Herkese iyi akşamlar.. Bu bölüm en erken yayınladığım bölüm olarak tarihe geçmeli bence :DD   Medya da benim aklımda ki “Defne” karakteri var. Haberiniz olsun :)

 

Yarın babalar günü! En başta kendi biricik babam olmak üzere tüm herkesin babalarının, babalar günü kutlu olsun! Allah onları başımızdan eksik etmesin. Ben babamın değerini soma olayında bir kez daha anladım. Babalarımızın değerini bilelim çünkü kaybedince hiçbir şekilde geri getirme şansımız olmuyor.

 

Biraz geç olacak ama ileri ki bölümlerde bende babalar gününe özel olarak bir bölümde değinmek istiyorum bu güne. :))

 

Bu bölümün ithafı yeni tanışmamıza rağmen kendini bana sevdiren “thesayerist” e gidiyor. :*

 

İyi okumalar..

 

11.Bölüm – Kaybetme Korkusu

 

 

 

-Kerem-

 

İşim bittikten sonra hemen iş yerinden ayrılıp arabama doğru yürüyorum. Arabanın içine girip, kemeri taktıktan sonra hemen hızlı aramaya basarak Can’ı arıyorum. Birkaç çalıştan sonra telefonu açıyor.

Alo Can?”

“Efendim abi?”

“Benim işim bitti, sen neredesin?”

 

“Dışarıdayım abi öyle boş boş geziniyorum sen?”

“Şimdi arabama bindim de ben diyorum ki Aksel ve Melis’i de arayalım, yemeğe çıkalım ne dersin?”

“Olur, abi tamam o zaman bizim Mustafa amcanın oraya gidelim, özledim ekmek arası köftesini ya hem hava da güzel. Oh mis yani!”

“Okey! O zaman sen ara Akselleri orada görüşürüz.”

 

”O iş bende, görüşürüz abi.” Diyor Canve telefonu kapıyorum. Mustafa amcanın yerine doğru yola çıkıyorum.

 

-Zeynep-

 

 

Adamla kavga etmem yetmezmiş gibi bir de suların kesilmesinden son anda kurtuluyoruz. Parayı ödemeyi biraz daha geciktirirsem sularımızı kesip birkaç güne anca yaparlarmış, susuz kalırmışız. Ayy! Ben yıkanmadan nasıl işe giderdim! Su ödeme gişesinde işim bitip parayı ödedikten sonra hızlı hızlı parkın oraya geri dönüyorum. Biraz daha adımlarımı hızlandırarak alışveriş merkezinin oraya biraz daha yaklaşıyorum. Siren sesleri ve ne dediklerini anlayamadığım insan çığlıkları duyuyorum.. Yaklaştıkça siren seslerini ve bağrışları daha iyi duyabiliyorum. Polis, ambulans ve itfaiye sirenleri.. “Yangın var!” diye bağırışlar. Kulaklarımdan ve aklımdan silinmeyecek ikinci bağırışlar. İlk bağırışlar annemin ölümünde ki yangından.. Annemi kaybettiğim o yangın beni kurtarmak için gözünü bile kırpmadan içeri girmiş. Öyle söylemişti teyzem beni kurtarıp dışarıya çıkmış hastaneye kadar yetiştirememişler.. Ambulansta hayatını kaybetmiş…

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!