BÖLÜM 53

5.9K 573 11
                                    

       "Mademki eninde sonunda yüzeceğiz, neden suya atlamıyoruz da merdivenlerde sıraya geçiyoruz?" diye sordu Keira söylenerek. Aden ters ters bakınca da: "Tamam tamam, sadece sesli düşünüyordum." diye ekledi.

Aden'in başıyla işaret vermesinden sonra hepimiz suyun içindeki ilk basamağa adımlarımızı atmıştık. Birbirimizin yüzüne bakarak durum değerlendirmesi yaptık; olağan dışı bir şey görünmüyordu. İkinci basamağa da neredeyse aynı anda adım atmıştık ki, o sırada garip bir şey oldu. Göldeki su seviyesi birdenbire düşmeye başlamıştı. Ama asıl gariplik suyun azalması değildi; garip olan,sadece merdivenlerin üzerindeki su kütlesinin yok olmasıydı. Hemde fiziki olarak ayırıcı bir set ya da benzer bir seperatör olmadan! Sanki bir kuvvet suyu bir pasta gibi kesip merdivenlerin ve kapsüllerin üzerindeki parçaları çıkarmıştı.

Gördüğümüz şey olağanüstü bir teknoloji ve tabii ki müthiş bir zekanın ürünüydü. Babamın icatlarına bu kadar alışkın olanbizler bile, gördüğümüz bu sahne karşısında şaşkına dönmüştük. Bir yandan ağır ağır merdivenleri inmeye devam ediyor bir yandan da yanımızdaki su kütlesinin nasıl bu şekilde sınırlandırılabildiğini merak etmeden duramıyorduk. Ariel ve ben, elimizi merdivenin yanında sınırlandırılmış olan su kütlesine değdirebiliyorduk.

Kapsüllerin önüne gelince kapılar, kayar bir mekanizma sistemi hareketi ile açıldı. Aynı anda içlerini dolduran duman da dışarıya çıkmıştı. Yine göz temasıyla birbirimizi kontrol ederek aynı anda ve çekinerek kapsüllerin içine girdik.

Kapsülün içinde hiçbir kumanda ünitesi bulunmuyordu. Ama dikkatimi çeken şey, kapsülün iç içe geçmiş iki cidardan oluşmuş olmasıydı ve iki cidar arasında yaklaşık bir santimetrelik bir boşluk bulunuyordu. İç taraftaki cidarın ise delikli bir yapısı vardı ve silindirik camsı yüzeyde toplu iğne başı büyüklüğünde milyonlarca delikgöze çarpıyordu.

Ben bunları incelerken kapı tıslayarak kapandı. Hemen Keira, Ariel ve Aden'e baktım. Belli etmeseler de onlar da benim gibi endişe içindeydiler. Çünkü bu kapsülün içinde başımıza neler geleceği hakkında en ufak bir fikrimiz yoktu. Ve hepsi de sanki benden bir işaret, ya da bir hareket bekliyor gibiydi. Ama ne yazık kihafifçe gülümseyerek cesaret vermekten başka yapabileceğim hiçbir şey yoktu.

Kapının kapanmasından biraz sonra, ayağımızın altındaki su seviyesi yükselmeye başladı ve saniyeler içerisinde dizlerimize kadar ulaşmıştı. İşte şimdi korkmaya başlamıştım! Aden korkudan deliye dönüp panikleyen Keira'yı işaretlerle yatıştırmaya çalışıyordu. Ben bile bir an kapıyı açıp dışarıya çıkmayı düşündüm; ama kapsülde kapı bulunduğuna dair en ufak bir ipucu bile görünmüyordu.

Su seviyesi yükselmeye devam ederken, aynı anda bacaklarımda tuhaf bir karıncalanma hissetmeye başladım. Nedenini anlamak için aşağıya doğru bakınca, cidardaki o küçük deliklerden mavi renkli bir gazın suyun içine doğru pompalandığını fark ettim. Suyun rengi bu gazın etkisiyle hafifçe renk değiştiriyordu. Çok hoş bir kokusu vardı. Ayrıca, büyük ihtimalle yatıştırıcı bir etki de sağlıyordu; çünkü artık ne ben, ne de diğerleri panik durumunda değildik. Kalp atışlarım son derece yavaşlamıştı ve kendimi son derece huzurlu hissediyordum. Hatta kapsüldeki su seviyesinin burun seviyemi bile geçmesini gayet sakin karşılamıştım. Gözlerim sürekli olarak kardeşlerimdeydi ve onlar da benim gibi sakindi.

SAKLANANLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin