⚘yirmi iki

11.7K 717 177
                                    

(bu bölüm üçüncü ağızdan yazılmıştır)

yayımlanma tarihi: 1 haziran, 2020

🎞mishlawi*all night

Thomas Boyle için barmenlik yapmak her zaman kafa dağıtıcı bir eylem olmuştu. Kokteyl süslemeye bayılırdı, aslında ellerini kullandığı her spora bayılırdı ve bu işte iyiydi. Ne varki o gece dikkati dağınıktı.

Thomas'ın özel misafiri olarak gelen Deborah Larson, Conan'daki tek gecelik mevkisine iyi uyum sağlamıştı. İnsanlarla konuşuyor, eğleniyor ve ilginin tadını çıkarıyordu. Deborah da kısa sürecek eğlencesinin sonu asla gelmeyecekmiş gibi davranıyordu. Thomas Boyle'un ona söyledikleri çok netti. Sadece bir gece geçireceklerdi ve Thomas bunu bir başka kadına olan ilgisini kaybetmek için yapıyor olacaktı. Deborah en başta rahatsız olmuştu ve kadının kim olduğunu öğrenmek istemişti ama Thomas'ın birlikte Instagram'a fotoğraf koymasına izin verirse bir sorun olmayacağını belirtmişti. Üstelik çoğu kadın gibi Thomas Boyle'un yataktaki marifetlerini arzuluyordu, duygular hiç önemli değildi.

"Selam yakışıklı." dendiğini duyduğunda Thomas sahte bir gülümsemeyle tanıdık sese döndü. Matthew, çoktan yanına girmiş ve ona eşlik etmek için müşterilere bakmaya başlamıştı. "Nabersin?"

Thomas alayla "Nica nerede?" diye sordu, bir yandan da shotları dolduruyordu.

"Ağabey-kardeş günü." Matthew'un tebessümüne Thomas eşlik etmedi. "Peki Nita nerede?"

Thomas omuz silkti. Muhtemelen Bellanita yakında burada olurdu ama bunu söylemeyecekti. "Deborah ile geldim."

"Evet, bunu herkes gördü." Matthew, tek kolunu tezgaha yaslayarak siparişi umursamadı ve Thomas'a meydan okurcasına baktı. "Bir tek Bellanita görmedi."

Thomas duraksadı, ardından da Matthew'un umursamadığı müşteriye bedava viski verdi. Bu sırada Matthew'un cümlesi zihninde dönüyordu. Nasıl görmemişti? Yakınlarda oturuyordu ve kızın yanındakilerin bu tarafa baktığına yemin edebilirdi. Hatta ondan dolayı içeri geçmişti, yoksa sebep Thomas değil miydi?

"Ne söylemek istiyorsan söyle sonra da beni rahat bırak, Matt." Thomas işaret parmağıyla, etrafı gösterircesine bir daire çizdi. "Meşgulüm."

"Bu geceki planın ne?" Matthew cevabı biliyordu ama Thomas'ın çenesiyle Deborah'ı işaret etmesini bekledi. İstediğini aldığında kendinden emin bir sesle konuştu: "İmkansız."

Thomas tezgahı sildiği havluyu yere attı, yenisi de omzuna aldı. Kollarını göğsünde birleştirerek tamamen Matthew'a döndü. "İmkansız olan nedir?"

"Açık konuşmamı gerçekten ister misin yoksa başlamadan şımarık bir çocuk gibi sinirlenip tepinecek misin?"

Thomas'ın yarıda bıraktığı işi Matthew devraldı. Thomas da hızlı davranıp siparişleri ulaştırmaya devam etti. Aralarında bir yarış gibiydi. "Sansürsüz olsun lütfen."

Matthew, Deborah'a baktı. "Bazı şeylerin tadına bir kez bile bakmamalısın çünkü sonrasında diğerleri aynı hazzı vermez." Thomas'tan bir tepki alamayınca iç çekerek açıklamaya girişti. "Deborah'ta veya herhangi bir kızda Bellanita'yı bulamayacaksın." Thomas, sakince işine devam ettiğinde Matthew'un kaşları kalktı. "Bekle... Sen bunu anlamışsın."

Thomas yaramazca sırıttı. "Evet. Anladım. Ama bu eğlenemeyeceğim anlamına gelmiyor." Matthew'un durgunlaşan ifadesine baktı ve bir günde kazandığı ikinci zaferin tadını tüm hücrelerinde hissetti. "Ne kadar pisleşebileceğimi, bundan da zevki zirvede alabileceğimi biliyorsun."

masum ve yasakHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin