⚘on dokuz

11.3K 714 128
                                    

yayımlanma tarihi: 11 mayıs, 2020

🎞honors*over

Thomas Boyle, gerçekten de ceza aldı. Okulun kulübünde bir ay boyunca küçük çocuklara basketbol dersleri verecekti ama bu sırada gerçekleşecek iki basketbol turnuvasına katılması yasaktı; yedeği onun yerine oynayacaktı. Üstelik sınavlarda B'nin altında alırsa uzaklaştırma uygulanacaktı.

Ona en iyi şekilde yardım edebilecek tek bir kişi vardı, bu yüzden Gavin ile ders çalışmaya başlamışlardı. Bu onu delirtmişti, belliydi ama fark ettirmemek için ifadesiz bir suratla geziyordu.

Ne yazıkki ortada başka bir kötü durum daha vardı. Gavin ile Thomas'ın bölümleri farklıydı; Gavin her ne kadar yardımcı olmaya çalışsa da kendi derslerine önem vermesi gereken bir dönemdeydi ve başka derslere ayıracak vakti yoktu. Bu gidişle Thomas o uzaklaştırmayı yiyecekti, birkaç gün olsa da kariyerinde engel oluşturabilecek bir durumla karşı karşıyaydı. Aslında zor bir şey değildi istenilen fakat Thomas'ın notlar konusunda iyi olmadığını herkes bilirdi. Hatta berbattı.

Matthew konuşurken duymuştum. Daha önce Matthew'un başlattığı bir kavgada da yer almıştı ve grup, Zach sayesinde cezasız kurtulmuştu. Şimdiyse hepsi Thomas'ın başına patlamıştı. Lewis'in babası başarılı bir avukat olduğu için Zach'ın babası, müdür, anca bunu kabul ettirebilmişti. Lewis ceza almayacak ama daha fazlası için şikayetçi de olmayacaktı.

Thomas'ın bir tür kamu hizmet cezası yiyeceğini düşünmüştüm, şimdiyse babasının kulağına giderse ortada çatışma yaşanacağını anlamıştım. Aileler ve bağırışlarını iyi bilirdim. Bu yüzden suçlu hissetmekten geri duramadım. Thomas'la bölümümüz aynıydı. İkinci sınıf konularına çalışmayı yavaşlattım. Bazı derslerde dört, bazılarında da üçe geçmiştim bile ama şimdi, hepsinde dörde atladım.

Kendim çalışırken Thomas'ı da çalıştırabilecek kıvama gelmem 1 hafta sürdü. Birkaç konu bitirmiş, notları en basit şekilde almıştım. Bu süreçte ortalıkta pek gezinmemiştim. Thomas'ı da birkaç kere, kısa kısa görmüştüm. Ders çalışmaya çalışıyordu ama hemen pes edip ya oyuna geçiyor ya da Conan'a gidiyordu. Gerçi hem Conan, hem de oyun en fazla yarım saat sürüyordu. Dikkati dağınıktı.

En sonunda, bir Cumartesi sabahı, elimde kağıtlarla salona indim. Thomas, açık kitaplarının üzerine ayağını uzatmıştı, telefonundan video izliyor ve sandviçini yiyordu. Varlığımdan haberdardı ama her zamanki gibi geçip gideceğimi, onu umursamayacağımı sanıyordu.

İç geçirmemek için kendimi zor tuttum. Elimdekileri pat diye masanın üzerine bıraktığımda ayaklarını aşağı indirerek bana baktı. "Notlar."

Kaşlarını çattı. "Yazın güzelmiş de, ıhm... Hatırlatma, sen birinci sınıftasın."

"Notlara baktın mı?" Başını olumlu anlamda salladı. "Ve buna rağmen senin konuların olduğunu fark etmediysen işimiz çok zor."

Bir an şokla sarsılacağını düşündüm, öyle bir elektrik yaydı. Anında kağıtları karıştırdı ve ağzı açık şekilde inceledi. Ne söyleyeceğini bilemez halde kalakaldı.

Çok geçmeden toparlandı. "Uğraştığın için teşekkür... Ederim."

Yine de tereddütlü görünüyordu çünkü okusa bile anlamayacağını düşünüyordu.

Yanındaki sandalyeyi çektim. "Daha yeni başlıyoruz."

"Olmaz." Tek elini kağıtların üzerine koyup kapadı, onları tutmamı engelledi. "Git kendi dersine çalış. Sınavlara az kaldı."

masum ve yasakHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin