⚘on iki

13.2K 658 131
                                    

yayımlanma tarihi: 24 şubat, 2020

Uykum kaçtığından beri bir saat geçti.

Kapının açılmasını ve içeriye birinin girmesini beklediğimden beri de tam iki saat. Ama kimse yoktu; hava kararmıştı, ev epey ısınmıştı fakat dışarıdaki soğuk hava karla birlikte camlara vuruyordu. Doğruldum, bir süre ayaklarımı yataktan sarkıtarak tamamen kendime gelmeyi bekledim.

Sessiz adımlarla odadan çıktım, kısık ışığın aydınlattığı koridoru kontrol ettim. Aşağı indim ve salona girdim. Çıtır çıtır yanan ateşin karşısında, koltukta uzanan Thomas'ı gördüm. Yüzü koltuğa dönüktü, kollarını göğsünde birleştirmişti ve kazağının sardığı geniş sırtı gergin duruyordu. Üzerinde kalın bir örtü vardı fakat belinde duruyordu.

Dennis'in söylediği şeylerden, Thomas'ın ne kadar rahatına düşkün biri olduğunu az çok anlamıştım. Burada uyuduğuna inanamıyordum. Onun yerini çalmıştım; koltukta yatması gereken bendim.

Parmak uçlarımda yürüyerek koltuğun arkasına geçtim ve yüzüne baktım. Onu uyandırmakla gitmek arasında kaldım. Bu süreçte gözlerim yerinde durmadı. İlk önce çatık kaşlarının sebebini çözmeye çalıştı, ardından da parmaklarıma fısıldadı... Yanağına dokunmak istiyordum, yeni yeni çıkan sakallarının verdiği his tatlı mıydı yoksa kaba mıydı? Peki ya dudakları?

Kalbim hopladı. Tanrım. Onları hissetmiş olduğuma inanamıyordum. Unutulmayacak asi ama yumuşak. İmkansız karışımlar silsilesi.

Thomas birden gözlerini açtığında geriye zıpladım ama zaten parmaklarımın ucunda olduğum için dengemi kaybettim ve düştüm. Bağırmamak için dudaklarımı birbirine bastırarak yüzümü kapadım. Fazla sert düşmüştüm.

Thomas'ın ayağa fırlayarak yanıma geldiğini aralık parmaklarımın ardından gördüm. Sanırım gülmemek için yanaklarını ısırıyordu ama ses tonu gayet belli ediyordu: "Olur böyle şeyler."

Derin bir nefes aldım, tüm utangaçlığımı geri ittim ve söylemek için geldiğim şeyi dillendirdim: "Oda senin. Ben burada yatacağım."

"Öncelikle, bu asla olmaz." Ciddiyetimi anladığında yüzü düştü. "İkinci olarak da eğer Dennis seni burada, beni de odada mışıl mışıl uyurken görürse kesinlikle ölürüm."

Kollarımı birleştirerek ona baktım, o da aynı şekilde karşılık verdi. Gözlerim uykusunda hırpalanmış gibi duran tişörtüne kaydı, oradan da açıkta kalan tenine. Odunları harap eden hararetli ateş teninin rengini koyulaştırıyordu, alevleri üzerinde mükemmel taşıyordu.

"Harika bir fikrim var. Birlikte yatmamıza izin verir misin, Nita?" Ona baktığımı anlamıştı. Teklifindeki arsız ses tonu bunu belli ediyordu. "Söz, ellerimi kendime saklayacağım."

Yüzündeki yaramaz ifadeden dolayı ürperdim. "Nedense sana hiç inanmıyorum."

İçimden en az on kere başımı eğmemem ya da gözlerimi kaçırmamam gerektiğini fısıldadım ama bunları hem yaptım hem de koltuğun altına girip saklanmak istedim.

"Eh, haklısın." Omuzlarını pes edercesine indirdi. "Bu gecelik gerçekten kendime hakim olacağım."

"Bu gecelik?"

"Evet, sadece bir istisna. O da şu tatlı bakışının kıyağı." Dudağının sağ kısmı hafifçe hareketlendi ve yarım bir gülümse sunuldu gözlerime. "Ama daha sonra benden kesinlikle kaçamayacaksın."

Kalbim heyecan ve korkuyla attı. Vücudumun alevlerden daha sıcak olduğunu hissediyordum. Boğazım kurudu ve eski haline dönmesi için en az üç bardak su gerekiyordu.

masum ve yasakHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin