BÖLÜM 4

22.9K 1.4K 97
                                    

Nihayet evimize gelmiştik. Yorucu ve hareketli bir gün geçirmiş olmamıza rağmen hala enerjimiz kalmış olmalı ki, araba durur durmaz ok gibi fırlayarak platforma kadar yaptığımız "En önce platforma kim ulaşacak" yarışlarından birini daha gerçekleştirebildik. Platformun yavaş yavaş yükselmesini beklerken, Hercules da arabayı park edip yanımıza gelmişti. Sonra hep birlikte platformun üzerinden karşıya geçmeye başladık.                                           

       Babam kapıda bizi bekliyordu. Arkasından da annem görünmüştü. Günümüzün nasıl geçtiğini merak eder gibi bir halleri vardı. İçeri girdiğimizde Hercules, her zamanki gibi anneme günlük raporunu sunarken, biz de mutfağa doğru yöneldik. Yemek olayını halledip bir an önce odama çıkmak istiyordum. Anlaşılan herkes benim gibi düşünüyordu. Sanki çok lezzetliymiş gibi hızlıca yemeklerimizi yedik. Annem, bu duruma çok mutlu oldu. Kendini çok usta bir aşçı gibi hissetmişti.                                                       

       İnsanın evi gibi yoktu. Çantayı bir köşeye, kendimi de yatağın üzerine fırlattım. Ariel, arkamdan odaya girdi ve kapıyı kapattı. Bir şeyler söylemek ister gibi karşımda durdu:                                                     

       "Bugün basketbol sahasında olanlar…"            

       Özür dilediğini düşünerek:                                

       "Boşver, önemli değil." diyerek sözünü kestim.

       Maç sona erdiğinde, herkes etrafımızda toplanmış ve bizi tebrik ediyordu. O karmaşada gözlerim Ariel'ı aradı. Yanımızda olması gerekirken saha kenarında yeni gelenlerden biriyle neşeli neşeli sohbet ettiğini gördüm. Tek yumruk olmamız gerektiği halde o, düşmanla işbirliği halindeydi. Kendisine baktığımı fark ettiği halde, istifini bile bozmamıştı. Çok bozulmuştum doğrusu…              

 "Hayır, o değil." diye devam etti. Sonra yüz ifademi görünce:                                               

   "Tabii özür de diliyorum. Ama orada otururken ilginç gelişmeler oldu. Oynadığınız oyunun farkında bile değildim. O nedenle yanınızda olamadım."                         

       Yatağa oturup dedikodu yapma pozisyonu almıştık.   

       "Alexander…" diye söze başladı.                     

       "Alexander mı?" dedim anlamamış gibi yapıp gülerek.

       "Dalga geçme Carol. Şu yeni gelen diğer sarışın çocuk. Hani bizi birlikte gördüğün. Zevklerimiz aynı neredeyse. O da benim gibi tiyatroyu çok seviyor. Romeo ve Juliet'i İngiltere'de izlemiş. İnanabiliyor musun? Babam bizi götürmemişti hani."                                                  

       "Evet?"                                                  

       "Ne eveti, işte bu!"                                                        

    "Yani, ben hala birlik olmamız gereken bir anda yanımızda olmamanı; bırak yanımızda olmayı, rakiple işbirliği içinde olmanın nedenini açıklamanı bekliyorum."     

       ''Basketbol, basketbol… Niye sizin için önemli olan benim için önemli olsun ki? Siz tiyatroyu önemsemiyorsunuz diye ben size kızıyor muyum?"                     

SAKLANANLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin