Merhaba Ortaklarım, öncelikle bölüm yorumlarına yaşamımda ki yoğunluktan dolayı cevap veremiyorum. Hepinizden çok özür dilerim. Güzel yorumlarınızı okumadan da geçmiyorum.Hepsi birbirinden güzel ve enerji dolu yorumlar. İyi ki varsınız.

Ablam Düzce Gölyaka'ya öğretmen olarak atandığı için onun işleri ile meşgulüm. Artık bir ayağımda Düzce de. Orada olan Ortaklarım varsa kendileri ile iletişime geçmek isterim :*

Bu süreçte bölüm yazamadım ve şu anki bölümü zor şartlarda yazdığıma emin olabilirsiniz. Yanlışlarım varsa affola! Beni bu seferlik mazur görmenizi diliyorum. Bir daha ki bölüm bayram sonrası ya da okullar açıldıktan bir süre sonra gelecek.

Şimdiden hepinizin bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Hepinize kucak dolusu sevgiler ve öpücükler yolluyorum.

Yeni bir hikâyeye başladığımdan bahsetmiştim. Onunda yazım aşamaları hala devam ediyor.

@orangeflowerss un hikâyelerine bakmanızı tavsiye ederim. Tabi bir de @kalbimintapusu biricik yazarımın 3. Tekil Şahıs hikâyesini okumayan kalmasıın!

Bu bölümün ithafı 'pelin-sarilar' a gidiyor. Umarım beğenirsin güzeller güzelim :*

Keyifli Okumalar Ortaklarım!

"Ben sizi çok tebrik ederim o zaman şimdiden." Diyor kapıdan çıkmadan önce nikâh memuru

"Çok teşekkür ederiz. Yorduk sizi buraya kadar ama en kısa zamanda tekrar görüşeceğimize inanıyorum." Diyor Kerem, nikâh memurunun elini sıkarken. Bende teşekkür edip yolcu ediyoruz kendisini, gülerek içeri girdiğimde herkesin kendi halinde takılıp kiminin de pastayı afiyetle yediğini görüyorum.

"Gitti mi nikâh memuru?" diyor Can mahcup bir şekilde,

"Gitti Can'cım merak etme." Diyorum az önceki olaya gülerek

"Ya Kerem bana evlenme teklifi süprizi yapacağım kimi bulursan al gel dedi. Bende en iyi nikâh memuru kaldırır burayı diye düşündüm. Suç bende değil ki işi doğru düzgün beceremeyen Kerem de."

"Can! İyi ki sana kimi bulursan al gel dedim ha, utanmasan sen yoldan geçenleri de çağırırdın düğünümüz var diye!"

"Neyse neyse, durun şimdi düğün ne zamana cidden, bakın daha elbisem, ayakkabım, çantam, takılarım bir sürü alacağım şey var. Benim hemen çarşıya çıkmam gerekiyor. Hamile halimle nasıl bulacağım zaten orasu meçhul." Diyor Melis elleriyle alacakları şeyleri sayarken.

Düğünün ne zaman olacağı ile en ufak bir fikre sahip olmayan Kerem ve ben birbirimize bakıp omuz silkiyoruz. Hiç öyle bir konu geçmemişti ki aramızda.

"Melis teyzem haklı, benimde kıyafetim yok, düğün yapılacak yer yok. Hadi neyse ortağıma ne giyse yakışıyor. E, babama da öyle ama işte, kına gecesi de var." diyor Peri ve hepimizi güldürüyor. Konu konuyu açarken vaktin nasıl geçtiğini çözemiyoruz.

Yavaş yavaş herkes giderken geriye biz bize kalıyoruz. Ortalığı toplamak gözümde o kadar çok büyüyor ki. Mutfaktan alıp geldiğim çöp poşeti ile işe girişmek zorunda kalıyorum. Peri de hemen gelip bana yardım ediyor tabi arkasından da Kerem, üçümüz birden işleri halletmeye başlayınca ortaya keyifli anlar çıkıyor.

"Ortak şimdi bir hafta sonra biz seni istemeye mi geleceğiz?" diyor Peri yerinde zıplayarak

"Aynen öyle, beni istemeye geleceksiniz. Ben buraları halledip yukarıdan çantamı hazırlayayım Yağmura giderim yarın sabahtan, orada kalırım bir hafta, temizlik falan yaparız. Hazırlıklarımızı yaparız." Diyorum yapılacakları sıralarken. Evlenme teklifi ayrı dert, kız istemesi ayrı dert, temizliği çok ayrı dert! Evlenmeden yorgunluktan ölmek istemiyorum.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!