğim çünkü ben her gün bunu dile getiriyorum. “ZeyKer ne zaman sevgili olacak? Zeynep neden böyle davranıyor?” Gibi buna benzer sorular geliyor. Öncelikle hemen sevgili yapmayı düşünmüyorum yoksa hikâyemin uzun vadeli olacağını düşünmüyorum. Diğerini ise gelecek bölüm başlarında açıklarım :D Bir de diğer bölümler de gelecek bölümlerle ilgili küçük bir ayrıntıya yer verdim ama kimse fark etmemiş. Son değineceğim konu ise “İlham Perim”  benimkisi böyle kelebeğe benzeyenlerden değil kanlı canlı nefes alan türden :D internet yüzünden konuşamıyoruz. Bu yüzden “Motivasyon” düşüklüğü yaşıyorum ama sizler varsınız, iyi ki varsınız.

 

Bu bölüm benim ruh ikizim diye adlandırdığım “aimless_” e gidiyor.

 

Keyifli okumalar..

 

 

Tam içeriye geçerken kapı çalıyor. Kim bu münasebetsiz gece gece ya! Berk falan geldiyse kavga çıkartırım ha! “İnsanın istemediği ot burnunun dibinde bitermiş.” Sözünü Berk üzerine yazmışlardır herhalde! Kapıda ki her kimse daha fazla bekletmemek için kapıyı açıyorum. Gördüğüm kişiler karşından şok yaşıyorum.

Kerem ve Defne bizim evin kapısının önünde duruyor. Hem de Keremin elinde benim en sevdiğim çiçek olan capcanlı papatyalar duruyor.

“Zeyneeaap abya! Biz geldik.” Deyip bir anda bana sarılıyor Defne, bense hala Keremin gözlerine bakıyorum. Defne biraz daha kollarını belime dolayınca bende hemen yere eğilip onu kucağıma alıyorum ve kollarımı beline sıkıca sarıyorum. Bir süre daha Defneye sarıldıktan sonra kapıda kalan Kerem’e çarpıyor gözüm, Defneyi kucağımda indirerek içeri geçmesini söylüyorum.

“Aaı şey içeri buyurun kapıda kaldınız.” Diyorum gülümseyerek.

“Aaıığğm şey evet haklısın.” Diyerek içeri geçiyor.

İkimizde içeri geçtiğimizde Defnenin Aksel ve Melis’in ortasına oturduğunu görüyorum. Yağmursa ayağa kalkmış Kerem’e selam vermeyi bekliyor.

“Hoş geldiniz.” Diyor Yağmur utangaç bir ifadeyle bugün ki olaydan sonra bir daha bakamaz zaten adamın suratına. Hah! Sanki sen bakabilirsin Zeynep!

“Hoş bulduk.” Diyor Kerem sabah ki kızgınlığının aksine gülümseyerek bu şaşırmama sebep olsa da pek çaktırmıyorum.

“Ayakta kaldın Kerem otursana oğlum.” Diyor Aksel lafı ağzımdan alarak

“Aaıı şey tabi oturayım.” Diyerek benim daha demin oturduğum yere oturuyor.

“Şey ben ceketlerinizi alayım isterseniz.” Diyorum Defne ve Kerem’e bakarak ikisi de onaylayarak ceketlerini veriyorlar. Ceketlerini kapının girişindeki portmantoya asıp içeri geri geçiyorum.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!