İyi sabahlar YSO Ailesi! Ramazan ayının son gününde, son sahurunda da birlikteyiz. Allah tüm tuttuğumuz oruçlarımızı kabul etsin.

İthaf listem doldu canlarım, bir sürelik ithaf almayaya karar verdim. Ben size gene haber veririm^^

Bayram boyunca bölüm atamayacağım. Bayram sonrası anca uğrayabilirim buralara, o yüzden şimdiden;

'Ramazan bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Şeker tadında, huzurlu, mutlu bir bayram geçirmeniz dileğimle, hepinizi kocaman öpüyorum. Sizleri seviyorum!'

Bu bölümün ithafı 'hvdylg' a gidiyor.

Keyifli okumalar, mutlu bayramlar!

"...Bir çocuk sevdim uzaklarda

Sanıyordum ki onun özlemi de buydu

O ise bir bakışta beni örtülerimden

Yalnızca yalnızca duygularıyla soydu..."

Derin nefesler almak midemi iyi etmek yerine daha da fena yapıyordu. Neredeyse yarım saattir kızlar tuvaletin de istifra etmekle meşguldüm. Son yaşanılanlar, sabahtan beri bir şey yememem, stres altında olmam ve regl durumu midemi alt üst etmişti.

Sadece mide bulantısı ile kalsa iyiydi, kasıklarıma giren ağrı, bana iki büklüm eğilmekten başka çare bırakmıyordu. Bundan sonraki hayatımı kambur olarak geçirecektim galiba dayanılmaz bir acıyla birlikte.

Arada bir içeriye giren hemşire ya da hasta yakınlarının bakışlarına maruz kalmak canımı sıkmaya başlamıştı.

Biraz daha aynı pozisyondan kalıp elimi, yüzümü yıkadıktan sonra lavabodan çıkıyorum. Beni kapının önünde endişeyle bekleyen Kerem'e doğru ilerliyorum.

"Canım, iyi misin? Rahatladın mı?"

"İyiyim ya, sabahtan beri aç olunca mideme vurdu galiba," diyerek açıklama yapıyorum Kerem'e, kolunda olan çantama bakarak;

"İçinde ağrı kesici var onu verebilir misin?"

Kerem'in çantamdaki ağrı kesiciyi bulmaya çalışmasıyla aklıma fotoğraf geliyor. Ah, o fotoğrafın şu an hiç sırası değildi. Kerem daha fazla kurcalamadan çantamı almak zorundaydım. Tam çantama uzandığım sırada;

"Ağrı kesicini buldum ve yanında da bir fotoğraf, ne bu?"

Henüz fotoğrafa dikkatli bakmayan Kerem'in elinden ağrı kesiciyi ve fotoğrafı aynı anda alıyorum.

"Hiç, önemli bir şey değil." Diyerek fotoğrafı arkama saklıyorum. Kerem bir durum olduğunu anlamış şekilde bana bakarken bunu ne kadar saklayabileceğimi düşünüyorum.

"Fotoğrafı bana ver Zeynep."

"Kerem, hadi sen bana su al gelsene, bende Peri'nin yanına gideyim."

"Zeynep!"

"Su çok soğuk olmasın. Ha bir de böyle sandviç tarzı bir şey varsa, alsana öyle şeyler. Acıktım." Diyerek arkamı dönüp yürümeye başlıyorum. Bileğimin sertçe kavranmasıyla yerimde duraksıyorum.

"Sana bana fotoğrafı ver dedim!"

Kerem'in bakışları ve sert yüz hatları beni korkutmuştu. Şu an sinirliydi, bunu alnındaki belirginleşen damardan anlıyordum.

"Kerem, bak eve gidince konuşalım tamam mı? Burada hiç sırası değil."

Onu bu işten caydırmak istiyordum. Şu an ortada Peri'nin sağlığı söz konusuyken bir de bunun ortaya çıkması her şeyi mahvetmekten beter edecekti.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!