İyi akşamlar güzel insanlar! Hafta sonu tam bitiremediğim ve istediğim gibi olmadığı için bölümü yayınlamak bugüne nasip oldu. Yorumlar da büyük bir azalış var ve bu beni fazlasıyla üzüyor ve hikâyeye yansıyor. Bundan haberiniz olmasını istedim. Yorumlardaki eleştiri ve güzel görüşler, doğruyu görmeme ve hikâyenin yeni bölümünü yazarken ilham kaynağım olmasına yardımcı oluyor. Her bölüm bıkmadan usanmadan yorum yapan okuyucularım var. Onlara çok teşekkür ediyorum ve tabi diğer herkese. Sınavlarım başlıyor tekrardan, onun için şu üç hafta bölüm olmayacak haberiniz olsun. Açıklama kısmını okumayan pek çok arkadaşımız beni ’yeni bölüm’ diye sıkıştırsa da bu kısmı okumalarını diliyorum! Umarım beğeneceğiniz bir bölüm olur. Buradan EO grubu ve onun çok sevgili grup üyelerine ve de şapşalıma bol öpücükler gönderiyorum.

Siz sevgili okuyucularım iyi ki varsınız. Hepinizi kocaman çook öpüyorum!

Bu bölümün ithafı; sweetbeat’a gidiyor.

Keyifli okumalar :*

 

Dansımız tutkulu bir öpüşmeyle sona eriyor. İkimizde hiç ses çıkarmadan sadece gözlerimize bakıyoruz. “Bakarken kıyamamak mı, Yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk?” Aşk kavramı aslında sosyolijide, psikolojide, biyolojide ve bilimde birçok şekilde değerlendirilir ve bir sonuca bağlanır. Fakat bana göre aşk ne bilimsel ne de sosyolji açısından değerlendirilir. Peki ya bana göre aşk ney? Onun gözlerinde hapsolmak mıdır aşk? Onun yeşillerinde hayat bulmak mı yoksa? Sevgi midir sadece aşk? Yoksa benliğini bulduğun vücut mudur…?

“Güzelim..”

 

“Hı..” diyorum gözlerinde hülyalara dalarken

“Sabah oldu neredeyse biraz uyumak ikimize de iyi gelecek.” diyor alnıma öperken. Ah bu öpücüklerin hiç sonu gelmesin..

“Haklısın canım.” Diyorum kollarından sıyrılıp yatağa doğru ilerlerken, o da benim tam tersim yönde kapıya doğru hareket ediyor. Beraber uyumayacak mıyız ya?!

“İyi geceler güzelim.” Diyor gülümseyerek. Baya odasına gidiyor uyumak için bu ya! Başka nere gidecekti Zeynep! Acaba beraber uyuyalım desem ilk anda çok mu ileri gitmiş olurum ki?

“İyi geceler..” diyorum buruk bir sesle

“Nasıl bir ‘iyi geceler’ demek o?” diyor Kerem açtığı kapıyı kapatıp geri yanıma gelerek.

“Hiiiç! Öyle iyi geceler işte.” Diyorum aynı buruk tonda

“Cık ben bu iyi geceleri beğenmedim. Bir durağanlaştın sen. Ne oldu benim güzelime bir anda?” Sana sarılıp uyumak istiyorum ama sana söyleyemiyorum oldu mu Kirim?!

“Yok, bir şey hayatım. Hadi iyi geceler.” Diyorum yorganın içine girerken

“İyi geceler.” Diyerek odadan çıkıp gidiyor Kerem.

İnsan bir beraber uyuyalım falan der değil mi? Oha yani Zeynep! Daha ilk günden! Hem adam ne güzel o tür şeyler de değil kafası. Neymiş o kafasında olan şeyler. Al işte gene başladı iç ses Zeyno. En iyisi uyumak, diyerek kafamı yastığa gömüp, yorganıda kafama kadar çekip uyumak için gözlerimi sıkıca kapatıyorum. Yatağın hafif çökmesiyle yastığa gömdüğüm kafamı yavaşça çıkartıyorum. O arada belime dolanan ellerle içimde, merkezin kalbim olduğunu bildiğim bir yerlerde huzurlu kıpırdanmalar hissediyorum. Arkamı döndüğümde gecenin karanlığında parıldayan yeşillere bakıyorum.

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!