BÖLÜM 75

5.3K 541 27
                                    


Ne demek istediğine anlam verememiştik ama emin olduğumuz tek şey vardı: Son nefesini bile bizim için harcamıştı. Sonra gözlerini bir daha açmamak üzere kapattı ve başı hafifçe yana düştü. Annemin yanına gitmişti...

Keira ve Ariel'in hıçkırıkları iyice şiddetlenmişti. Aden, babamın başını tutmaya devam ediyordu. Kaşları o kadar çatılmıştı ki, bir an önce babama verdiği sözü yerine getirmek istediği belliydi. Ben ise onun siyah saçlarını okşuyor ve artık ne bunu, ne de onunla yaptığımız pek çok şeyi bir daha yapamayacağımızı düşünüyordum. Ultor bütün bu mutlulukları elimden almıştı. Nefretle onun yüzüne baktım ve bağırarak:

"Sen zavallı bir yaratıksın Ultor! Yenilip kaçarken geçtiği yerleri yağmalayan aşağılık askerlerden hiçbir farkın yok! Babamı öldürmen gerekmezdi!"

"Yenilmek mi?" diye sordu Ultor gülerek.

Aynı anda gökyüzü bir anda ışıl ışıl aydınlandı ve zemin sarsılmaya başladı. Yukarıda beliren ışık o kadar parlaktı ki, kafamızı kaldırıp bakamıyorduk bile. Ayağımızın altındaki titreşim de artarak devam ediyordu. Şaşkınlık içinde birbirimize baktık. Aden babamın başını yavaşça yere bıraktı ve hep birlikte doğrulduk. Arkadaşlarımız, etrafımızda oluşturdukları çemberde hala gözlerini ayırmadan bizi takip ediyor ve hiç konuşmuyorlardı. Forneus baygın bir şekilde yatmaya devam ediyordu.

"Yenilmek benim için söz konusu bile olamaz. Çünkü ben Ultor'um. Yakın gelecekte bütün evrenlerin tek hakimi!.."

Aden kılıcına davrandı: "Bu soytarıyı susturmak gerek artık," diye söylendi.

"Siz beni tam olarak anlayamadınız galiba." dedi Ultor kendinden emin bir şekilde. Bu arada titreşim ve ışık artarak devam ediyordu. "O halde arkadaşlarınıza dikkatle bakın." diye ekledi.

Hepsi hala hipnotize olmuş gibi gözlerini bile kırpmadan bizebakıyorlardı. Sonra birdenbire bedenleri titremeye ve kontrol dışı hareketler yapmaya başladı. Bir anda derileri koyulaştı ve damarları siyah renk aldı. Saniyeler içerisinde tanınamaz hale gelmişlerdi.

O anda Borrowski'nin Felicity ve Jade hakkında söylediklerini hatırladım. Onların başına gelen şimdi Matthew, Simon, Charles, Melanie, Sissy ve Kelly'nin de başına geliyordu. Hepsinin yanında, sanki içlerinden dışarıya çıkmaya çalışan saydam bir görüntü oluşmaya başlamıştı. Daha sonra da bu saydam görüntüler netleşerek Hercules'den bile iri yapıda birer savaşçıya dönüştüler. Bunların üçünün Zamor, diğer üçünün de korumaları olan Lapith'ler olduğu anlaşılıyordu. Arkadaşlarımızın bedenlerine girmiş ve bütün enerjilerini emerek onları mumyadan farksız bir görünüşe sokmuşlardı. İçlerindeki beden tamamen çıkınca, gözlerindeki ifadeler birdenbire tekrar anlam kazandı ve çok kısa bir süreliğine de olsa yine kendileri oldular. Hepsi de sanki bir şeyler söylemek istercesine bana bakıyordu. Ama ne yazık ki hiçbirinin o kadar zamanı kalmamıştı. Gözlerimin önünde birer birer yere düştüler.

"Hayır!.." diye bağırdım çaresizlik içinde. Aynı anda nefretleUltor'a baktım. Gözyaşlarına boğulmuştum.

"Sizi ordumuzun süper savaşçıları ile tanıştırmama izin verin."dedi. "Çok yetenekli ve çok güçlülerdir. Tek kötü yanları çok sık acıkıyor olmaları." diye ekledi, arkadaşlarımızın cansız bedenlerine bakarak.

SAKLANANLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin