İyi geceler ORTAKLARIM!

Uzun süredir bölüm gelmediğinin ve sizin sabırla bölüm beklediğinizinde farkındayım. Açıklama yapmak istiyorum ama onların arkasına sığınıyormuş gibi oluyor bence, o yüzden sadece sizlerden özür dilerim bölüm geciktiği için!

Ve yeni hikayemi yayınladım! Hayallerin Doruğunda farklı karakter ve konusuyla birlikte okunmak için sizi bekliyor! Siz biricik ORTAKLARIMın yanımda olması dileğiyle..

Bu bölümün ithafı canımın içi 'xkubıee' e gidiyor.

Keyifli Okumalar ORTAKLARIM!

"İnandı abi."

Gerizekalı. Size her şeyin üzerine bahse girebilirim bunun gerizekalı olduğuna dair.

"İnandı mı Can?" diyorum boğazına yapışmamaya çalışarak.

"İnandı diyorum ya abi, böyle bir 'ne' deyişi var duyman lazım. Kesin ödüp koptu sana bir şey oldu diye. Ha kimseye çaktırmada dedim. Şimdi diğerleri de telaşa vermesin diye. Yalnız iyi korktu be!"

"Bak sana gerizekalı demek istiyorum ama artık kelime bile sana söyleniyor diye alınmaya başladı! Bir de pişmiş pişmiş sırıtıyorsun önümde. Lan iyi korktu ne?! Ben sana sadece biraz rahatsız falan de dedim sen kaza geçirdi dedin. Kim bilir nasıl yüreği ağzına geldi canımın. Bence sen vakit geçirmeden ara mezarlık adresi ver. En azından arkandan dua edinin olur."

"Ya Kerem sen neden öyle diyorsun ki kardeşim şimdi? Az önce 'Can Zeynep'i ara buraya kesinlikle gelmesini sağla. Neden diye sorarsa Kerem ölüm döşeğinde dersin' demedin mi?" diyor Can az önce konuştuğumuz şeyleri bana hatırlatırken. Bu adama dalga geçmeyeceksin her boku gerçek sanıyor. Gereksiz zevzek!

"Şimdi ağzının ortasına bir geçireceğim kaza geçirip hastanelik olan sen olacaksın! Neyse şimdilik bir şey yapmayacağım ama birazdan Zeynepi ağlarken görürsem o zaman vereceğim cezanı. Elimden kurtulamayacaksın. Taksiyi ayarladın değil mi? Tam kapının orada bekliyor olmalı." Diyorum her şeyi gözden geçirerek.

"Kerem! Ne yapayım ya?! Sende hiçbir şeyi beğenmiyorsun. Hem Zeynep bu yaptıklarını görünce her şeyi unutacaktır."

"Tamam, Can, tamam kardeşim. Ben sana daha sonra güzel bir yemek ısmarlayacağım o zaman tartışırız günün detaylarını." Diyorum Can'nın üzerine fazla gittiğimi düşünerek.

Evet, Zeynepi 5 saat 6 dakika neredeyse 18 saniyedir görmüyorum. Ve 19-20-21 zaman hızla geçiyor ve ben saniyesi saniyesine özlemeye devam ediyorum. Özlemek kötü biri, lanet bir duygudan ibaret, onu özlemiştim. Şimdiden çok özlemiştim. Bu çok saçmaydı diye düşünmek isterken bile onu özlüyorum. Ona sarılmak ve kokusunu içime çekmek istiyorum. Ondan ayrı kalasım gelmiyor. Ondan ayrıldığım an özlemiştim. Özlemek saf bir aşktı. Delicesine bir delilikti.

Gelen araba sesi ile arkamı döndüğüm de Can da arabasına doğru ilerliyordu. Taksiden inen Zeynebimi gördüğüm de otuziki diş gülümsemiştim. Taksiden inişi bile asil, havalı ve fazlasıyla kızgındı! İşte büyük bir sorun ile karşı karşıyaydık.

"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz ya? Kerem kaza geçirdi ne demek? Salak mısınız siz? Hiç düşünmediniz mi Zeynep ne yapar ne düşünür ne hisseder diye? Komik miydi yaptığınız şayet öyleyse ben gülmedim haberiniz olsun!" diyor Zeynep bana doğru yürürken Can'a ve bana karşı da laf söylerken.

Zeynep'in konuşması bitene kadar ağzımı bile açmamaya karar veriyorum. Açtığım an çünkü laf yeyip oturacağıma eminim. O arada Can'da yanımıza yavaş adımlar ile gelip yüzünü yere eğiyor.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!