EV ARKADAŞI •KÜÇÜK HEDİYE•

23.9K 1.4K 890
                                    

Selaamss!

Yorum ve oy sayısı geçen bölüm biraz düştü. Bu bölüm 500 yorumu geçer miyiz?

Lgs'den çıkan bebişler, sınavınız nasıl geçti? Kötü geçtiyse de moralinizi bozmayın son sınavınız değil :') İlk Lgs'ye giren biri olarak sizi anlıyorum ama üzülmeyin yani. Sınavı atlatmanız şerefine bu bölüm benden size ❤

Keyifli okumalar!

Önünde durduğum beyaz kapıyı heyecanla tıklatırken Pusat'tan gelecek onayı bekledim. Bugün, annem evimize gelecekti. Daha doğrusu önce bize akşam yemeği ısmarlayacak, yemekte Pusat'la tanışacak ve daha sonra evimize gelecekti. Bunu sabah Pusat'a söylemiştim ve Pusat bana onay verip odasına çekilmişti. Akşam yemeğine kadar hazır olacağını ama kendisini alıştırması gerektiğini belli etmişti. Benim gibi o da heyecanlıydı ve biraz annemden çekiniyordu. Ben de Pusat'ın annesiyle tanışacak olsam elbette çekinirdim. Onu anlayabiliyordum.

"Gel Dolunay!" Pusat, içeriden bana seslenirken koridorda gezinen Juliet'i kucaklayıp Pusat'ın kapısını araladım. Yatağında oturup bilgisayarının hızlı hızlı tuşlarına basan Pusat bana tamamen yabancı gelirken bozuntuya vermedim. Pusat bugün değişikti. Değişik olmasa şu an kitap okuyor ve hatta ders çalışıyor olmalıydı. İkisini de yapmıyordu ve sanırım oyun oynuyordu. Bilgisayar oyunu.

"Sıkıldım da, biraz da heyecanlandım. Yanında durabilir miyim? Sesimi çıkarmam, seni izlerim." derken içeri doğru girip kapıyı arkamdan kapattım. Pusat'ın bana izin vereceğini elbette biliyordum. Sadece çekiniyordum ve bu çekingenliğimi bana izin vermesiyle atlatmaya çalışıyordum. Pusat, bana izin verirse onu izlememe ve odasını incelememe onay veriyordu ve benim utanmam için hiçbir sebep kalmıyordu. Sonuçta o, kabul ediyordu onu izlememi.

"Gel, oturabilirsin buraya."

Pusat, hafifçe yana kayarken bana bakmadı. Bilgisayarının ekranına bakmaya devam ederken aynı zamanda tuşlara ve faresine hızlı hızlı bastı. Merakla onun yatağına doğru adımlarken zıplayarak bana sarılan Romeo ile durmak zorunda kaldım. Kendini bana sevdirmeye çalışan koca bebek sıkıldığını belli ederken Juliet'i kıskanmaması için eğildim ve elimi başına bıraktım. Onu ve tüylerini usul usul okşarken Romeo keyifle yere uzandı ve patilerini havaya kaldırdı.

Bu koca bebek kesinlikle sevgi arsızıydı.

"Bak, sana kimi getirdim..." diye mırıldanırken kucağımda duran Juliet'i yavaşça yere bıraktım. Juliet, patileriyle koşuştururken Romeo'nun sağa ve sola sallanan patilerine atıldı. Kurduğu oyuna Romeo da karşılık verirken onları kendi halinde bırakıp ayağa kalktım.

Pusat'ın yatağına yavaşça otururken bilgisayar ekranına baktım. Bugün, ikimizin de dersi yoktu. Okula gitmemiş ve uzun süren kahvaltımızın sonrasında odalarımıza dağılmıştık. Ben, yapacak hiçbir şey bulamamışken Pusat çareyi oyun oynamakta bulmuş gibiydi.

Değişik bir oyun oynuyordu. Değişik tiplerdeki karakterlere sürekli olarak saldırıyor ve onun arkasında duran oyuncularla kuleye benzer şeyleri yıkmaya çalışıyordu. Dikkatle ellerini ve ekranı takip etmeye çalışırken bir şey anlamamam moralimi bozdu. Her oyunun amacı gibi bu oyunun da amacı kazanmaktı ama neyi ve kimi yenerek kazanılacak, hiç belli değildi. Ben, bilgisayar oyunu oynamazdım. Daha doğrusu anlamazdım. Küçükken oynadığım giysi giydirme ve yemek yapma oyunlarını saymazsak oyun oynamamış sayılırdım.

Pusat, hızlı hızlı oyun oynadıkça ben de oynamak istiyordum ama oynayabilir miydim ya da Pusat bana izin verir miydi, bilmiyordum. Gerçi onun oynadığı gibi oynayamazdım. Kesin yenilirdim.

EV ARKADAŞIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin