İyi akşamlar sevgili okuyucularım. Bölümün geciktiğinin farkındayım fakat yaz geldi düğünler başladı! Birkaç gündür düğün alışverişi, kuaförü, akşamına düğünü derken sizlere hiç vakit ayıramadım kusuruma bakmayın. Bir daha ki bölümü pazartesi yayınlamaya çalışacağım ama söz vermeyeyim çünkü Pazar akşamı da Bursa’da düğünümüz var.

 

Bu bölümün ithafı “HANKERCIZEYKERCIFAN”a  gidiyor.

 

Keyifli okumalar..

 

 

 

-Kerem-

 

Herkes odadan çıktıktan sonra ne diyeceğimi bilemiyorum ama bir şeyler söylemezsem sinirimi gidip birilerinden çıkaracağımı bildiğim için konuşmaya başlıyorum..

“Zeynep! Sen yaptığını sanıyorsun? Nasıl böyle bir şey yaparsın? Telefonda beni aradığında gerçekten farklı biri olduğunu, Defne için iyi bir bakıcı olduğunu düşünmüştüm ama bu son hareketlerinle diğerleriyle aynı olduğunu görmüş oldum.” Diyorum

Biraz sert konuştuğumun farkındayım ama bu sefer farklı olacağını düşünmüştüm. Zeynep Defne’ye iyi gelecekti bunu biliyordum çünkü o çarpışmada onu tanımasam da ilk gördüğüm de dik başlı biri olduğunu anlamıştım, sonra ilk günün de bana yaptığı açıklama, o masumluğu.. Bugün beni arayıp izin alması ve de hiç düşünmeden kendini Defne için ateşe atması.. Bunlar Defnenin ihtiyacı olduğu şeylerdi! Onu koruyup kollayacak biri, onun her dediğine evet demeyip onu önemsediğini gösterecek kişiydi belki de Zeynep..!

Daha fazla konuşmayarak onun bir şeyler söylemesini bekliyorum bu sefer konuşma sırasın onda ya da açıklama her neyse!

“Söylediğiniz her söz de haklısınız! Özrü olmayan bir hata yaptım. Ben düşündüm ki işten ayrılırsam en iyisi olacak hem Defne için hem de kendim için..” diyor o an ne diyeceğimi bilemiyorum sadece çok şaşırıyorum ama bu gibi büyük bir hatadan sonra ben kovmadan işten ayrılması benim için daha kolay bir hale geliyor ve her zaman ki Sayer damarlarımı devreye sokarak donuk ve kaba bir şekilde cevap veriyorum

“Hah! Tam isabet olur.” Diyorum.

Daha sonra da onun duyamayacağı bir sessizlikle küfür ediyorum. Peki kime? Neye? Kendime mi? Yoksa hala bizi bırakıp gitti diye bir türlü kafamdan çıkaramadığım doğum gecesi ve Defne için mi? Buna cevap bulamadığım için o an aklıma ne gelirse sayıyorum, sövüyorum. “Defne bizi bırakıp niye gitmişti ki? Neden biraz daha dikkatli olamamıştı ki Zeynep?” Bir süre paranoyaklar gibi aynı şeyleri tekrar edip durdum.

Daha sonra bir anda ayağa kalkıp ayakkabılarını giyen Zeynep’e çarpıyor gözüm, ne yani bu kadar çabuk mu pes ediyordu? Hiçbir şey demeyecek miydi? Defneyi öylece bırakıp gidiyor muydu? Sana ne Kerem ha sana ne? Kıza gitmen tam isabet olur diyen sensin şimdi niye gitsin istemiyorsun? Kafam da cevabını aradığım sorular o kadar çoğalıyor ki ne yapacağımı hiç bilemiyorum!

“İzninizle son kez Defneyi görüp gidebilir miyim? Onu gerçekten merak ediyorum da.” Diyor Zeynep, tam giderken yüzünü bana doğru dönerek ama bunları yüzüme bakmadan söylüyor.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!