Uzun bir aradan sonra tekrardan merhabalar, iyi akşamlar, yazmayı, sizleri, yorumlarınızı, mesajlarınızı o kadar çok özlemişim ki anlatamam hemen bir oturuşta bölümü yazıp bitirdim.

Her zaman ki klasik bir olay olan bomba gibi bir sonla bitirdim bölümü diye düşünüyorum. Bakalım sizin düşünceleriniz ne olacak ;)

Bölüm şarkısı Şebnem Ferahtan 'Can Kırıkları' bölümü okurken dinlemenizi tavsiye ederim.

Bölüm yorumlarında bir düşüş gördüm ve bu beni baya üzdü, umarım bu böyle devam etmez. Yorum ve votelerinizi bekliyorum.

Bölümün ithafı 'neolmayageldim' e gidiyor.

Keyifli Okumalar My Queens :*

"Sevim artık geçelim istersen yemeğe." Diyor babam anneme bakarak

"Şey geçelim tabi ki ama bir misafirimiz daha var Ahmet'cim ben onu da beklemek isterim." Diyor annem bana bakarak konuşurken, hah kim acaba bu misafir? Annem bana böyle imalı bir şekilde baktığına göre var bu işin altında bir şeyler.

"Kimmiş o?" diyorum annemi süzerek, o arada zilin çaldığını duyuyorum.

"Hah tam zamanında geldi işte.."

Herkes kafasını kapının olduğu giriş bölümüne çeviriyor.

"Biraz geç kaldım kusuruma bakmayın, İstanbul trafiği işte, unutmuşum uzun zamandır burada olmadığım için."

***

-Zeynep-

Cevaplayamadığım soru sayısı gün geçtikçe artıyor. İçimde biriktirdiklerim artık benden ağır.. Meraklarım, sorularım, hayallerim, dünüm,bugünüm, geçmişim.. Hepsi bir bir gün yüzüne çıkıyor. Onları ne kadar dibe batırsam içimdeki koca okyanusta kendilerine bir kaldırma kuvveti uygulayıp bir anda çıkıveriyorlar ortaya.

Sevim Hanımın sözleri ile merakım gittikçe daha çok artıyor. Kim olabilirdi ki bu gizemli kişi? Kerem'in bakışlarını donduracak kadar ne geçmişti aklından. Yine hangi oyunun içinde bulmaya hazırlıyordum kendimi?

"Biraz geç kaldım kusuruma bakmayın, İstanbul trafiği işte, unutmuşum uzun zamandır burada olmadığım için."

Sesin geldiği yöne doğru kafamı çevirdiğimde dergi kapalarından fırlamış, oyuncu olmaya layık güzellikte, sarışınımsı, güzel fizikli ve gözlü bir kadın ile karşı karşıya kalıyorum.

Kafamı etrafa doğru çevirdiğim zaman bazılarının yüzünün şaşkın ve bazılarının ise gülümsediğini görüyorum.

Gözümün en son takılı kaldığı yer ise Kerem.. Göz bebekleri yavaş yavaş büyürken yüzündeki ifade gittikçe anlamsızlaşıyor. Ne öfkeli, ne mutlu ne de şaşkın. Sadece boş!

"Ah! Aslıcım hoş geldin."

Ve taşlar şimdi yerine oturdu..

"Hoşbulduk Sevim teyzecim."

İki sarışın kadın birbirine sıkıca sarılıyorlar. Sanki çok uzaklardan kendi öz kızı gelmiş de ona sarılıyor, öpüyor gibi davranıyor Sevim Hanım. Herkesle tek tek sarılmaya başlıyor. Sevim Hanımdan sonra aynı sıcaklığı Ahmet Bey de gösteriyor. Can, Aksel ve Melis de hiç yabancı olmadan kucaklaşıyorlar Aslıyla, sıra Kerem'e geldiğinde ise sessizlik odanın duvarlarından çarpıp geri bizim kulaklarımıza dönüp sağır edici özelliğini kullanıyor.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!